İçeriğe atla

sarmak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

sarmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi sarar)

Adam, borunun etrafını bantla sarıyor (1)
  1. çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak
  2. kuşatmak
    • 2004: Pınar KÜR, 2004 Küçük Oyuncu, sayfa 137 , Everest Yayınları
      "Dışardan gelen ışıkta yüzünü açık seçik görebiliyordum. "Evi sarmışlar" dedi."
  3. dolayında yer almak.
  4. kaplamak.
    • Kültür düşüklüğündeki çöküş, yaygın bir hastalık gibi sarar toplumu. - Necati Cumalı
  5. bir şeyi üzerine başka bir şey koyarak kaplamak.
    • Ah işte tövbe ettik bütün suçlarımızdan. Bir gaflet perdesiydi gözlerimizi saran. - Enis Behiç Koryürek
  6. kucaklamak.
  7. Yumak yapmak.
    • İpliği sarmak.
  8. Şerit, ip vb.ni başka bir şeyin üzerine dolamak.
  9. Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek.
    • "Dolma sarıyorum diye yaprağı parmağıma doladım." - Hüseyin Rahmi Gürpınar
  10. Sarılıp tırmanmak.
    • Asma çardağı sardı.
  11. Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak.
    • Kitabı kâğıda sarmak.
  12. Tırmanmak, yükseğe doğru çıkmak.
    • 2006: Fahri ERDİNÇ, 2006 Acı Lokma, sayfa 127 , Yordam Kitap
      "İkindi vakti Harta yokuşuna sardık."
  13. Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek.
  14. (mecaz) Sözle saldırmak, tehdit etmek.
    • Evdekilerin hepsi bana sarıyor.
  15. Hoşuna gitmek, zevkini okşamak.
  16. Kişinin, bir konuyla ya da kişiyle ilgilenmeye başlaması
    • 2018: Ayfer Tunç, 2018 Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, sayfa 51 , Can Sanat Yayınları
      "Sedef'in durup dururken orkideye sarması hayra alamet değil diye düşündüm."

Çekimleme

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

başına sarmak güce sarmak, içini sarmak, sarıp sarmak

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Eski Türkçe

[düzenle]
Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.

Eylem

[düzenle]
  1. kızmak
  2. çıkışmak
  3. sertelmek
  4. sert söz söylemek
  5. bir şeyi süzmek ve ayırmak
  6. olgun hale gelmek