kaplamak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Eylem
[düzenle]kaplamak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi kaplar)

Ağaçlar, otların etrafını kaplamış. (2)


- Her yanını örtmek.
- eş anlamlısı: istila etmek
- "Her tarafı sessizlik kaplamış, ovalar, biten bir günün hüznü içinde susmuştu." - Hamdullah Suphi Tanrıöver
- Çepeçevre sarmak.
- Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak.
- Yorgan kaplamak.
- Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak.
- Bir yüzeyi döşemek, başka bir nesne ile örtmek.
- "Dudaklarının üstünü kaplayan muntazam kesilmiş sert ve koyu siyah bıyıkları..." - Abdülhak Şinasi Hisar
- Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanmış yüzeylere yapıştırmak.
- Bir madeni bir başka madenle kimyasal bir yöntemle örtmek.
- Bir kimsenin veya bir şeyin nitelikleri herkesçe bilinir olmak.
- Ünü cihanı kapladı.
- doldurmak kelimesinin eş anlamlısı
- "Bulutlu düşünceler dimağını kapladığı sırada uzun siyah kirpikleri arasından iki şimşek çaktı." - Ahmet Hikmet Müftüoğlu