İçeriğe atla

bozmak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

bozmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi bozar)

  1. Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek.
    •  Bu iki radyo istasyonu birbirini bozuyor.
  1. dokunmak zarar vermek
    •  Bu yemek midemi bozdu.
  2. geçersiz hâle getirmek
    •  "Eğer nişanını bozduysa yazıklar olsun." - Memduh Şevket Esendalal
  3. (para) büyük miktardaki bir parayı, alt birimleriyle değiştirmek
    • 2022:Ümit KAFTANCIOĞLU, 2022 Altın Ekin, sayfa 135 , Dinozor Genç
      "Dükkâncı parayı bozdu. Bana yirmibeş kuruş uzattı."
  4. bozguna uğratmak, mağlup etmek, yenmek.
    •  Düşman ordusunu bozmak.
  5. altını paraya çevirmek, bozdurmak.
  6. (para) yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek
  7. bağ veya bostanın son ürününü toplamak
    •  Bostanı bozduk.
  8. (argo, cinsellik) Bir kızın bekâretine zarar vermek.
  9. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek.
    •  Eskileri bozuyor; beni, çocuğu giydiriyor. Ö. Seyfettin
  10. Altüst etmek, çıkmaza sokmak.
  11. (mecaz) bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek, dumura uğramak
    •  Adamcağızı fena bozdunuz.
  12. (mecaz) aklını kaybedecek derecede bir şeye düşkün olmak
    •  Adamcağız politika ile bozmuş.
  13. (mecaz) kötü duruma getirmek.
  14. (hukuk) Mahkeme itiraz yoluyla verilen kararı değiştirmek, yeniden yargılamanın önünü açmak.
  15. (İslam) Oruç, abdest vb.ni geçersiz duruma getirmek.
  16. yazıyı silmek
    •  Ali yazar, Veli bozar.

Çekimleme

[düzenle]

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

huzuru bozmak, nişanı bozmak, parmak bozmak, oruç bozmak, yuvasını bozmak


Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Eski Türkçe

[düzenle]
Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.

Eylem

[düzenle]
  1. bozmak
  2. yıkmak

Türkmence

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

bozmak

  1. bozmak
  2. silmek