tutmak

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[değiştir]

Lupa.pngEylem[değiştir]

zaman kişi çekimli eylem
Belirli geçmiş ben tuttum
Belirsiz geçmiş ben tutmuşum
Geniş zaman ben tutarım
sen tutarsın
o tutar
Şimdiki zaman ben tutuyorum
Gelecek zaman ben tutacağım

tutmak -ar

Ico libri.png Anlamlar

[1] elde bulundurmak, ele almak
Kucağında kundaklı bir çocuk tutuyordu. - Ö. Seyfettin
[2] ele geçirmek, yakalamak
Evvela bu terbiyesiz köpeği tuttu, bağladı. - Ö. Seyfettin:[3] giyinmesine yardım etmek
[3] avlamak
Dalyan işletiyorum, tuttuğumuz balığı tekrar denize döküyoruz. - R. H. Karay
[4] yanında bulundurmak, alıkoymak
Siz gelinceye kadar çocuğu ben tutarım!
[5] hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek
Vahşidir, hiçbir zaman onu kafeste tutmak mümkün değildir. - S. F. Abasıyanık
[6] kaplamak
Tabanı otuz, otuz beş metre kadar tutan bir eşkenar üçgen biçimindedir. - T. Buğra
[7] kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak
Şu yağan kar bir tutsun, seyreyle sen ertesi gün çocukları. - S. F. Abasıyanık
[8] denetimi ve yetkisi altına almak
[9] desteklemek, birinden yana çıkmak
[10] benimsemek, beğenmek
Ama öylelerini de çevresinde kimse sevmemiş, tutmamıştır. - T. Buğra:[11] kaplamak, sarmak, bürümek
[12] Uygun gelmek, çelişmez olmak
Bir talih eseri olarak ondan gelen cevap benim kendi bulduklarımı tuttu. - R. N. Güntekin
[13] kapatmak, sarmak
[14] hizmetine almak veya kiralamak
Burada bir kat tuttum. Yazı geçireceğim. - P. Safa:[15] ele geçirmek, yakalamak
[15] bir işe herhangi bir anlayışla girişmek
Yapıyı geniş tuttu.
[16] beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak
Avradın ilenci tutarsa senin iki gözün kör olacak. - M. Ş. Esendal
[17] ulaşmak, varmak
Hayvanlar, Bağdat Caddesi'ni tutmuş, çalakamçı ilerliyor. - S. M. Alus
[18] para toplamı ...-e varmak, değeri olmak
Aldığım şeyler bin lira tuttu.
[19] uğramak
Vapur İzmir'i tutmayacakmış.
[20] herhangi bir durumda bulundurmak
Seksen bir yaşında da olsa çalışmak insanı zinde tutuyor. - H. Taner
[21] varsaymak, farz etmek
Haydi tutalım babasının bir günahı vardı, çekti. - M. Ş. Esendal
[22] hedef olarak almak
Taşa tutmak.
[23] alacağa veya vereceğe saymak
On bin lirayı borcunuza tuttum.
[24] yaklaştırmak
Biraz toz olsa mendilini burnuna tutar. - A. Ş. Hisar
[25] kullanmak
Yaşmak tutmak. Ustura tutmak.
[26] bağlamak
Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım. - B. S. Erdoğan
[27] beklenen sonucu vermek
Toprağa atılan her tohum bir ümittir. Tohum ya tutar ya tutmaz. Ya yeşerir ya yeşermez. - Ş. Rado
[28] iş görebilmek
Eli ayağı tutsun, açlıktan ölmesin, yeterdi ona. - T. Buğra
[29] sürmek, zaman almak
Bu iş iki saat tuttu.
[30] yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak
Boya tutmadı. Çivi iyi tuttu.
[31] bir şeyi kullanması için uzatmak
Kucaklaşma sahanlıkta başlar ve ayakkabılarını çıkarıp karısının tuttuğu terliklerini giyene kadar Serdar'ın kolları boynunda kalır. - T. Buğra
[32] sunmak
Konuklara şeker tutmak.
[33] işgal etmek
[34] izlemek
Tepeden inince Değirmendere'ye hâkim bir iz tutacaksınız. - R. H. Karay
[35] bırakmamak
Baba sesini çıkarmadı hatta öksürüğünü bile galiba tuttu. - P. Safa
[36] sarmak, bürümek
Hey başları duman tutmuş dağlar, hey! - Halk türküsü
[37] asılmak, kuvvetlice sarılmak
Üç kişi tutarlarmış da onu pencerenin önünden çekemezlermiş. - P. Safa
[38] bir kimsenin yerini almak
Bak azizim, dedim, ben senin yerini tutamam. - Y. K. Karaosmanoğlu
[39] otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek
[40] herhangi bir durumda kalmasını sağlamak
Kapıyı açık tutmayın.
[41] bir yerde kalmasını sağlamak
[42] bir sanat eseri geniş ilgi görmek
Eğer piyes tutar da alkışlanırsa bir yazara yakışacak bir kıyafet giymeliydim. - C. Uçuk
[43] biriktirmek, tasarruf etmek
Sen metelik tutuyorsun gibi geliyor bana. Ay başına kadar bana ödünç versene. - M. Ş. Esendal
[44] askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj
[45] başlamak
Kadınların başında gördüğünüz bürümcükten, iç çamaşırlarından tutunuz da entarilik kaba pamuklulara kadar hepsi Osmanlı malı idi. - F. R. Atay
[46] bir şey düşünmek
Herkes aklından bir sayı tutsun.
[47] (spor) takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak

Nuvola apps bookcase.svg Köken

(Eski Türkçe)

Crystal Clear app Login Manager.png Deyimler

ağzıyla kuş tutmak
cin tutmak
eli ekmek tutmak
göz önünde tutmak
gözden ırak tutmak
ışık tutmak
mekân tutmak
uzak tutmak

Books-aj.svg aj ashton 01f.svg Kaynaklar

Nuvola Turkish flag.svg Türk Dilleri

Crystal Clear app internet.png Çeviriler

Türkmence[değiştir]

Lupa.pngEylem[değiştir]

Ico libri.png Anlamlar

[1] tutmak
[2] kavramak, yakalamak

Books-aj.svg aj ashton 01f.svg Kaynaklar

  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.

Crystal Clear app internet.png Çeviriler