eski
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Osmanlı Türkçesi اسكی, Eski Türkçe äski (äski).
Söyleniş
[düzenle]Ön ad
[düzenle]eski

- çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı; ezelî, ihtiyar.
Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim! Neden böyle uzaksınız benden? — N. Ataç
- önceki
Bu durumun eski sevgilinin onurunu kırması doğal. — A. Kutlu
- geçerli olmayan
- Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan
- Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan.
- Eski öğretmen.
Ad
[düzenle]eski (belirtme hâli eskiyi, çoğulu eskiler)
- çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey
- Söylenerek gizli gizli ağlayarak beni soyundurdu. Eskilerimi giyindirdi.— 2022, Ümit KAFTANCIOĞLU, Altın Ekin, Dinozor Genç, s. 67
- (teklifsiz konuşma) herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kişinin eski saygınlığının kalmadığı hâllerde kullanılan söz
Çekimleme
[düzenle]Atasözleri
[düzenle]- Domuz derisi post olmaz, eski düşman dost olmaz
- Eski çamlar bardak oldu
- Eski diye atma kürkünü; gerek olur bürünürsün bir günü
- Eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez
- Eski düşman dost olmaz
- Eski kaçmış; iğne iplik geri getirmiş
- Eskiye itibar olsaydı bitpazarına nur yağardı
|}
Deyimler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]Özbekçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Eski Türkçe äski (äski).
Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: es‧ki
Ön ad
[düzenle]eski