İçeriğe atla

okumak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

okumak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi okur)

Kadın, kitap okuyor (1)
  1. Bir metni sadece harf ve işaretlere bakıp anlamak veya metni seslendirmek.
    • "Bana umutsuz bir sesle son raporları okudu." - Falih Rıfkı Atay
  2. Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek.
    • 1960: Attilâ İlhan, 1960, Ben Sana Mecburum, sayfa 2 , Ataç Kitabevi
      "üniversite kitaplığında büyük kitapların/bu sabah haydi hegel’i okuyorsun/st-simon’u yarın"
  3. Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek:
    • 2009: Cem KALENDER, 2009, Klan, sayfa 129 , Kavis Kitap
      "Aslına bakarsan severek okuduğum bir bölümdü Aktüerya Bilimleri."
  4. Sesli olarak söylemek:
    • "Salon boşalmaya başladı, biz şiirler okuyup dinliyoruz." - Refik Halit Karay
  5. Şarkı, türkü vb.ni sesli olarak nağme ile söylemek.
  6. Bir şeyin anlamını çözmek:
    • Şifre okumak.
  7. Nazarı önlemek veya gidermek; bir hastanın iyi olmasını, bir işin çözülmesini sağlamak için bazı duaları usulüne göre söylemek.
    • 2018: Semih ÖZTÜRK, 2018, Önce Dağlar Kar Tutacak, sayfa 33 , Varlık Yayınları
      "Boynundaki ipin ucunda asılı duran kara cevşeni çıkardı, üç kere öpüp alnına götürdü. Bir kez daha okumaya başladı."
  8. (mecaz) Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak:
    • "Yüzünü benden saklıyor. Niçin? Çehresinde, melalinde aşkının matemini okumayayım diye mi?" - Ömer Seyfettin
  9. (mecaz) Yazı dışındaki işaret ve izleri değerlendirerek çözmek, yorumlamak.
  10. (argo) Sövmek, küfretmek.
  11. (halk ağzı) Bir yere çağırmak, davet etmek; okuntu göndermek.
  12. (argo) Anlatmak, ortaya dökmek:
    • Komiser delilleri söylemeye başlayınca hırsız bütün bildiklerini okudu.

Çekimleme

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]