okumak

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

Köken[düzenle]

okuma + -k

Söyleniş[düzenle]

Eylem[düzenle]

okumak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi okur)

  1. bâzı belirtilerle mânâyı, gizli duyguyu anlamak, kavramak
    Yüzünü benden saklıyor. Niçin? Çehresinde, melâlinde aşkının matemini okumayayım diye mi? — Ö. Seyfettin
  2. bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek
    Çabuk dil öğrenmedi, okumak istemedi. — H. E. Adıvar
  3. bir şeyin anlamını çözmek
    Şifre okumak.
  4. bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek
    Bana umutsuz bir sesle son raporları okudu. — F. R. Atay
  5. bir yere çağırmak, davet etmek
  6. değerlendirmek
  7. hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek
  8. sesli olarak söylemek
    Salon boşalmaya başladı, biz şiirler okuyup dinliyoruz. — R. H. Karay
  9. sövmek, küfretmek
  10. yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek
    Gazete bile okumak istemiyorum. — B. Felek

Çekimleme[düzenle]

Karşıt anlamlılar[düzenle]

Kelime birliktelikleri[düzenle]

Türetilmiş kavramlar[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]