İçeriğe atla

görmek

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

görmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi görür)

Kadın, adamı görüyor. (1)
Karın, sanatçının ne demek istediğini görüyor. (2)
Devlet adamı, başka bir devlet adamını görüyor. (3) Fotoğrafı görenler bunun bir resmî ziyaret olduğunu görürler. (4). Politikacıların korumaları bu ziyareti baştan sona gördüler. (5) Bu iki siyasi insan aralarında bir devlet işini görecekler. (6)
  1. (nöroloji, fizyoloji) göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek
    • 1960: Attilâ İlhan, 1960, Ben Sana Mecburum, sayfa 69 , Ataç Kitabevi
      "seni ben kallâvi sokağı’nda gördüm/sen beni görmedin görmedin"
  2. anlamak, kavramak, sezmek
    • Türk iradesinin ne demek olduğunu da sen göreceksin. - R. E. Ünaydın
  3. yanına gidip konuşmak
    • 2020: Mehmet EROĞLU, 2020, Yarım Kalan Yürüyüş, sayfa 65 , İletişim Yayınları
      "Hasan'ı arıyordu; onu görmesi gerektiğini söyledi."
  4. bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek.
    • 2019:Batuhan AŞIKTOPRAK, 2019, Kurdun Postu, sayfa 37 , Varlık Yayınları
      "Bir dağ köyünde doğup büyüyen her insan bir kurt sürüsünün bir koyun sürüsüne saldırmasında dehşet değil ihmal görür."
  5. belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak
    • 2018: Ayfer Tunç, 2018, Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, sayfa 62 , Can Sanat Yayınları
      "Hiç Amerika görmemiş gibi yaşıyormuş."
  6. yapmak, etmek
    • İş görmek. Masraf görmek.
  7. kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak
  8. almak
    • Birinden ders görmek.
  9. bir şeye erişmek
    • Cebi para görmek.
  10. çok değer vermek
    • Gözü yalnız parayı görüyor.
  11. bir işleme uğramak
    • Teftiş görmek.
  12. yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak
    • Ev güneş görüyor.
  13. ziyaret etmek
  14. karşılaşmak, rastlaşmak
  15. gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak
    • Körler parmaklarıyla görürler.
  16. sahne olmak, geçirmek
    • Bu ova çok savaş gördü.
  17. saymak, herhangi bir şey gibi görmek
  18. gezmek
    • Ankara'yı gördün mü?
  19. vermek
    • Baba hiç param yok, biraz görsen beni, dediği sabahı minnetle anımsar Ali Bey. - N. Meriç
  20. (spor) takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak

Deyimler

[düzenle]

çoban kulübesinde padişah düşü görmek, çoban kulübesinde padişah rüyası görmek, dartıla dartıla iş görmek, ders görmek, gerçeği görmek, güneş görmek, iş görmek, leyleği havada görmek, mürüvvetini görmek, şeşi beş görmek, tozpembe görmek

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Türkmence

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

görmek

  1. (nöroloji, fizyoloji) görmek
  2. bakmak

Kaynakça

[düzenle]
  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.