geniş
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Köken
[düzenle]Eski Türkçe keŋ (keŋ)
Ön ad
[düzenle]geniş (karşılaştırma daha geniş, üstünlük en geniş)


- Eni çok olan; enli, gen, vâsi.
- "Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu." - Peyami Safa
- Alanı büyük olan, dar karşıtı; makro.
- "Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi." - Osman Cemal Kaygılı
- (giyim) Bol elbise.
- Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın olan; makro.
- Geniş anlamlı.
- (mecaz) Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat olan.
- "Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu." - Attilâ İlhan
- (mecaz)Çok fazla.
- Geniş iş alanları sağlandı.
Deyimler
[düzenle]Türetilmiş kavramlar
[düzenle]geniş açı, geniş aile, geniş çaplı, geniş gönüllü, geniş görüşlü, geniş mezhepli, geniş paça, geniş ufuklu, geniş ünlü, geniş yürekli, geniş zaman, eli geniş, havsalası geniş, içi geniş, işkembesi geniş, karnı geniş, mezhebi geniş, ufku geniş, yüreği geniş
Çeviriler
[düzenle]çeviriler
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "geniş" maddesi
Azerice
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: ge‧niş
Ön ad
[düzenle]geniş
Gagavuzca
[düzenle]Köken
[düzenle]Eski Türkçe keng (keng).
Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: ge‧niş
Ön ad
[düzenle]geniş
Kaynakça
[düzenle]- Etymological Dictionaries - Andras Rajki