çıkmak
Görünüm
| Ayrıca bakınız: Çıkmak |
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]









Osmanlı Türkçesi چیقمق sözcüğünden devralındı, Ana Türkçe *čïk- sözcüğünden devralındı.
Söyleniş
[düzenle]Eylem
[düzenle]çıkmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi çıkar)
- İçeriden dışarıya varmak, gitmek.
- 2022:Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı,, Huzur, sayfa 11 , Dergâh Yayınları
- "Mümtaz, ağabey dediği amcasının oğlu İhsan'ın hastalandığından beri doğru dürüst sokağa çıkmamıştı."
- 2022:Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı,, Huzur, sayfa 11 , Dergâh Yayınları
- Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek.
- "Bu mülakatımızdan esaslı bir netice çıkmadı." - Atatürk
- Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak.
- 2006: Fahri ERDİNÇ, 2006, Acı Lokma, sayfa 130 , Yordam Kitap
- "Hoşça kal Zehra'cık, öğretmen çıkarsam, sen bir polise gittiğine pişman olmaz mısın?"
- 2006: Fahri ERDİNÇ, 2006, Acı Lokma, sayfa 130 , Yordam Kitap
- Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek
- 2020: Mehmet EROĞLU, 2020, Yarım Kalan Yürüyüş, sayfa 63 , İletişim Yayınları
- "Üçümüz hafta sonları eve çıkınca o yalnız kalırdı."
- 2020: Mehmet EROĞLU, 2020, Yarım Kalan Yürüyüş, sayfa 63 , İletişim Yayınları
- Süresi dolduğunda ayrılmak:
- Peronlardaki bütün otobüsler, beş dakika içinde otogardan çıkmak zorunda.
- Yapılmak, yürümek:
- Bu dairede işler kolay çıkmaz.
- Yetişecek ölçüde olmak.
- 2015: Didem MADAK, 2015, Ah'lar Ağacı, sayfa 16
- "Benim yokluğumdan dünyaya/Bir elbise çıkar sanmıştım."
- 2015: Didem MADAK, 2015, Ah'lar Ağacı, sayfa 16
- Bir şeyden bir şey eksilmek.
- Dörtten iki çıkarsa iki kalır.
- Meydana gelmek.
- "Uygunsuz dediğim vakalardan biri bir salon oyunu yüzünden çıkmıştır." - Reşat Nuri Güntekin
- Sıyrılmak, ayrılmak.
- "Parkın merdivenini inerken, çıplak ayağına giydiği eski mest lastiğinin teki, fırladı, ayağından çıktı." - Samim Kocagöz
- Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak.
- "Osman Seden beni komedi filminde deneyip büyük bir başarı kazanınca bundan hepimiz kârlı çıktık." - Öztürk Serengil
- Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek:
- "Çok sonra öğrenecek bunu. Çok sonra, çocukluktan çıkıp kocaman adam olduktan sonra." - Tarık Dursun K
- Bir şeyin yukarısına doğru yürümek.
- 1944: Ekmel İZDEM, 1944, Dünkü - Bugünkü Akhisar, sayfa 73 , Ülkü Basımevi
- "Şehir çukurda olduğu için toplu bir görünüşü yoktur. Onu görebilmek için Yeldeğirmeni tepesine çıkmak lazım."
- 1944: Ekmel İZDEM, 1944, Dünkü - Bugünkü Akhisar, sayfa 73 , Ülkü Basımevi
- Bir inceleme, bir araştırma sonucu bir şey bulmak.
- 2025: Cevat Çapan, 2025 Sabahattin Eyuboğlu, sayfa 22 , Sözcükler , 118. sayı,
- "Orada Sabahattin Eyuboğlu diye bir isme rastladım. Bedri Rahmi Eyuboğlu o yıllarda da yeterince ünlüydü. Demek ki Sabahattin Bey herhalde onun akrabası filan diye düşündüm, araştırdım kim diye. Bedri Rahmi'nin abisi çıktı."
- 2025: Cevat Çapan, 2025 Sabahattin Eyuboğlu, sayfa 22 , Sözcükler , 118. sayı,
- Yetkili birinin makamına iş için gitmek:
- "Hazırladığı raporları yırtmış ve Ali Rıza Paşa’nın makamına çıkarak duyduklarını şifahen nakletmişti." - Ayşe Kulin
- Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak.
- "Kendine on altı bin lira piyango çıkmış bir kimsenin birkaç yüz kuruşu ödeyememesi dosta düşmana garip görünecekti." - Hüseyin Rahmi Gürpınar
- Bir konunun yetkililerce karara bağlanması.
- Mal olmak.
- Bu ev dört milyara çıktı.
- Oyunda herhangi bir rolü oynamak.
- "Arsız ve aptal mahalle çocuğu rolüne çıkmıştı." - Bedri Rahmi Eyüboğlu
- Bir yere ulaşmak, varmak.
- 2018: Semih ÖZTÜRK, 2018, Önce Dağlar Kar Tutacak, sayfa 65 , Varlık Yayınları
- "Revire çıksam, doktor yine ağrı kesici verip savacak başından."
- 2018: Semih ÖZTÜRK, 2018, Önce Dağlar Kar Tutacak, sayfa 65 , Varlık Yayınları
- Karaya ayak basmak.
- "1919 senesi Mayıs'ının on dokuzuncu günü Samsun'a çıktım." - Atatürk
- Yayılmak, duyulmak.
- "Başından beri gazetelerde enstitü hakkında havadisler çıkıyordu." - Ahmet Hamdi Tanpınar
- Olmak, bulunmak, var olmak.
- "Bayramın son günü her iki kadının da işleri çıkmıştı." - Osman Cemal Kaygılı
- Bir iddia ile ortalıkta görünmek:
- "Sen onun karşısına çapkın bir adam gibi çıktın." - Peyami Safa
- Koku, ses vb. yayılması.
- Lağımdan pis kokular çıkıyor.
- Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek.
- Güreşte ona çıkacak kimse yok.
- Bir şey bulaşmak.
- "Uçmadan önce yaldızlı tozdan pulları elime çıktı." - Füruzan
- Binaya kat eklemek
- 2014: Ayfer Tunç, 2014, Dünya Ağrısı, sayfa 61 , Can Sanat Yayınları
- "Küçük oğlu nişanlanınca üçüncü katı çıktı. Şimdi çatısı yapılmamış bina dördüncü katı çıkmasını bekliyor."
- 2014: Ayfer Tunç, 2014, Dünya Ağrısı, sayfa 61 , Can Sanat Yayınları
- Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak.
- "Bu kahveden sıkıldın, ötekine çıkarsın, anladın mı?" - Memduh Şevket Esendal
- Niteliği sonradan anlaşılmak.
- "Eyvah, bu da ötekiler gibi soysuz çıktı." - Reşat Nuri Güntekin
- Belirmek, tanınmak.
- "Bir ilçe belediye başkanı hepsinden açıkgöz çıktı." - Muzaffer İzgü
- Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak.
- "Oğlan akıllı çıktı, kimleri bulacağını, kimlerle çalışacağını bildi." - Oya Baydar
- Yerinden oynamak.
- "Fukaranın hem sağ bileği çıkmış hem davulu patlamıştı." - Reşat Nuri Güntekin
- Görünür veya belli bir durumda bulunmak.
- "Yüzünün derisi buruşmuş, elmacık kemikleri çıkmıştı." - Cahit Uçuk
- Oluşmak, olmak.
- 2004: Ahmet BÜKE, 2004, İzmir Postası'nın Adamları, sayfa 1 , Kanat Yayınları
- "Fırtına çıkacak diye çok bekledim o yaz."
- 2004: Ahmet BÜKE, 2004, İzmir Postası'nın Adamları, sayfa 1 , Kanat Yayınları
- Piyasaya sürülmek.
- Bitmek, büyümek, sürmek.
- "Mayısın ortası olmadan ekinler çıktı." - Ümit Kaftancıoğlu
- Emir, talimat vb. verilmek.
- "Dört gün, dört gece yanına kimse varmayacak diye emir çıktı." - İlhan Tarus
- (zaman) Ayın veya mevsimin geçmesi
- 2024: Meliha YILDIRIM, 2024, Remil, sayfa 65 , Alakarga Sanat Yayınları
- "Şubat ayının çıkmasına az vakit kalınca önceki gibi değildi bu sabah."
- 2024: Meliha YILDIRIM, 2024, Remil, sayfa 65 , Alakarga Sanat Yayınları
- Yeni yetişip satışa sunulmak.
- "Önce badem ağacı çiçek açtı, sonra çağlalar ağaçları süsledi. Ardından erikler çıktı." - Vivet Çavlı
- Yükselmek.
- Fiyatlar çıktı
- Sesini yükseltmek.
- Giderilmek, yok olmak.
- "Gerçekten adamın kolundaki leke çıktı. Çıktı ama, üzerindeki kumaş da eriyip gitti..." - Muzaffer İzgü
- Bir şeyi unutmak.
- 1960: Attilâ İlhan, 1960, Ben Sana Mecburum, sayfa 68 , Ataç Kitabevi
- "sen beyaz bir kadınsın/uzaktaki/gözlerin aklımdan çıkmıyor"
- 1960: Attilâ İlhan, 1960, Ben Sana Mecburum, sayfa 68 , Ataç Kitabevi
- Ay'ın veya Güneş'in görünmesi.
- "Hava açılmış, ay çıkmıştı." - Refik Halit Karay
- "Güneş seni ısıtmak için çıkıyordu." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- (basın yayın) Kitap, dergi vb. kaynakların yayımlanması
- "Yeni çıkmış Fransızca bir iki kitap bulunurdu." - Yusuf Ziya Ortaç
- Aktarılmış olmak:
- "Çok geçmeden haber çıkacağını kadınlık insiyakıyla derhâl sezmişti." - Refik Halit Karay
- Gerçek hâle gelmek:
- "İnsanın her gördüğü rüya çıkmaz ya!" - Memduh Şevket Esendal
- Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak:
- Arabanın direksiyonu çıkmak.
- Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek:
- "Artık yaşanılır olmaktan çıktı İstanbul. Yaşanılır gibi değil. Daha doğrusu, İstanbul, İstanbul olmaktan çıktı." - Demirtaş Ceyhun
- (sosyoloji) flört etmek
- 2018: Ayfer Tunç, 2018, Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, sayfa 350 , Can Sanat Yayınları
- "Çıktığı kızları da kıskanmıyordum, çünkü hangi kızla çıkarsa çıksın ben varım diyordum."
- 2018: Ayfer Tunç, 2018, Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, sayfa 350 , Can Sanat Yayınları
- Erişmek, görmek.
- "Aklı başında ama sabaha çıkamayacağına kalıbımı basarım." - Sait Faik Abasıyanık
- Harcamak zorunda kalmak.
- "Geçen hafta düğünümüz oldu. Çok paradan çıktım." - Aziz Nesin
- (argo) Vermeye katlanmak
- 2022: Ümit KAFTANCIOĞLU, 2022, Altın Ekin, sayfa 147 , Dinozor Genç
- "Çık çocuğun parasını."
- 2022: Ümit KAFTANCIOĞLU, 2022, Altın Ekin, sayfa 147 , Dinozor Genç
Çekimleme
[düzenle]çıkmak eyleminin çekimi
Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]bata çıka, cıcığı çıkmak, çıkmadık canda umut var, çileden çıkmak, çizmeden yukarı çıkmak, düzlüğe çıkmak, götü çıkmak, sütten çıkmış ak kaşık, başına çıkmak, dalıp çıkmak, dediğinden çıkmak, düzlüğe çıkmak, göbeği çıkmak, ortaya çıkmak, tatile çıkmak
Türetilmiş kavramlar
[düzenle]
Çeviriler
[düzenle]çıkmak
|
flört etmek
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "çıkmak" maddesi
Kategoriler:
- Osmanlı Türkçesi kökenli Türkçe sözcükler
- Osmanlı Türkçesinden devralınan Türkçe sözcükler
- Ana Türkçe kökenli Türkçe sözcükler
- Ana Türkçeden devralınan Türkçe sözcükler
- Türkçe 2 heceli sözcükler
- Türkçe IPA okunuşu olan sözcükler
- Türkçe sözcükler
- Türkçe eylemler
- Türkçe kitaptan tanıklıklar
- Türkçe mecmuadan tanıklıklar
- Türkçede zaman
- Türkçe argo