tutturmak

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

tutturmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi tutturur) tutturmak -ur

[1] tutmasını sağlamak
[2] bir işe başlayıp sürdürmek, bir şeyi yapmakta olmak
Urumeli Hisarı'na oturmuşum. Oturmuş da bir türkü tutturmuşum. - O. V. Kanık
[3] aklına koyup direnmek, ısrar etmek
Sakal diye tutturmuş, başka laf dinlemiyor. - M. Ş. Esendal
[4] çivi, toplu iğne, çengelli iğne vb. ile iliştirmek, bağlamak
[5] hedefe vardırmak, değdirmek, isabet ettirmek
Taşı fırlattı ama tutturamadı. - Halikarnas Balıkçısı
[6] takip etmek
Geldiği yolu tutturup gene tek başına mahalle kahvesinin kapısı önüne kadar geldi. - M. Ş. Esendal

Köken[düzenle]

Türkçe

Kaynakça[düzenle]

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Eski Türkçe[düzenle]

Nuvola apps kate.png
Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.

Eylem[düzenle]

[1] tutturmak
[2] yakalatmak