sürmek

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Lupa.pngEylem[düzenle]

Zaman Kişi Çekimli eylem
Olumlu Olumsuz
Belirli geçmiş ben sürdüm sürmedim
sen sürdün sürmedin
o sürdü sürmedi
biz sürdük sürmedik
siz sürdünüz sürmediniz
onlar sürdü sürmedi
sürdüler sürmediler
Belirsiz geçmiş ben sürmüşüm sürmemişim
sen sürmüşsün sürmemişsin
o sürmüş sürmemiş
biz sürmüşüz sürmemişiz
siz sürmüşsünüz sürmemişsiniz
onlar sürmüş sürmemiş
sürmüşler sürmemişler
Geniş zaman ben sürerim sürmem
sen sürersin sürmezsin
o sürer sürmez
biz süreriz sürmeyiz
siz sürersiniz sürmezsiniz
onlar sürer sürmez
sürerler sürmezler
Şimdiki zaman ben sürüyorum sürmüyorum
sen sürüyorsun sürmüyorsun
o sürüyor sürmüyor
biz sürüyoruz sürmüyoruz
siz sürüyorsunuz sürmüyorsunuz
onlar sürüyor sürmüyor
sürüyorlar sürmüyorlar
Gelecek zaman ben süreceğim sürmeyeceğim
sen süreceksin sürmeyeceksin
o sürecek sürmeyecek
biz süreceğiz sürmeyeceğiz
siz süreceksiniz sürmeyeceksiniz
onlar sürecek sürmeyecek
sürecekler sürmeyecekler

sürmek -er

Ico libri.png Anlamlar

[1] yönetip yürütmek, sevk etmek
[2] devam etmek
Yenilenmesine karar verilen Meclisin yetkileri, yeni Meclisin seçilmesine kadar sürer. - Anayasa
[3] önüne katıp götürmek
Koyunları sürmek.
[4] uzatmak, ileri doğru itmek
Kahveyi ısıtıyor, suyu dolduruyor, cezveyi sürüyor, fincanı boşaltıyor. - M. Ş. Esendal
[5] dokundurmak, değdirmek
Yüzümü saçlarına sürmek için başımı eğdim. - H. C. Yalçın
[6] oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer veya ülkeye göndermek, nefyetmek
Mütarekede İngilizler onu Malta'ya sürdüler. - Y. Z. Ortaç
[7] bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek
Avucuna doldurup kokluyor; ensesine, şakaklarına, boynuna sürüyor. - R. H. Karay
[8] (ticaret) bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak
Satılamayan ne kadar bayat, bozuk mal varsa pansiyonerlere sürerler. - H. R. Gürpınar
[9] yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak
[10] herhangi bir durum içinde bulunmak
Dört duvar arasında bir memur hayatı sürüyordu. - Y. Z. Ortaç
[11] pulluk veya sabanla toprağı işlemek
Öküzünün biri ölünce tarlasını süremedi. - Ö. Seyfettin
[12] olmaya devam etmek
Baygınlığım ne kadar sürdü bilmiyorum. - A. Gündüz
[13] zaman geçmek
Çok sürmez, her şey düzelir.
[14] zaman almak
Her odanın ziyareti bir saat sürmüştü. - A. Haşim
[15] (bitki bilimi) bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek
Bu gölgeli yerlerde otlar bütün bir yaz mevsimi yeniden yeniye sürer, rutubetli toprakta bir bir arkasına yoncalar fışkırır, çayırlar kabarırdı. - R. H. Karay
[16] olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak

Nuvola apps bookcase.svg Köken

(Türkçe)

Crystal Clear app Login Manager.png Deyimler

ekmeğine yağ sürmek
eşiğine yüz sürmek
hükümet sürmek
işi yokuşa sürmek
iz sürmek
leke sürmek
yokuşa sürmek

Books-aj.svg aj ashton 01f.svg Kaynaklar

Nuvola Turkish flag.svg Türk Dilleri

Crystal Clear app internet.png Çeviriler



Eski Türkçe[düzenle]

Lupa.pngEylem[düzenle]

Ico libri.png Anlamlar

[1] bulinmiyor

Türkmence[düzenle]

Lupa.pngEylem[düzenle]

Ico libri.png Anlamlar

[1] götürmek, kımıldatmak, hareket ettirmek, yürütmek
[2] sürmek

Books-aj.svg aj ashton 01f.svg Kaynaklar

  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.