gelmek

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

Söyleniş[düzenle]

  • IPA: gɛɫmɛc
  • Heceleme: gel·mek

Eylem[düzenle]

gelmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi gelir)

  1. ulaşmak, varmak
    Gurbetten gelmişim yorgunum hancı / Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş. - B. S. Erdoğan
  2. getirmek
    Adamı Ödemiş'ten aldım geldim, her masrafını çektim. - N. Cumalı
  3. oturmaya, ziyarete gitmek
    Dün akşam amcamlar bize geldi.
  4. isabet etmek
    Attığı top gözüme geldi.
  5. varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek
    Eski çağlardan birçok anıt çağımıza kadar gelmiştir.
  6. ortaya çıkmak, doğmak
  7. belli bir süre dolmak
    Vakit kuşluğu aşmış, öğleye geliyordu. - N. Cumalı
  8. belli bir zamana ulaşmak
  9. kadar olmak
    Boyu ancak omzuna geliyor.
  10. çıkmak, yönelmek
    Merak etme, ondan kimseye kötülük gelmez.
  11. izlemek, takip etmek
    Çocuklar arkadan geliyordu.
  12. bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak
    Kahve Brezilya'dan geliyor.
  13. katılmak, eklenmek
    Türkçede ekler sözcüklerin sonuna gelir.
  14. türemek
  15. daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek
    Şimdi sözü burada kesip asıl konumuza gelelim.
  16. sonuç çıkmak
    Bu davranışlardan ne gelir bilinmez.
  17. dayanmak, tahammül etmek
    Birazcık üşütmeye gelmiyor, hemen hastalanıyor.
  18. kendine yapılan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak
    Kadri o adamlardandır ki iyi davranmaya, yüz vermeye gelmez. - M. Ş. Esendal
    Bizim baştan savma işe gelmediğimizi bilirsin. - R. H. Karay
  19. bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek
    Dediğime geldiniz mi?
  20. etkisini herhangi bir biçimde göstermek
    Buranın havası iyi geldi. Burası bana çok sıcak geldi.
  21. kazanılmak, sağlanılmak
    Çiftlikten onlara ayda beş yüz milyon lira gelir.
  22. uymak
    Bu ayakkabı sana küçük gelir.
  23. olmak, -e uğramak
    Felç gelmek. Başımıza bir bela geldi.
  24. akmak
    Burnundan kan geldi. Musluktan su gelmiyor.
  25. düşmek, rast gelmek
    Buraya ışık gelmiyor.
  26. görünmek, sanılmak
    Baygın da olsa yabancı bir kadını böyle kucağında tutmak ona pek ayıp bir şey gibi geldi. - H. Taner
  27. uygun düşmek
    Caddelerde oturmaya gelmez. - Ö. Seyfettin
  28. başlamak, ortaya çıkmak
  29. mal olmak
    Bu bardakların tanesi yüz liraya geldi.
  30. biriyle birlikte gitmek
    Ben İstanbul'a gidiyorum, benimle gelir misiniz?
  31. ihtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir eylem
    Uykusu gelmek.
  32. (yardımcı eylemler) kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış eylemlere gelerek süreklilik bildiren birleşik eylemler oluşturur
    .Alışageldiğimiz bir anlamı vardı.
  33. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar
    Görmezlikten gelmek. İşitmezlikten gelmek.
  34. yönelme durumundaki bazı sözcüklere getirilerek birleşik eylem yapar
    Yola gelmek. Meydana gelmek. Hatıra gelmek. Akla gelmek.
  35. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan ön ad-eylem eklerinden sonra geldiğinde önceki eylemle alakalı olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir eylem
    Baktıkça bakası gelmek. Yedikçe yiyesi gelmek.
  36. herhangi bir sırada bulunmak
    Başta gelmek. Önde gelmek. Birinci gelmek.

Çekimleme[düzenle]

Deyimler[düzenle]

Üst kavramlar[düzenle]

Alt kavramlar[düzenle]

Türetilmiş kavramlar[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Yardımcı eylem[düzenle]

gelmek

  1. kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış eylemlere gelerek süreklilik bildiren birleşik eylemler oluşturur

Kaynakça[düzenle]

Türkmence[düzenle]

Eylem[düzenle]

gelmek

  1. gelmek
  2. meydana gelmek