İçeriğe atla

dökmek

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]
Garson, şarabı bardağa döküyor (1)

,

Çöpü yola döküyor (2)
Kadın gözyaşı döküyor (3)
Ağaç, yapraklarını döküyor (6)
İşçiler yola asfalt döküyor (8)

Eylem

[düzenle]

dökmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi döker)

  1. sıvı ya da tane durumunda olan şeyleri bulundukları yerden, kaptan başka yere boşaltmak
    • İhtiyar karısı pırıl pırıl kalaylı maşrapa ile ona su dökecek. - S. F. Abasıyanık
  2. belli bir yere boşaltmak
    • Sigara tablasını dökmek.
  3. akıtmak, düşürmek
    • Annem bunu sezdiği gün, babamın arkasından döktüğü yaşları unutacak kadar bedbaht olur. - Y. Z. Ortaç
  4. saçmak, serpmek
    • Tavuklara yem döktü.
  5. salmak, bırakmak
  6. üstünde bulunan bir şeyi düşürmek
    • Yapraklarını dökmüş iki söğüt ağacı... - S. F. Abasıyanık
  7. teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak
  8. maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak
    • Heykel ilkin çamurdan yapılıyor, sonra kalıbını çıkarıp tunçtan dökecekler. - H. Taner
  9. sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek
    • Lokma dökmek. Kadayıf dökmek.
  10. bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak
    • Sınıra asker dökmek.
  11. çok söylemek
    • Dil dökmek.
  12. bir şeyi yok etmek için atmak
    • Satılmayan hamsileri denize döktüler.
  13. -e bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak
    • Şimdi maşallah açılmaya başladım diye söylenirsin, işi ahbaplığa dökersin, olur gider. - R. N. Güntekin
  14. yakmak, tutuşturmak
    • Sabah ve akşam kahvaltıları için mangal döktürürdü. Mangal yakmak denmezdi. Mangalı dök, tutuştur denirdi. - N. Neyzi
  15. kullanmak, harcamak, sarf etmek
    • Dimağ ve beden cevherlerini döken çocukları hesaplı bir kalori ile beslemek lazımdı. - C. Uçuk
  16. çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak
    • Sınıfın yarısını döktüler.
  17. bol bol vermek, ödemek, sarf etmek
    • Para dökmek.
  18. açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak
    • Acaba biraz anlatsan, derdini döksen olmaz mı?
  19. (mecaz) boca etmek

Deyimler

[düzenle]

alın teri dökmek, derdini dökmek, göz nuru dökmek, kirli çamaşırlarını ortaya dökmek, köküne kibrit suyu dökmek, kurtlarını dökmek, ortaya dökmek

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Türkmence

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

dökmek

  1. dökmek
  2. saçmak, dağıtmak, yok etmek

Kaynakça

[düzenle]
  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.