belli

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

Köken[düzenle]

Eski Türkçe bel <-> bellemek

Ön ad[düzenle]

belli

  1. beli olan
    Hani sen benim gibi ince belli sarışınları severdin? - N. Araz
  2. bilinmedik bir yanı olmayan, malum
    Hâlimiz, vaktimiz sizce belli. - H. R. Gürpınar
  3. gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr
    Bu azade insanlarda her türlü adiliklerden uzak bir efendilik olduğu ne kadar da bellidir. - A. H. Çelebi
  4. belirli, muayyen
    Bu oyun çok kısa, belli bir temsil süresi doldurmuyor. - A. Ağaoğlu

Deyimler[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "belli"

Atasözleri[düzenle]

Türkmence[düzenle]

Ön ad[düzenle]

belli

  1. belli
  2. tanınmış, bilinen, tanınan