İçeriğe atla

durulmak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

durulmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi durulur)

  1. duru duruma gelmek
    Akmayan su, kımıldanmayan, olduğu yerde bir çukurun içinde pıhtılaşan, ağırlaşan durgun ve durulmuş su ölümü hatırlatır bana. - Nazım Hikmet
  2. durma işine konu olmak
    Mor dağlara karargâhlar kurulur. Eteğinde bölük bölük durulur. - Bekir Sıtkı Erdoğan
  3. gürültü, kımıldanış, karışıklık, yağış ve yel vb. şeylerin dinmesi, sükûn bulmak
    Dışarıda nemli bir rüzgâr esiyordu, dalgalar durulmamış, yalnız biraz ağırlaşmıştı. - Azra Erhat
  4. (mecaz) sakinleşmek
    • 2020: Mehmet EROĞLU, 2020 Yarım Kalan Yürüyüş, sayfa 187 , İletişim Yayınları
      "Onu yeniden duyduğumda sesinin durulduğunu fark ediyorum."

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]