çıkmak

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Disambig.svg Başka anlamlar veya farklı yazılışlar için bakınız: Çıkmak

Türkçe[değiştir]

===Lupa.pngEylem

zaman Kişi Çekimli Eylem
Belirli geçmiş ben çıktım
Belirsiz geçmiş ben çıkmışım
Geniş zaman ben çıkarım
sen çıkarsın
o çıkar
Şimdiki zaman ben çıkıyorum
Gelecek zaman ben çıkacağım

===

çıkmak -ar

Ico libri.png Anlamlar

[1] içeriden dışarıya varmak, gitmek
Ortalık ağarırken bir arkadaşımla yorgun adımlarla konaktan çıktık. - F. R. Atay
[2] elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek
Bu mülakatımızdan esaslı bir netice çıkmadı. - Atatürk
[3] bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak
Çiçeği burnunda subay çıkar çıkmaz, ben size bir emir eri bulurum. - H. Taner
[4] bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek
Yeni evimizden çıkıp eski evimize taşındık. - Y. Z. Ortaç
[5] süresi dolduğunda ayrılmak
Daireden çıkmak. Hastaneden çıkmak. Cezaevinden çıkmak.
[6] yapılmak, yürümek
Bu dairede işler kolay çıkmaz.
[7] yetişecek ölçüde olmak
Bu kumaştan bir palto çıkar mı?
[8] eksilmek
Dörtten iki çıkarsa iki kalır.
[9] meydana gelmek
Uygunsuz dediğim vakalardan biri bir salon oyunu yüzünden çıkmıştır. - R. N. Güntekin
[10] sıyrılmak, ayrılmak
Bebeğin patiği çıktı.
[11] herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak
Borçlu çıkmak. Kârlı çıkmak. Alacaklı çıkmak.
[12] bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek
Çok sonra öğrenecek bunu. Çok sonra, çocukluktan çıkıp kocaman adam olduktan sonra. - T. Dursun K
[13] bir şeyin yukarısına doğru yürümek
Uzun, dik merdivenli bir yokuşu çıktık. - R. H. Karay
[14] bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak
Sularda bakteri çıktı.
[15] yetkili birinin makamına iş için gitmek
Başkana çıkmak.
[16] talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak
Arkadaşa piyango çıkmış. Bize yine gezi çıktı. Bu işten size de bir şey çıkar.
[17] bir konu yetkililerce karara bağlanmak
Bu ev dört milyara çıktı.
[18] mal olmak
Bu ev dört milyara çıktı.
[19] oyunda herhangi bir rolü oynamak
Arsız ve aptal mahalle çocuğu rolüne çıkmıştı. - B. R. Eyuboğlu
[20] bir yere ulaşmak, varmak
Karşı kaldırıma geçtiler, sağa sola saptılar, demir yoluna çıktılar. - M. Ş. Esendal
[21] karaya ayak basmak
1919 senesi Mayıs'ının on dokuzuncu günü Samsun'a çıktım. - Atatürk
[22] yayılmak, duyulmak
Başından beri gazetelerde enstitü hakkında havadisler çıkıyordu. - A. H. Tanpınar
[23] olmak, bulunmak, var olmak
Bayramın son günü her iki kadının da işleri çıkmıştı. - O. C. Kaygılı
[24] bir iddia ile ortalıkta görünmek
Sen onun karşısına çapkın bir adam gibi çıktın. - P. Safa
[25] yayılmak
Lağımdan pis kokular çıkıyor.
[26] karşı gelebilmek, boy ölçüşmek
Güreşte ona çıkacak kimse yok.
[27] buluşmak
Kravatın boyası gömleğe çıktı.
[28] binaya kat eklemek
Evin ikinci katını çıkmadan havalar bozuldu.
[29] bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak
Bu kahveden sıkıldın, ötekine çıkarsın, anladın mı? - M. Ş. Esendal
[30] niteliği sonradan anlaşılmak
Eyvah, bu da ötekiler gibi soysuz çıktı. - R. N. Güntekin
[31] belirmek, tanınmak
Bir ilçe belediye başkanı hepsinden açıkgöz çıktı. - M. İzgü
[32] davranışta herhangi bir niteliği bulunmak
Akıllı çıktı da arkadaşına uymadı.
[33] yerinden oynamak
Fukaranın hem sağ bileği çıkmış hem davulu patlamıştı. - R. N. Güntekin
[34] görünür veya belli bir durumda bulunmak
Tencerenin bakırı çıktı. Zayıflıktan kemikleri çıkmış.
[35] oluşmak, olmak
Fırtına çıkmak. Soğuk çıkmak.
[36] piyasaya sürülmek
[37] bitmek, büyümek, sürmek
Ekinler çıkmaya başladı. Bıyığı çıktı.
[38] verilmek
Maaş çıkmak. Emir çıkmak.
[39] ay veya mevsim geçmek
Mart çıktı. Kış çıktı.
[40] yeni yetişip satışa sunulmak
Erik çıkmış. Çilek daha çıkmadı.
[41] yükselmek, artmak
Fiyatlar çıktı.
[42] artırmak, fiyatı yükseltmek
[43] sesini yükseltmek
[44] büyük abdest bozmak
[45] giderilmek, yok olmak
Leke çıktı.
[46] unutmak
O söz benim hatırımdan çıkmadı.
[47] Ay, Güneş görünmek
Hava açılmış, ay çıkmıştı. - R. H. Karay
Güneş seni ısıtmak için çıkıyordu. - Y. K. Karaosmanoğlu
[48] yayımlanmak
Yeni çıkmış Fransızca bir iki kitap bulunurdu. - Y. Z. Ortaç
[49] gelmek
Çok geçmeden haber çıkacağını kadınlık insiyakıyla derhâl sezmişti. - R. H. Karay
[50] gerçekleşmek
İnsanın her gördüğü rüya çıkmaz ya! - M. Ş. Esendal
[51] bulunduğu yerden fırlamak, kopmak
Arabanın direksiyonu çıkmak.
[52] bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek
Ev, ev olmaktan çıktı.
[53] flört etmek
Sevim, senden başka bir kızla çıkmadım. - A. İlhan
[54] erişmek, görmek
Aklı başında ama sabaha çıkamayacağına kalıbımı basarım. - S. F. Abasıyanık
[55] (mecaz) harcamak zorunda kalmak
Paradan çıkmak. Bin liradan çıktım.
[56] (-i) (argo) vermeye katlanmak
Çık bakalım paraları!

Birleşik Sözler

[1] bata çıka, battıçıktı, zıpçıktı

Crystal Clear app Login Manager.png Deyimler

başına çıkmak
cıcığı çıkmak
çıkmadık canda umut var
çileden çıkmak
çizmeden yukarı çıkmak
dalıp çıkmak
dediğinden çıkmak
düzlüğe çıkmak
ortaya çıkmak

Books-aj.svg aj ashton 01f.svg Kaynaklar

Nuvola Turkish flag.svg Türk Dilleri

Crystal Clear app internet.png Çeviriler



Eski Türkçe[değiştir]

Lupa.pngEylem[değiştir]

Ico libri.png Anlamlar

[1] çıkmak
[2] Nemlenmek
[3] Çekerek bağlamak