göstermek
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Eylem
[düzenle]göstermek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi gösterir)

- Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek.
- Havadaki uçağı parmağıyla gösterdi.
- Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak.
- eş anlamlısı: çıkarmak
- Belirtmek, anlatmak.
- Romada «ekmek ve şenlik» darbı meseli daima bir düstur olarak telâkki edilmiştir. Bu iki kelime gösteriyor ki tebaasının ihtiyaçlarını düşünen imparatorluk ekmekle temsili bir hizada tutuyordu.— 1936, İsmail Galip Arcan, “Eski Milletlerde Tiyatro”, Ağaç, 8. sayı, s. 7
- Bir şeyin etkisi altında kalmak.
- İlaç, etkisini yeni gösteriyor.
- Kanıtla inandırmak.
- Onun yalan söylediğini sizlere göstereceğim.
- Öğretmek, açıklamak.
- Yol göstermek.
- Yapmasını söylemek, görevlendirmek.
- Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek.
- "Bu, seni ablandan daha şirin gösteriyor, emin ol!" - Reşat Nuri Güntekin
- Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak.
- Gerçekleri çarpıtarak gösteriyor.
- Görünmek, benzemek
- Sert bir biçimde karşılık vermek.
- "Anası da babasının küfürlerini tekrarlıyor, evde ona göstereceğini söylüyor, gözlerini açıyor, başını sallıyordu." - Ömer Seyfettin
Çekimleme
[düzenle]Yardımcı eylem
[düzenle]göstermek
- etmek,
- Dayanışma göstermek.
Deyimler
[düzenle]aba altından sopa göstermek, büyüklük göstermek, diş göstermek, etkinlik göstermek, etkisini göstermek, faaliyet göstermek, ışık göstermek, sağ eliyle sol kulağını göstermek