varmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimivarır)
erişilmek istenen yere ayak basmak, ulaşmak, vasıl olmak
Korkuların olmadığı adalardan, uğultuların yerine bahar şarkıları duyulan bahçelerden geçerdi de renkli çiçeklerin, güzel kuşların süslediği ovalara varırdı.
— Elif Nur AYBAŞ, 2021, Çocukluk Ormanına Altı Olta, s. 26, Varlık Yayınları
belli bir duruma veya düzeye gelmek
Yaşı elliye vardı. O şimdi yolun yarısına varmıştı.
hoş olmayan bir sona ermek
Beni tahkir etmeye kadar varıyorsun. - P. Safa
bir şeyi iyice anlamak veya duymak
Tadına varmak. Sırrına varmak.
acımadan, çekinmeden yapmak
Eli varmak. Dili varmak.
(aile) kadının evlennmesi
Gönül verdin derlerdi o delikanlıya; En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya - A. M. Dranas