geçirmek

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

geçirmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi geçirir) -ir

  1. geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak
  2. bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek
    Kalanımızı peşine takarak Murat Suyu'nun karşı kıyısına geçirdi. - K. Bilbaşar
  3. bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek
    Odanın eşyasını öbür odaya geçirmek.
  4. tespit etmek, yazmak, kaydetmek
    Merkez, kadının dosyasına vefat kaydını geçirdi. - R. H. Kara
  5. bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak
    Yem torbalarını hayvanların boyunlarına geçirdikten sonra arkadaşına sordu. - O. C. Kaygılı
  6. yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek
    Arkadaşımı geçirmeye gittim.
  7. bir süre yaşamak, oturmak, kalmak
    Oralarda geçirdiğim günleri daima bir endişe, bir nevi hüzün ile derhatır ediyorum. - H. S. Tanrıöver
  8. giymek, giyinmek
    Sırtına pembe, kolları tamamen çıplak bir bluz geçirmişti. - S. F. Abasıyanık
  9. bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak
    Kılıçtan geçirmek. Dayaktan geçirmek.
  10. herhangi bir durumu yaşamış olmak
    Ne yapar ne eder, günde iki üç saatini at üstünde geçirirdi. - N. Cumalı
  11. etmek, yapmak
  12. hastalık bulaştırmak
    Nezleyi bana geçirdin.
  13. zaman harcamak
    Benim bu işlerle geçirecek vaktim yok.
  14. bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak
  15. vurmak
  16. alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak
  17. birine kötü söz söylemek
  18. kazıklamak, kötü mal satmak, alışverişte aldatmak
  19. (argo) öğrencilerin gözünde öğretmenin öğrencileri sınavda zorlaması.
  20. (argo) kötü söz söylemek

Deyimler[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Türkmence[düzenle]

Eylem[düzenle]

geçirmek

  1. geçirmek

Kaynakça[düzenle]

  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.