eski

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

[düzenle]

Durum Tekil Çoğul
Yalın eski eskiler
Belirtme (-i) eskiyi eskileri
Yönelme (-e) eskiye eskilere
Bulunma (-de) eskide eskilerde
Çıkma (-den) eskiden eskilerden
Tamlayan eskinin eskilerin

eski -si

[1] çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey
Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum. - H. Z. Uşaklıgil
[2] herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan söz
Mebus eskisi. Müdür eskisi.

Yazılışlar

اسكی

Kaynakça

  • Türk Dil Kurumu: "eski"

Türk lehçeleri

Çeviriler

Ön ad[düzenle]

[1] çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı
Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden?" - N. Ataç:[2] yıpranmış, demode olmuş
[2] önceki, sabık
Bu durumun eski sevgilinin onurunu kırması doğal. - A. Kutlu
[3] geçerli olmayan
[4] herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan
[5] mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan
Eski öğretmen.

Sözcük birliktelikleri

[1] Eski Çağ, Eski Dünya, eski eser, eski harf, eski kafalı, eski kurt, eski püskü, eski toprak, eski tüfek, eski yazı, başeski

Kaynakça

  • Türk Dil Kurumu: "eski"

Türk lehçeleri

Çeviriler

Atasözleri

Domuz derisi post olmaz, eski düşman dost olmaz
Eski çamlar bardak oldu
Eski diye atma kürkünü; gerek olur bürünürsün bir günü
Eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez
Eski düşman dost olmaz
Eski kaçmış; iğne iplik geri getirmiş
Eskiye itibar olsaydı bitpazarına nur yağardı

Gagavuzca[düzenle]

Ön ad[düzenle]

[1] eski

Köken

[1] Eski Türkçe: äski

Kaynakça

  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki

Kırım Tatarca[düzenle]

[düzenle]

[1] bez
[2] bez peçete

Ön ad[düzenle]

[1] eski, yıpranmış, demode olmuş
[2] eski, geçmiş zaman

Eş anlamlılar

[1] cartı

Özbekçe[düzenle]

Ön ad[düzenle]

[1] eski