izlemek
Görünüm
Türkçe
[düzenle]




Söyleniş
[düzenle]Eylem
[düzenle]izlemek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi izler)
- Birinin veya bir şeyin arkasından gitmek.
- eş anlamlısı: takip etmek
- Zaman, süre, sıra vb. bakımından gelmek, arkasından gelmek, arkasında olmak.
- Bir olayın gelişimini gözden geçirmek.
- Eğlenmek, görmek, öğrenmek için bakmak.
- eş anlamlısı: seyretmek
- "Televizyonu izlemek."
- Belirli bir yönde gitmek.
- "Geç vakit hayvanla, Deliçay'ı izleyip gidiyordum." — Halide Edip Adıvar
- (görme) Gözlemek, incelemek.
- "Çocuk kuşu gözleriyle izledi.
- Belirli bir tutum, davranış veya düşünceyi benimsemek.
- "Bu üretim politikasını izleyeceğiz."
- Bir şeye uymak, bağlı olmak.
- "Modayı izlemek."
- Herhangi bir olayla ilgilenmek.
- "Çeşitli siyasi olaylar karşısındaki tepki ve düşüncelerini dolaylı da olsa izleyebiliyordum." — Haldun Taner
Çekimleme
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Kubbealtı Lugatı'nda "İZLEMEK :"