bulmak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Yazılışlar
[düzenle]Eylem
[düzenle]bulmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi bulur)
- arayarak veya aramadan, bir şeyle, bir kişi ile karşılaşmak
- Kafam her an bir konu bulmak için binbir çeşit şeye müracaat ediyor. - H. E. Adıvar
- bir şeyi elde etmek
- kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek
- Paramı buldum.
- varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek
- Şu kuvvetin, cevherin sırrını bulmaya çalışıyorum. - S. F. Abasıyanık
- ilk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek
- istenilen şeye kavuşmak, nail olmak
- Oğlanı buluruz diye çabalamışlar, nasip olmamıştı.— Mustafa KUTLU, 2024, Başkanın Adamları, s. 12, Dergâh Yayınları
- bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak
- İstanbula döndüğüm vakit, yaşım yirmi biri bulmuştu.— Reşat Nuri GÜNTEKİN, 1966, Damga, s. 31, İnkılâp ve Aka Kitabevleri
- herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak
- Ben de bunu akıllıca buldum. - M. Ş. Esendal
- seçmek
- Bazen onlara yeni ve güzel kıyafetler buluyor. - H. E. Adıvar
- sağlamak, temin etmek
- Sen otur ye, ben yatarken, kendim bir şeyler bulur, yerim. - S. F. Abasıyanık
- cezaya uğramak
- Eden bulur.
- hatırlamak
- Bir türlü bulamadım caminin ismini dersem inanır mısınız? - S. F. Abasıyanık
- Bir şeyi belirlemek:
- "Süleyman bu Rum gencine bir de Müslüman isim buldu." - İsmail Metin
Çekimleme
[düzenle]Deyimler
[düzenle]bula bula bunu bulmak, bula bula onu bulmak, bula bula bir şeyi bulmak, bula bula birini bulmak, buldukça bunar, bulmuş da bunuyor, buldum bilemedim, bildim bulamadım, bulup buluşturmak
Türetilmiş kavramlar
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]çeviriler
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "bulmak" maddesi