vermek

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Lupa.pngEylem[düzenle]

Zaman Kişi Çekimli eylem
Olumlu Olumsuz
Belirli geçmiş ben verdim vermedim
sen verdin vermedin
o verdi vermedi
biz verdik vermedik
siz verdiniz vermediniz
onlar verdi vermedi
verdiler vermediler
Belirsiz geçmiş ben vermişim vermemişim
sen vermişsin vermemişsin
o vermiş vermemiş
biz vermişiz vermemişiz
siz vermişsiniz vermemişsiniz
onlar vermiş vermemiş
vermişler vermemişler
Geniş zaman ben veririm vermem
sen verirsin vermezsin
o verir vermez
biz veririz vermeyiz
siz verirsiniz vermezsiniz
onlar verir vermez
verirler vermezler
Şimdiki zaman ben veriyorum vermiyorum
sen veriyorsun vermiyorsun
o veriyor vermiyor
biz veriyoruz vermiyoruz
siz veriyorsunuz vermiyorsunuz
onlar veriyor vermiyor
veriyorlar vermiyorlar
Gelecek zaman ben vereceğim vermeyeceğim
sen vereceksin vermeyeceksin
o verecek vermeyecek
biz vereceğiz vermeyeceğiz
siz vereceksiniz vermeyeceksiniz
onlar verecek vermeyecek
verecekler vermeyecekler

vermek -ir

Ico libri.png Anlamlar

[1] üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek
Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm. - Ö. Seyfettin
[2] bırakmak veya bağışlamak
[3] ondan bilmek, atfetmek
Bilgin'in bu çekingen tavırlarını kusurlu ve zayıf oluşuna verdi. - F. R. Atay
[4] düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek
Geçenlerde bir derginin, 'Eski ünlüler ne yapıyor?' adlı bir röportajına verdiği cevapları okudum. - H. Taner
[5] döndürmek, çevirmek, yöneltmek
Arabanın burnunu en tenha kahvelerden birinin önünde rıhtıma verdiler. - A. İlhan
[6] herhangi bir duruma yol açmak
Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim. - Y. K. Karaosmanoğlu
[7] satmak
Ucuz pahalı deme de ver gitsin; ver de kurtul.
[8] kızı, kadını biriyle evlendirmek
Uzun Osman, Zeynep'le Süleyman'a, ikisini birbirine vereceğini söylediği zaman şaşmadılar. - H. E. Adıvar
[9] ödemek
Haydi ... arabaya atlayın... Köşkten parayı verirler. - P. Safa
[10] yaymak
Ses vermek. Korku vermek. Işık vermek.
[11] bitki ve ağaç, ürün üretmek
Dal budak saldı, yemiş vermeye başladı. - R. E. Ünaydın
[12] herhangi bir şey [orta|ortaya]] çıkarmak, oluşturmak
Kendisi de muhakkak artistlerden, güzel eser veren, güzel konuşan, hayalleri işlek adamlardan hoşlanıyor. - R. H. Karay
[13] hepsini herhangi bir duruma sokmak
Ateşe vermek. Ortalığı heyecana vermek.
[14] sahip olmasını sağlamak
[15] bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek
Hareket vermek. Biçim vermek.
[16] tespit etmek
Randevu vermek. Ad vermek.
[17] kazandırmak, katmak
Tat, çeşni vermek.
[18] ayırmak, harcamak
Emek vermek. Zaman vermek.
[19] dayamak
Duvara sırtını verip çömeldi. Gözünü hamamcının geleceği yola çiviledi. - A. Sayar
[20] doğurmak
Kezban, ona yedi evlat vermişti.
[21] cinsel yönden kendisini kullandırmak

Write.svg Yazılışlar

ویرمك

Crystal Clear app Login Manager.png Deyimler

Books-aj.svg aj ashton 01f.svg Kaynaklar

Nuvola Turkish flag.svg Türk Dilleri

Crystal Clear app internet.png Çeviriler

Crystal Clear app Community Help.png Atasözleri

Almadan vermek, Allah'a mahsus
Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek

Lupa.pngYardımcı eylem[düzenle]

Ico libri.png Anlamlar

[1] kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur
Alıvermek, dizivermek, yapıvermek, görüvermek.