kalmak

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
Disambig.svg Başka anlamlar veya farklı yazılışlar için bakınız: almak, çalmak

Türkçe[düzenle]

Lupa.pngEylem[düzenle]

Zaman Kişi Çekimli eylem
Olumlu Olumsuz
Belirli geçmiş ben kaldım kalmadım
sen kaldın kalmadın
o kaldı kalmadı
biz kaldık kalmadık
siz kaldınız kalmadınız
onlar kaldı kalmadı
kaldılar kalmadılar
Belirsiz geçmiş ben kalmışım kalmamışım
sen kalmışsın kalmamışsın
o kalmış kalmamış
biz kalmışız kalmamışız
siz kalmışsınız kalmamışsınız
onlar kalmış kalmamış
kalmışlar kalmamışlar
Geniş zaman ben kalırım kalmam
sen kalırsın kalmazsın
o kalır kalmaz
biz kalırız kalmayız
siz kalırsınız kalmazsınız
onlar kalır kalmaz
kalırlar kalmazlar
Şimdiki zaman ben kalıyorum kalmıyorum
sen kalıyorsun kalmıyorsun
o kalıyor kalmıyor
biz kalıyoruz kalmıyoruz
siz kalıyorsunuz kalmıyorsunuz
onlar kalıyor kalmıyor
kalıyorlar kalmıyorlar
Gelecek zaman ben kalacağım kalmayacağım
sen kalacaksın kalmayacaksın
o kalacak kalmayacak
biz kalacağız kalmayacağız
siz kalacaksınız kalmayacaksınız
onlar kalacak kalmayacak
kalacaklar kalmayacaklar

kalmak -ır

Ico libri.png Anlamlar

[1] olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek
Sıkı sıkı kucakladı ve öylece kaldı. - T. Buğra
[2] zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak
Arabada yalnız dört çocuk kalmıştı. - O. C. Kaygılı
[3] konaklamak, konmak
Hemen karargâha yerleşmezsem ne geri dönebilir ne de otelde kalabilirdim. - F. R. Atay
[4] oturmak, yaşamak, eğleşmek
Tam beş sene benimle beraber kaldı. - S. F. Abasıyanık
[5] eğleşmek
[6] hayatını sürdürmek, yaşamak
O aileden bir bu çocuk kaldı.
[7] varlığını korumak, sürdürmek
Eniştemizin iptidai kalmış huyları da vardı. - A. Ş. Hisar
[8] oyalanmak, vakit geçirmek
Kısa bir süre tezgâhın önünde kaldı. - N. Cumalı
[9] sınıf geçememek
Çocukların içinde kalanlar da var geçenler de.
[10] işlemez, yürümez duruma gelmek
Araba yarı yolda kaldı.
[11] ileriye atılmak, ertelenmek
Mahkeme ayın on sekizine kaldı. - S. F. Abasıyanık
[12] bir şeyle kaplanmak
Oda duman içinde kaldı.
[13] bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek
Bugün iş maddesinde kaldık.
[14] miras olarak geçmek
Çiftlik ana babasından kalmış.
[15] yapamamak
Misafir geldi, gezmeden kaldık.
[16] belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak
Refika, valide, iki kerime kaldık mı biz iki bin kuruş tekaüt maaşına. - H. Taner
[17] yetinmek
Yalnız dayak atmakla kalmadı, onu işinden de çıkardı.
[18] sınırlanmak
Amasya'da iken karşılaştığımız vaziyet yalnız Şeyh Recep Vakası ile kalmadı. - Atatürk
[19] herhangi bir durumu sürdürmek

Text-x-generic with pencil.svg Heceleme

kal·mak

Nuvola apps bookcase.svg Köken

(Türkçe) kalma + -k

Books-aj.svg aj ashton 01f.svg Kaynaklar

Crystal Clear app Login Manager.png Deyimler

Nuvola Turkish flag.svg Türk Dilleri

Crystal Clear app internet.png Çeviriler

Fairytale down blue.png Alt kavramlar

bakakalmak, donakalmak, donup kalmak, şaşakalmak, şaşırıp kalmak

Honyakuaimai.svg Türetilmiş kavramlar

kalabilmek, kalınmak
bakakalmak, donakalmak, şaşakalmak

Crystal Clear app Community Help.png Atasözleri

Baktın yarın yar değil, terkini kalmak az değil

Lupa.pngYardımcı eylem[düzenle]

Ico libri.png Anlamlar

[1] olmak, herhangi bir durumda bulunmak
Fatma'nın yemek çantası olmasaydı dün aç kalmıştık. - F. R. Atay
[2] kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur
Bakakalmak. Şaşakalmak. Donakalmak. Şaşırıp kalmak. Donup kalmak.

Çağatayca[düzenle]

Lupa.pngEylem[düzenle]

Ico libri.png Anlamlar

[1] çin, kalmuk dahi denir