çıkmak

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Disambig.svg Ayrıca bakınız: Çıkmak

Türkçe[düzenle]

Söyleniş[düzenle]

IPA: //t͡ʃɯcˈmac//

Heceleme[düzenle]

Heceleme: çık·mak

Eylem[düzenle]

çıkmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi çıkar) -ar

  1. içeriden dışarıya varmak, gitmek
    Ortalık ağarırken bir arkadaşımla yorgun adımlarla konaktan çıktık. - F. R. Atay
  2. elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek
    Bu mülakatımızdan esaslı bir netice çıkmadı. - Atatürk
  3. bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak
    Çiçeği burnunda subay çıkar çıkmaz, ben size bir emir eri bulurum. - H. Taner
  4. bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek
    Yeni evimizden çıkıp eski evimize taşındık. - Y. Z. Ortaç
  5. süresi dolduğunda ayrılmak
    Daireden çıkmak. Hastaneden çıkmak. Cezaevinden çıkmak.
  6. yapılmak, yürümek
    Bu dairede işler kolay çıkmaz.
  7. yetişecek ölçüde olmak
    Bu kumaştan bir palto çıkar mı?
  8. eksilmek
    Dörtten iki çıkarsa iki kalır.
  9. meydana gelmek
    Uygunsuz dediğim vakalardan biri bir salon oyunu yüzünden çıkmıştır. - R. N. Güntekin
  10. sıyrılmak, ayrılmak
    Bebeğin patiği çıktı.
  11. herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak
    Borçlu çıkmak. Kârlı çıkmak. Alacaklı çıkmak.
  12. bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek
    Çok sonra öğrenecek bunu. Çok sonra, çocukluktan çıkıp kocaman adam olduktan sonra. - T. Dursun K
  13. bir şeyin yukarısına doğru yürümek
    Uzun, dik merdivenli bir yokuşu çıktık. - R. H. Karay
  14. bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak
    Sularda bakteri çıktı.
  15. yetkili birinin makamına için gitmek
    Arsız ve aptal mahalle çocuğu rolüne çıkmıştı. - B. R. Eyuboğlu
  16. talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak
    Arkadaşa piyango çıkmış. Bize yine gezi çıktı. Bu işten size de bir şey çıkar.
  17. bir konu yetkililerce karara bağlanmak
  18. mal olmak
    Bu ev dört milyara çıktı.
  19. oyunda herhangi bir rolü oynamak
    Arsız ve aptal mahalle çocuğu rolüne çıkmıştı. - B. R. Eyuboğlu
  20. bir yere ulaşmak, varmak
    Karşı kaldırıma geçtiler, sağa sola saptılar, demir yoluna çıktılar. - M. Ş. Esendal
  21. karaya ayak basmak
    1919 senesi Mayıs'ının on dokuzuncu günü Samsun'a çıktım. - Atatürk
  22. yayılmak, duyulmak
    Başından beri gazetelerde enstitü hakkında havadisler çıkıyordu. - A. H. Tanpınar
  23. olmak, bulunmak, var olmak
    Bayramın son günü her iki kadının da işleri çıkmıştı. - O. C. Kaygılı
  24. bir iddia ile ortalıkta görünmek
    Sen onun karşısına çapkın bir adam gibi çıktın. - P. Safa
  25. yayılmak
    Lağımdan pis kokular çıkıyor.
  26. karşı gelebilmek, boy ölçüşmek
    Güreşte ona çıkacak kimse yok.
  27. buluşmak
    Kravatın boyası gömleğe çıktı.
  28. binaya kat eklemek
    Evin ikinci katını çıkmadan havalar bozuldu.
  29. bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak
    Bu kahveden sıkıldın, ötekine çıkarsın, anladın mı? - M. Ş. Esendal
  30. niteliği sonradan anlaşılmak
    Eyvah, bu da ötekiler gibi soysuz çıktı. - R. N. Güntekin
  31. belirmek, tanınmak
    Bir ilçe belediye başkanı hepsinden açıkgöz çıktı. - M. İzgü
  32. davranışta herhangi bir niteliği bulunmak
    Akıllı çıktı da arkadaşına uymadı.
  33. yerinden oynamak
    Fukaranın hem sağ bileği çıkmış hem davulu patlamıştı. - R. N. Güntekin
  34. görünür veya belli bir durumda bulunmak
    Tencerenin bakırı çıktı. Zayıflıktan kemikleri çıkmış.
  35. oluşmak, olmak
    Fırtına çıkmak. Soğuk çıkmak.
  36. piyasaya sürülmek
  37. bitmek, büyümek, sürmek
    Ekinler çıkmaya başladı. Bıyığı çıktı.
  38. verilmek
    Maaş çıkmak. Emir çıkmak.
  39. ay veya mevsim geçmek
    Mart çıktı. Kış çıktı.
  40. yeni yetişip satışa sunulmak
    Erik çıkmış. Çilek daha çıkmadı.
  41. yükselmek, artmak
    Fiyatlar çıktı.
  42. artırmak, fiyatı yükseltmek
  43. sesini yükseltmek
  44. büyük abdest bozmak
  45. giderilmek, yok olmak
    Leke çıktı.
  46. unutmak
    O söz benim hatırımdan çıkmadı.
  47. Ay, Güneş görünmek
    Hava açılmış, ay çıkmıştı. - R. H. Karay
    Güneş seni ısıtmak için çıkıyordu. - Y. K. Karaosmanoğlu
  48. yayımlanmak
    Yeni çıkmış Fransızca bir iki kitap bulunurdu. - Y. Z. Ortaç
  49. gelmek
    Çok geçmeden haber çıkacağını kadınlık insiyakıyla derhâl sezmişti. - R. H. Karay
  50. gerçekleşmek
    İnsanın her gördüğü rüya çıkmaz ya! - M. Ş. Esendal
  51. bulunduğu yerden fırlamak, kopmak
    Arabanın direksiyonu çıkmak.
  52. bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek
    Ev, ev olmaktan çıktı.
  53. flört etmek
    Sevim, senden başka bir kızla çıkmadım. - A. İlhan
  54. erişmek, görmek
    Aklı başında ama sabaha çıkamayacağına kalıbımı basarım. - S. F. Abasıyanık
  55. (mecaz) harcamak zorunda kalmak
    Paradan çıkmak. Bin liradan çıktım.
  56. (-i) vermeye katlanmak
    Çık bakalım paraları!

Yazılışlar[düzenle]

چيكماك

Sözcük birliktelikleri[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Karşıt anlamlılar[düzenle]

çıkmamak, girmek

Türetilmiş kavramlar[düzenle]

battıçıktı, zıpçıktı

Eski Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] çıkmak
[2] nemlenmek
[3] çekerek bağlamak

Yazılışlar[düzenle]

چيكماك