hâl

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Disambig.svg Ayrıca bakınız: hal, Hal, HAL

Türkçe[düzenle]

Köken[düzenle]

Osmanlı Türkçesi حال (hâl), Arapça حَال (ḥāl)

Söyleniş[düzenle]

  • IPA: ˈhaɫ
  • Heceleme: hâl

[düzenle]

hâl (belirtme hâli hâli, çoğulu hâller)

  1. bir şeyin içinde bulunduğu şartların veya taşıdığı niteliklerin bütünü, durum, vaziyet
    Herkes hâline göre bir hediye verdi. - H. R. Gürpınar
  2. tutum, tavır
    Bambaşka bir hâliniz vardır sizin. Merhametli bir insan olduğunuz bellidir. - O. Rifat
  3. (dil bilgisi) şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman
    Hâl dediğimiz şey yarından sonra mazi olacaktır. - Y. K. Beyatlı
  4. güç, kuvvet, takat
    Şimdi gezmeye çıkacak hâlim yok.
  5. kötü durum, sıkıntı, dert
    Zavallının başına ne hâller geldi.
  6. (dil bilgisi) durum
  7. (artık kullanılmayan sözcükler) içinde yaşanılan anda sahip olunan koşullar

Çekimleme[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Alt kavramlar[düzenle]

Sözcük birliktelikleri[düzenle]

Türetilmiş kavramlar[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "hâl"