çıkmak

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Disambig.svg Başka anlamlar veya farklı yazılışlar için bakınız: Çıkmak

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

çıkmak -ar

[1] içeriden dışarıya varmak, gitmek
[2] elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek
[3] bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak
[4] bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek
[5] süresi dolduğunda ayrılmak
[6] yapılmak, yürümek
[7] yetişecek ölçüde olmak
[8] eksilmek
[9] meydana gelmek
[10] sıyrılmak, ayrılmak
[11] herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak
[12] bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek
[13] bir şeyin yukarısına doğru yürümek
[14] bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak
[15] yetkili birinin makamına için gitmek
[16] talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak
[17] bir konu yetkililerce karara bağlanmak
[18] mal olmak
[19] oyunda herhangi bir rolü oynamak
[20] bir yere ulaşmak, varmak
[21] karaya ayak basmak
[22] yayılmak, duyulmak
[23] olmak, bulunmak, var olmak
[24] bir iddia ile ortalıkta görünmek
[25] yayılmak
[26] karşı gelebilmek, boy ölçüşmek
[27] buluşmak
[28] binaya kat eklemek
[29] bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak
[30] niteliği sonradan anlaşılmak
[31] belirmek, tanınmak
[32] davranışta herhangi bir niteliği bulunmak
[33] yerinden oynamak
[34] görünür veya belli bir durumda bulunmak
[35] oluşmak, olmak
[36] piyasaya sürülmek
[37] bitmek, büyümek, sürmek
[38] verilmek
[39] ay veya mevsim geçmek
[40] yeni yetişip satışa sunulmak
[41] yükselmek, artmak
[42] artırmak, fiyatı yükseltmek
[43] sesini yükseltmek
[44] büyük abdest bozmak
[45] giderilmek, yok olmak
[46] unutmak
[47] Ay, Güneş görünmek
[48] yayımlanmak
[49] gelmek
[50] gerçekleşmek
[51] bulunduğu yerden fırlamak, kopmak
[52] bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek
[53] flört etmek
[54] erişmek, görmek
[55] (mecaz) harcamak zorunda kalmak
[56] (-i) (argo) vermeye katlanmak

Söyleniş[düzenle]

IPA: /t͡ʃɯcˈmac/

Heceleme[düzenle]

Heceleme: çık·mak

Yazılışlar[düzenle]

چيكماك

Karşıt anlamlılar[düzenle]

çıkmamak, girmek

Çeviriler[düzenle]

Türk lehçeleri[düzenle]

Örnekler[düzenle]

[1] Ortalık ağarırken bir arkadaşımla yorgun adımlarla konaktan çıktık. - F. R. Atay
[2] Bu mülakatımızdan esaslı bir netice çıkmadı. - Atatürk
[3] Çiçeği burnunda subay çıkar çıkmaz, ben size bir emir eri bulurum. - H. Taner
[4] Yeni evimizden çıkıp eski evimize taşındık. - Y. Z. Ortaç
[5] Daireden çıkmak. Hastaneden çıkmak. Cezaevinden çıkmak.
[6] Bu dairede işler kolay çıkmaz.
[7] Bu kumaştan bir palto çıkar?
[8] Dörtten iki çıkarsa iki kalır.
[9] Uygunsuz dediğim vakalardan biri bir salon oyunu yüzünden çıkmıştır. - R. N. Güntekin
[10] Bebeğin patiği çıktı.
[11] Borçlu çıkmak. Kârlı çıkmak. Alacaklı çıkmak.
[12] Çok sonra öğrenecek bunu. Çok sonra, çocukluktan çıkıp kocaman adam olduktan sonra. - T. Dursun K
[13] Uzun, dik merdivenli bir yokuşu çıktık. - R. H. Karay
[14] Sularda bakteri çıktı.
[15] Başkana çıkmak.
[16] Arkadaşa piyango çıkmış. Bize yine gezi çıktı. Bu işten size de bir şey çıkar.
[17, 18] Bu ev dört milyara çıktı.
[19] Arsız ve aptal mahalle çocuğu rolüne çıkmıştı. - B. R. Eyuboğlu
[20] Karşı kaldırıma geçtiler, sağa sola saptılar, demir yoluna çıktılar. - M. Ş. Esendal
[21] 1919 senesi Mayıs'ının on dokuzuncu günü Samsun'a çıktım. - Atatürk
[22] Başından beri gazetelerde enstitü hakkında havadisler çıkıyordu. - A. H. Tanpınar
[23] Bayramın son günü her iki kadının da işleri çıkmıştı. - O. C. Kaygılı
[24] Sen onun karşısına çapkın bir adam gibi çıktın. - P. Safa
[25] Lağımdan pis kokular çıkıyor.
[26] Güreşte ona çıkacak kimse yok.
[27] Kravatın boyası gömleğe çıktı.
[28] Evin ikinci katını çıkmadan havalar bozuldu.
[29] Bu kahveden sıkıldın, ötekine çıkarsın, anladın mı? - M. Ş. Esendal
[30] Eyvah, bu da ötekiler gibi soysuz çıktı. - R. N. Güntekin
[31] Bir ilçe belediye başkanı hepsinden açıkgöz çıktı. - M. İzgü
[32] Akıllı çıktı da arkadaşına uymadı.
[33] Fukaranın hem sağ bileği çıkmış hem davulu patlamıştı. - R. N. Güntekin
[34] Tencerenin bakırı çıktı. Zayıflıktan kemikleri çıkmış.
[35] Fırtına çıkmak. Soğuk çıkmak.
[36] Yeni 10 avro banknotları bir ay sonra tedavüle çıkacak.
[37] Ekinler çıkmaya başladı. Bıyığı çıktı.
[38] Maaşı çıkınca bankaya sıraya girmek üzere giderdi.
[39] Mart çıktı. Kış çıktı.
[40] Erik çıkmış. Çilek daha çıkmadı.
[41] Fiyatlar çıktı.
[42] Fiyatları öyle çıktı ki fakirler, artık fakir fukaranın eti denen beyaz fasulyeyi bile alamayacak.
[43] Öğretmen, "Benimle konuşurken sesin çıksın, söylediğini duyamıyorum" dedi.
[44] Üç gündür hiç dışarı çıkamadı.
[45] Leke çıktı.
[46] O söz benim hatırımdan çıkmadı.
[47] Hava açılmış, Ay çıkmıştı. - R. H. Karay
[47] Güneş seni ısıtmak için çıkıyordu. - Y. K. Karaosmanoğlu
[48] Yeni çıkmış Fransızca bir iki kitap bulunurdu. - Y. Z. Ortaç
[49] Çok geçmeden haber çıkacağını kadınlık insiyakıyla derhâl sezmişti. - R. H. Karay
[50] İnsanın her gördüğü rüya çıkmaz ya! - M. Ş. Esendal
[51] Arabanın direksiyonu çıkmadı canım, mübalaga ediyorsun.
[52] Ev, ev olmaktan çıktı.
[53] Sevim, senden başka bir kızla çıkmadım. - A. İlhan
[54] Aklı başında ama sabaha çıkamayacağına kalıbımı basarım. - S. F. Abasıyanık
[55] Paradan çıkmak. Bin liradan çıktım.
[56] Çık bakalım paraları!

Sözcük birliktelikleri[düzenle]

[1] bata çıka

Deyimler[düzenle]

başına çıkmak
cıcığı çıkmak
çıkmadık canda umut var
çileden çıkmak
çizmeden yukarı çıkmak
dalıp çıkmak
dediğinden çıkmak
düzlüğe çıkmak
ortaya çıkmak
sütten çıkmış ak kaşık

Türetilmiş kavramlar[düzenle]

[1] battıçıktı, zıpçıktı

Kaynakça[düzenle]

Eski Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] çıkmak
[2] nemlenmek
[3] çekerek bağlamak

Yazılışlar[düzenle]

چيكماك