İçeriğe atla

sarmak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

sarmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi sarar)

Adam, borunun etrafını bantla sarıyor (1)
  1. çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak
  2. kuşatmak kelimesinin eş anlamlısı
    • Dışardan gelen ışıkta yüzünü açık seçik görebiliyordum. "Evi sarmışlar" dedi.
      — 2004, Pınar KÜR, Küçük Oyuncu, Everest Yayınları, s. 137
  3. dolayında yer almak.
  4. kaplamak kelimesinin eş anlamlısı
    • Odanın içini köhnemiş bir meyve kokusu sarmıştı.
      — 1935, Sait Faik ABASIYANIK, “Babamın İkinci Evi”, Varlık, 43. sayı
  5. bir şeyi üzerine başka bir şey koyarak kaplamak.
    • Ah işte tövbe ettik bütün suçlarımızdan. Bir gaflet perdesiydi gözlerimizi saran. - Enis Behiç Koryürek
  6. kucaklamak kelimesinin eş anlamlısı
  7. Yumak yapmak.
    • İpliği sarmak.
  8. Şerit, ip vb.ni başka bir şeyin üzerine dolamak.
  9. Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek.
    • "Dolma sarıyorum diye yaprağı parmağıma doladım." - Hüseyin Rahmi Gürpınar
  10. Sarılıp tırmanmak.
    • Asma çardağı sardı.
  11. Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak.
    • Kitabı kâğıda sarmak.
  12. Tırmanmak, yükseğe doğru çıkmak.
    • İkindi vakti Harta yokuşuna sardık.
      — 2006, Fahri ERDİNÇ, Acı Lokma, Yordam Kitap, s. 127
  13. Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek.
  14. (mecaz) Sözle saldırmak, tehdit etmek.
    • Evdekilerin hepsi bana sarıyor.
  15. Hoşuna gitmek, zevkini okşamak.
  16. Kişinin, bir konuyla ya da kişiyle ilgilenmeye başlaması
    • Sedef'in durup dururken orkideye sarması hayra alamet değil diye düşündüm.
      — 2018, Ayfer Tunç, Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, Can Sanat Yayınları, s. 51

Çekimleme

[düzenle]
sarmak eyleminin çekimi
olumlu çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit sardım sardın sardı sardık sardınız sardılar
hikâye sardıydım sardıydın sardıydı sardıydık sardıydınız sardıydılar
rivayet — — — — — —
şart sardıysam sardıysan sardıysa sardıysak sardıysanız sardıysalar
sardılarsa
belirsiz geçmiş basit sarmışım sarmışsın sarmış sarmışız sarmışsınız sarmışlar
hikâye sarmıştım sarmıştın sarmıştı sarmıştık sarmıştınız sarmıştılar
rivayet sarmışmışım sarmışmışsın sarmışmış sarmışmışız sarmışmışsınız sarmışmışlar
şart sarmışsam sarmışsan sarmışsa sarmışsak sarmışsanız sarmışsalar
sarmışlarsa
geniş basit sararım sararsın sarar sararız sararsınız sararlar
hikâye sarardım sarardın sarardı sarardık sarardınız sarardılar
rivayet sararmışım sararmışsın sararmış sararmışız sararmışsınız sararmışlar
şart sararsam sararsan sararsa sararsak sararsanız sararsalar
sararlarsa
şimdiki basit sarıyorum sarıyorsun sarıyor sarıyoruz sarıyorsunuz sarıyorlar
hikâye sarıyordum sarıyordun sarıyordu sarıyorduk sarıyordunuz sarıyordular
rivayet sarıyormuşum sarıyormuşsun sarıyormuş sarıyormuşuz sarıyormuşsunuz sarıyormuşlar
şart sarıyorsam sarıyorsan sarıyorsa sarıyorsak sarıyorsanız sarıyorsalar
sarıyorlarsa
gelecek basit saracağım saracaksın saracak saracağız saracaksınız saracaklar
hikâye saracaktım saracaktın saracaktı saracaktık saracaktınız saracaktılar
rivayet saracakmışım saracakmışsın saracakmış saracakmışız saracakmışsınız saracakmışlar
şart saracaksam saracaksan saracaksa saracaksak saracaksanız saracaksalar
saracaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit sarayım sarasın sara saralım sarasınız saralar
hikâye saraydım saraydın saraydı saraydık saraydınız saraydılar
rivayet saraymışım saraymışsın saraymış saraymışız saraymışsınız saraymışlar
şart — — — — — —
şart basit sarsam sarsan sarsa sarsak sarsanız sarsalar
hikâye sarsaydım sarsaydın sarsaydı sarsaydık sarsaydınız sarsaydılar
rivayet sarsaymışım sarsaymışsın sarsaymış sarsaymışız sarsaymışsınız sarsaymışlar
şart — — — — — —
gereklilik basit sarmalıyım sarmalısın sarmalı sarmalıyız sarmalısınız sarmalılar
hikâye sarmalıydım sarmalıydın sarmalıydı sarmalıydık sarmalıydınız sarmalıydılar
rivayet sarmalıymışım sarmalıymışsın sarmalıymış sarmalıymışız sarmalıymışsınız sarmalıymışlar
şart sarmalıysam sarmalıysan sarmalıysa sarmalıysak sarmalıysanız sarmalıysalar
sarmalılarsa
emir basit — sar sarsın — sarın
sarınız
sarsınlar
hikâye — — — — — —
rivayet — — — — — —
şart — — — — — —
olumsuz çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit sarmadım sarmadın sarmadı sarmadık sarmadınız sarmadılar
hikâye sarmadıydım sarmadıydın sarmadıydı sarmadıydık sarmadıydınız sarmadıydılar
rivayet — — — — — —
şart sarmadıysam sarmadıysan sarmadıysa sarmadıysak sarmadıysanız sarmadıysalar
sarmadılarsa
belirsiz geçmiş basit sarmamışım sarmamışsın sarmamış sarmamışız sarmamışsınız sarmamışlar
hikâye sarmamıştım sarmamıştın sarmamıştı sarmamıştık sarmamıştınız sarmamıştılar
rivayet sarmamışmışım sarmamışmışsın sarmamışmış sarmamışmışız sarmamışmışsınız sarmamışmışlar
şart sarmamışsam sarmamışsan sarmamışsa sarmamışsak sarmamışsanız sarmamışsalar
sarmamışlarsa
geniş basit sarmam sarmazsın sarmaz sarmayız sarmazsınız sarmazlar
hikâye sarmazdım sarmazdın sarmazdı sarmazdık sarmazdınız sarmazdılar
rivayet sarmazmışım sarmazmışsın sarmazmış sarmazmışız sarmazmışsınız sarmazmışlar
şart sarmazsam sarmazsan sarmazsa sarmazsak sarmazsanız sarmazsalar
sarmazlarsa
şimdiki basit sarmıyorum sarmıyorsun sarmıyor sarmıyoruz sarmıyorsunuz sarmıyorlar
hikâye sarmıyordum sarmıyordun sarmıyordu sarmıyorduk sarmıyordunuz sarmıyordular
rivayet sarmıyormuşum sarmıyormuşsun sarmıyormuş sarmıyormuşuz sarmıyormuşsunuz sarmıyormuşlar
şart sarmıyorsam sarmıyorsan sarmıyorsa sarmıyorsak sarmıyorsanız sarmıyorsalar
sarmıyorlarsa
gelecek basit sarmayacağım sarmayacaksın sarmayacak sarmayacağız sarmayacaksınız sarmayacaklar
hikâye sarmayacaktım sarmayacaktın sarmayacaktı sarmayacaktık sarmayacaktınız sarmayacaktılar
rivayet sarmayacakmışım sarmayacakmışsın sarmayacakmış sarmayacakmışız sarmayacakmışsınız sarmayacakmışlar
şart sarmayacaksam sarmayacaksan sarmayacaksa sarmayacaksak sarmayacaksanız sarmayacaksalar
sarmayacaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit sarmayayım sarmayasın sarmaya sarmayalım sarmayasınız sarmayalar
hikâye sarmayaydım sarmayaydın sarmayaydı sarmayaydık sarmayaydınız sarmayaydılar
rivayet sarmayaymışım sarmayaymışsın sarmayaymış sarmayaymışız sarmayaymışsınız sarmayaymışlar
şart — — — — — —
şart basit sarmasam sarmasan sarmasa sarmasak sarmasanız sarmasalar
hikâye sarmasaydım sarmasaydın sarmasaydı sarmasaydık sarmasaydınız sarmasaydılar
rivayet sarmasaymışım sarmasaymışsın sarmasaymış sarmasaymışız sarmasaymışsınız sarmasaymışlar
şart — — — — — —
gereklilik basit sarmamalıyım sarmamalısın sarmamalı sarmamalıyız sarmamalısınız sarmamalılar
hikâye sarmamalıydım sarmamalıydın sarmamalıydı sarmamalıydık sarmamalıydınız sarmamalıydılar
rivayet sarmamalıymışım sarmamalıymışsın sarmamalıymış sarmamalıymışız sarmamalıymışsınız sarmamalıymışlar
şart sarmamalıysam sarmamalıysan sarmamalıysa sarmamalıysak sarmamalıysanız sarmamalıysalar
sarmamalılarsa
emir basit — sarma sarmasın — sarmayın
sarmayınız
sarmasınlar
hikâye — — — — — —
rivayet — — — — — —
şart — — — — — —

Deyimler

[düzenle]

başına sarmak güce sarmak, içini sarmak, sarıp sarmak

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]