yaşamak

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

yaşamak -r

  1. (fizyoloji) canlılık, hayatını sürdürmek
    Hiçbir şey yaşarken daha önemli değildir. - A. İlhan
  2. (fizyoloji) sağ olmak
    Deden yaşıyor mu?
  3. varlığını sürdürmek
    Balıklar suda yaşar.
  4. oturmak, eğleşmek
    Köyde yaşamak.
    Şehirde yaşamak.
  5. geçinmek
    Bu kazançla yaşamak kolay değil.
  6. herhangi bir durumda olmak veya bulunmak
    Bekâr yaşamak.
    Tek başına yaşamak.
  7. görüp geçirmek, başından geçmek
    Balkan Savaşı'nın bütün acılarını yaşamış bir ailenin kızıydı. - N. Cumalı
  8. sürmek, devam etmek
    Onun anısı hep yaşayacak.
  9. varlıklı, endişesiz, hoş vakit geçirmek, keyif sürmek
    Tek başına manevra yapan bir lokomotif rahatlığı ile hayatını yaşıyor. - H. Taner
  10. keyfi yerine gelmek, mutlu olmak, işleri yolunda olmak
    Bu iş olursa yaşadık.
  11. bir durumu yaşar gibi olmak, bir durumla özdeşleşmek, duymak, hissetmek
    Sen genç gibi yaşar, ihtiyar gibi ölürsün. - Ö. Seyfettin

Deyimler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Çeviriler[düzenle]