akmak

Vikisözlük sitesinden
Jump to navigation Jump to search

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

akmak -ar akmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi akar)

  1. sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek
    Eskiden Sakarya, bu köprünün altından akarmış. - S. F. Abasıyanık
  2. sıvı maddeler aşağıya yönelmek
  3. sıvı madde bir yerden çıkmak
  4. bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak
    Dam akıyor.
  5. art arda ve toplu olarak gitmek
    Öfkeli insanlar, el ele, omuz omuza Taksim'e doğru akıyorlardı. - Y. Z. Ortaç
  6. kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak
    Çarşafın kumaşı da yer yer akmış, buruşmuştu. - R. H. Karay
  7. boya birbirine karışmak
  8. sürüp gitmek
    Nedim divanında bir kaside vardır, müjgân üstüne, hicran üstüne, umman üstüne kafiyeleri ve redifleriyle akar. - Y. K. Beyatlı
  9. (mecaz) zaman çabuk geçmek
  10. (mecaz) karışmak, katılmak
  11. (argo) çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak
  12. (argo) meni fışkırmak

Eski Yazı[düzenle]

آقمق

Sözcük birliktelikleri[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "akmak"

Çeviriler[düzenle]

Eski Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

  1. akmak

Kırgızca[düzenle]

Ön ad[düzenle]

  1. ahmak

Türkmence[düzenle]

Eylem[düzenle]

  1. akmak