İçeriğe atla

bağlamak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi باغلامق (bağlamak) sözcüğünden devralındı. Morfolojik olarak: bağ + -la.

Söyleniş

[düzenle]
  • IPA(anahtar): /ba‿.la.ˈmac/
  • Heceleme: bağ‧la‧mak

Eylem

[düzenle]

bağlamak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi bağlar)

İpi, iskele babasına bağlamışlar (1)
Adamları, hapishaneye bağlamışlar (2). Mahkûmları da gardiyanların emrine bağlamışlar. (3) Burada olmalarını da işledikleri suçlara bağlamışlar. (4)
İpi bağlamışlar (12)
  1. İp, bağ veya başka bir araçla bir şeyi bir yere, diğer bir şeye veya birkaç şeyi birbirine tutturmak; birleştirmek, raptetmek.
  2. Bir kimseyi bir yerden ayrılamayacak duruma getirmek
  3. Bir şey veya kimseyi diğer bir şey veya kimsenin yönetimi altına vermek, aralarında idari bir bağ kurmak
  4. Yormak, yüklemek, hamletmek
    • 2024: Meliha YILDIRIM, 2024, Remil, sayfa 51 , Alakarga Sanat Yayınları
      "Boyunun ablaları gibi çok uzun olmamasının nedenini -onlar selvi ağacından da uzundu çünkü- küçükken aldığı fazla sorumluluğa bağlardı."
  5. (mecaz) İki şey arasında alâka ve irtibat kurmak.
  6. Bir şey veya bir kimse ile diğer bir şey veya kimseyi manevi bir bağla birleştirmek, birbirine yaklaştırmak
  7. Belli bir parayı belirli zamanlarda ödemek üzere tahsis ve tayin etmek
  8. Uğruna vakfetmek, emrine vermek, hasretmek
  9. Karşılıklı olarak uyulması gereken hükümleri belirlemek ve ona göre hareket etmeyi karar altına almak
  10. Elektrik, su ve doğalgaz gibi aboneliği başlatmak, kişiye tahsis etmek.
  11. Kumaş, ip, tel gibi şeyleri uçlarını birbiri arasından geçirerek düğümlemek.
  12. Sargı ile sarmak
  13. Paket, bohça veya yükü denk yapmak.
  14. (Başak, buz, kabuk, kaymak, küf, pas, tâne, yosun vb. maddelerle; deri, et, göbek, nasır, yağ vb. insan vücuduyla; renk, sûret vb. şekil ve halle; garaz, kin, yas gibi duygularla ilgili şeyler için) Peydâ etmek, hâsıl etmek, oluşturmak, tutmak.
  15. Önüne engel koymak, kapatmak.
    • 2022:Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 34. baskı,, Huzur, sayfa 11 , Dergâh Yayınları
      "Geceleri kız, erkek çocukları şarampole, daha başka taraflara ay ışığında ve zifiri karanlıkta evlerinin bahçesine su bağlamağa gidiyordu."
  16. Sona erdirmek
  17. Birine büyü yapmak
  18. Meydana getirmek, teşkil etmek
  19. Bir malı şartlarda anlaşarak kendisi için ayırmak, tekeli altına almak; kapatmak.
  20. Meşgul etmek, başka bir şeyle uğraşamaz duruma getirmek.


Çekimleme

[düzenle]


Deyimler

[düzenle]

ağzını dilini bağlamak,altmış altıya bağlamak, atını sağlam kazığa bağlamak, ayağını bağlamak, başını bağlamak, bel bağlamak, beste bağlamak, bohçasını bağlamak, çenesini bağlamak, dilini bağlamak, el bağlamak, elini kolunu bağlamak, esmere al bağla, karşısına geç ağla gönül bağlamak, göz bağlamak / gözünü bağlamak, hükme bağlamak, içi yağ bağlamak, karalar bağlamak, kemer bağlamak, kısmetini bağlamak, köpeği bağlasan durmaz, kuyruğuna teneke bağlamak, oluruna bağlamak, örümcek bağlamak, pamuk ipliği ile bağlamak, para bağlamak, işini sağlama bağlamak, sayfa bağlamak, şarta bağlamak, tatlıya bağlamak, uçkurunu bağlayamamak, ümit bağlamak, yüreği yağ bağlamak, .

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]