saymak

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

Zaman Kişi Çekimli eylem
Olumlu Olumsuz
Belirli geçmiş ben saydım saymadım
sen saydın saymadın
o saydı saymadı
biz saydık saymadık
siz saydınız saymadınız
onlar saydı saymadı
saydılar saymadılar
Belirsiz geçmiş ben saymışım saymamışım
sen saymışsın saymamışsın
o saymış saymamış
biz saymışız saymamışız
siz saymışsınız saymamışsınız
onlar saymış saymamış
saymışlar saymamışlar
Geniş zaman ben sayarım saymam
sen sayarsın saymazsın
o sayar saymaz
biz sayarız saymayız
siz sayarsınız saymazsınız
onlar sayar saymaz
sayarlar saymazlar
Şimdiki zaman ben sayıyorum saymıyorum
sen sayıyorsun saymıyorsun
o sayıyor saymıyor
biz sayıyoruz saymıyoruz
siz sayıyorsunuz saymıyorsunuz
onlar sayıyor saymıyor
sayıyorlar saymıyorlar
Gelecek zaman ben sayacağım saymayacağım
sen sayacaksın saymayacaksın
o sayacak saymayacak
biz sayacağız saymayacağız
siz sayacaksınız saymayacaksınız
onlar sayacak saymayacak
sayacaklar saymayacaklar

saymak -ar

Anlamlar

[1] (matematik) bir şeyin kaç tane olduğunu anlamak için bunları birer birer elden veya gözden geçirmek, sayısını bulmak
Nara sormuşlar: -Tanelerin kaç tane? Yiyenler saysın bana ne- demiş. - B. R. Eyuboğlu
[2] sayıları arka arkaya söylemek
Birden ona kadar saymak.
[3] herhangi bir sıraya koymak, herhangi bir sırada yer aldığını kabul etmek
Artık kışı geçti sayabiliriz.
[4] herhangi bir şey, yerine koymak veya herhangi bir şey gözüyle bakmak, addetmek
Her çiçekten bal eyledik. Arıya saydılar bizi. - Pir Sultan Abdal
[5] varsaymak, tutmak, farz etmek
Elimi uzatsam benim olacak bir vazoya sırt çevirip başkasına kaptırınca onu benden çalınmış saymak neden? - H. Taner
[6] arka arkaya söylemek, sıralamak
Birinin iyiliklerini saymak.
[7] ödenek, peşin vermek
İki bin lira saydı, bana bir küpe aldı. - M. Ş. Esendal
[8] geçer tutmak
Bunu saymam, sizi bir gün erkenden beklerim.
[9] (mecaz) değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı dolayısıyla bir kimseye veya bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmak, saygı göstermek, sözünü dinlemek, hürmet etmek
Anam babamı nasıl saydı ise ben de kocamı öyle sayacaktım. - M. Ş. Esendal
[10] (mecaz) önemsemek
[11] (mecaz) gibi görmek, kabul etmek
Arzularını yapmayı belli büyük bir külfet saydığınız bu küçük kalpler, saadetin kapısından girmeden felaketin ortasına yuvarlanıyorlar. - A. Gündüz
[12] (mecaz) hesaba katmak, dikkate almak
Bundan önce verdiğimi saymıyor musun?

Köken Alt simge metniKüçük metinBüyük metin

[1] (Eski Türkçe) sāmak

Deyimler

fasulye gibi kendini nimetten saymak
girintili satır
ödev saymak
yerinde saymak

Kaynakça

Türk lehçeleri

Çeviriler