bırakmak

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Lupa.pngEylem[düzenle]

Zaman Kişi Çekimli eylem
Olumlu Olumsuz
Belirli geçmiş ben bıraktım bırakmadım
sen bıraktın bırakmadın
o bıraktı bırakmadı
biz bıraktık bırakmadık
siz bıraktınız bırakmadınız
onlar bıraktı bırakmadı
bıraktılar bırakmadılar
Belirsiz geçmiş ben bırakmışım bırakmamışım
sen bırakmışsın bırakmamışsın
o bırakmış bırakmamış
biz bırakmışız bırakmamışız
siz bırakmışsınız bırakmamışsınız
onlar bırakmış bırakmamış
bırakmışlar bırakmamışlar
Geniş zaman ben bırakırım bırakmam
sen bırakırsın bırakmazsın
o bırakır bırakmaz
biz bırakırız bırakmayız
siz bırakırsınız bırakmazsınız
onlar bırakır bırakmaz
bırakırlar bırakmazlar
Şimdiki zaman ben bırakıyorum bırakmıyorum
sen bırakıyorsun bırakmıyorsun
o bırakıyor bırakmıyor
biz bırakıyoruz bırakmıyoruz
siz bırakıyorsunuz bırakmıyorsunuz
onlar bırakıyor bırakmıyor
bırakıyorlar bırakmıyorlar
Gelecek zaman ben bırakacağım bırakmayacağım
sen bırakacaksın bırakmayacaksın
o bırakacak bırakmayacak
biz bırakacağız bırakmayacağız
siz bırakacaksınız bırakmayacaksınız
onlar bırakacak bırakmayacak
bırakacaklar bırakmayacaklar

bırakmak -ır

Ico libri.png Anlamlar

[1] elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak
[2] koymak
Mermer masaya bir yirmi beşlik bıraktı. - T. Buğra
[3] bir işi başka bir zamana ertelemek
Gezmeyi haftaya bıraktık.
[4] unutmak
Acaba eldivenlerimi nerede bıraktım?
[5] bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek
[6] saklamak, artırmak
Paranın bir kısmını bırakırsan rahat edersin.
[7] bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek
Cemal Paşa'da anlamadığı işi ehline bırakmak meziyeti vardı. - F. R. Atay
[8] engel olmamak
Bırak, burasını benim defterimden okuyayım. - Ö. Seyfettin
[9] sarkıtmak
Saçlarını omzuna bırakmış.
[10] ölen, ayrılan birinden , kişi, nesne vb. şeyler kalmak
Hayata gözlerini kaparken ardında yedi yaşında bir oğul, on iki yaşında bir kız bırakıyordu. - C. Uçuk
[11] bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek
Gerçekten sigarayı bıraktı, bıraktı ama huzuru da sükûnu da kalmadı. - H. E. Adıvar
[12] uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak
Bu yazarın bir de Fransızca kitabını almıştım ama sıkılmış bırakıvermiştim. - R. H. Karay
[13] bıyık veya sakal uzatmak
[14] özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak
Bıraksam acaba beyaz bir çift güvercin gibi uçarlar mı? - R. H. Karay
[15] boşamak
Bıraktıkları zevcelerini yine canları isterse tekrar alabilirler. - Ö. Seyfettin
[16] kötü bir durumda terk etmek
[17] ayrılmak, terk etmek
Mahalle arasındaki küçük dükkânını bırakarak karısını, şehrin başka bir tarafında bir eve yerleştirdi. - P. Safa
[18] sınıf geçirmemek, döndürmek
Öğretmen üç tembel çocuğu bıraktı.
[19] bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek
Başkalarına on ikiye veriyoruz ama sana onar kuruştan bırakayım. - M. Ş. Esendal
[20] bakılmak, korunmak için vermek
Eşyamı size bırakacağım.
[21] yanına almamak, yanında götürmemek
Telgrafhanede bir zabit bırakarak işinin başına gitmesini rica ettim. - Atatürk
[22] sahiplik hakkını başkasına vermek
Bizim komşu bütün malını Kızılay'a bırakmış.
[23] yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak
[24] bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek
İz bırakmak. Leke bırakmak.

Write.svg Yazılışlar

براقمق

Crystal Clear app Login Manager.png Deyimler

gölgede bırakmak
mesafe bırakmak
tadında bırakmak
yaya bırakmak

Nuvola Turkish flag.svg Türk Dilleri

Crystal Clear app internet.png Çeviriler