dönmek
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Eylem
[düzenle]


dönmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi döner)
- kendi çevresinde ya da başka bir şeyin etrafında hareket etmek
- İçeride anahtarın acı bir gıcırtıyla döndüğünü duydum. - Yusuf Ziya Ortaç
- geri gelmek, geri gitmek
- Ertesi gün aynı yoldan Bodrum'a döndük. - Halikarnas Balıkçısı
- yönelmek
- Babam birdenbire bana döndü. - Sait Faik Abasıyanık
- sapmak
- Gülümseyerek bir köşeyi döndü. - Peyami Safa
- bir şeyi andıracak duruma girmek, benzemek
- Dikmen yolları, mabede adak için gidenlerin yollarına dönmüştü. - Aka Gündüz
- sınıfta kalmak
- Çocuk çalışmazsa bu yıl döner.
- durumdan duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak, benzemek
- 'Erkekler tekaüt olunca çocuğa dönüyorlar. - Reşat Nuri Güntekin
- belirli bir yerde dolaşmak
- kendini bir yandan bir yana çevirmek
- Yatağında sabaha kadar dönüp durdu.
- yöneltilmek, düzene koyulmak, çekip çevrilmek
- Ayfer Tunç, 2018 Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, sayfa 231 , Can Yayınları
- ""Her kadehin vergisini verirsem burası döner mi sanıyorsun?" dedi, üstünden zamanın rüzgârı geçmiş bomboş restoranı işaret ederek."
- Ayfer Tunç, 2018 Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, sayfa 231 , Can Yayınları
- söz konusu etmek, hatırlamak
- Biz yine onun gençliğine, lise öğretmeni olduğu zamana dönelim. - Haldun Taner
- bırakılan bir konu veya işe başlamak
- (mecaz) hileyle, gizlice yapılmak
- Burada bir şeyler oluyor, bir şeyler dönüyor ama anlayamıyorum. - Refik Halit Karay
- (din) inanç, din veya düşüncesini değiştirmek
- Annesinin İtalyan Yahudisiyken döndüğünü söylemişti. - Ömer Seyfettin
Çekimleme
[düzenle]dönmek eyleminin çekimi
Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]ağlama duvarına dönmek, başı dönmek, deliye dönmek, divaneye dönmek, dut yemiş bülbüle dönmek, dönüp dolaşmak, dönüp geriye bakmak
Çeviriler
[düzenle]çeviriler
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "dönmek" maddesi