girmek

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

girmek -er

[1] dışarıdan içeriye geçmek
Birlikte kiliseden içeri giriyoruz, ben topallıyorum. - A. Ağaoğlu
[2] sığmak
Elim bu eldivene girmiyor.
[3] katılmak
Bugün edebiyat imtihanına girdim. - Y. Z. Ortaç
[4] almak, fethetmek
Ordularımız İstanbul'a girdiler. - M. Ş. Esendal
[5] incelemek, ayrıntılara inmek
[6] girişmek, başlamak
Kaçırdım gene ipin ucunu, bir türlü konuya giremiyorum. - N. Ataç
[7] bulaşmak
Koyunlara kelebek hastalığı girdi.
[8] sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak
Denize girmek.
Ceketinin ucu tabağa giriyor.
[9] zaman anlamlı kavramlar için gelmek
İlkbahar girdi.
[10] ağrı, sancı başlamak, saplanmak
[11] yeni duruma geçmek, dönüşmek
Göğün morlaşan kenarı eriyor, menekşe rengine giriyordu. - Ö. Seyfettin
[12] iyice anlamak, iyice bilmek
[13] kavgaya tutuşmak
[14] erişmek, ulaşmak
Yirmisine girdi.
[15] bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak
Tuz genellikle her yemeğe girer.
[16] yazılmak, başlamak
Okula girdi.
[17] yemek yemek
[18] yüklenmek
[19] (hukuk) tecavüz etmek, geçmek
Komşu, tarlamıza beş metre girdi.

Deyimler[düzenle]

aralarına kara kedi girmek
aslan ağzına girmek
bahse girmek
bir yaşına daha girmek
birbirine girmek
çıkmaza girmek
deliğe girmek

Kaynakça[düzenle]

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]