akmak

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

akmak -ar

[1] sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek
Eskiden Sakarya, bu köprünün altından akarmış. - S. F. Abasıyanık
[2] sıvı maddeler aşağıya yönelmek
[3] sıvı madde bir yerden çıkmak
[4] bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak
Dam akıyor.
[5] art arda ve toplu olarak gitmek
Öfkeli insanlar, el ele, omuz omuza Taksim'e doğru akıyorlardı. - Y. Z. Ortaç
[6] kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak
Çarşafın kumaşı da yer yer akmış, buruşmuştu. - R. H. Karay
[7] boya birbirine karışmak
[8] sürüp gitmek
Nedim divanında bir kaside vardır, müjgân üstüne, hicran üstüne, umman üstüne kafiyeleri ve redifleriyle akar. - Y. K. Beyatlı
[9] (mecaz) zaman çabuk geçmek
[10] (mecaz) karışmak, katılmak
[11] (argo) çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak
[12] (argo) meni fışkırmak

Eski Yazı[düzenle]

آقمق

Deyimler[düzenle]

çörten gibi su akmak
pislik parmağından akmak
su gibi akmak
uyku gözünden akmak

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "akmak"

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Eski Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] akmak

Kırgızca[düzenle]

Ön ad[düzenle]

[1] ahmak

Türkmence[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] akmak