İçeriğe atla

uzatmak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

uzatmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi uzatır)

Kadın, adama topu uzatıyor (3)
  1. uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak
    • Saç uzatmak. Tırnak uzatmak.
  2. başı, kolları veya bacakları bir yere yöneltmek
    • Koğuşun açık duran kapısından hastalar başlarını uzatıp koridordakilere, yerde duran sedyeye bakıyorlar. - Memduh Şevket Esendal
  3. bir şeyi vermek için birine yöneltmek
    • Şu köşe rafında toz şeker kutusu var, uzatıver bana. - Aka Gündüz
  4. germek
    • İp uzatmak.
  5. konuşmayı, tartışmayı sürdürmek
    • Her iki odadan üçer beşer kişi lakırtıyı uzattılar. - Memduh Şevket
  6. vermek, göndermek
    • Can, topu Zeki'ye uzattı.
  7. süreyi artırmak, temdit etmek
    • Yıllardır beklediği bu zevkli anları mümkün olduğu kadar uzatmak istediği her hâlinden belliydi. - İhsan Oktay Anar

Deyimler

[düzenle]

ayağını yorganına göre uzatmak, çehre uzatmak, ona buna dil uzatmak


Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Türkmence

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

uzatmak

  1. uzatmak

Kaynakça

[düzenle]
  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.