İçeriğe atla

boşaltmak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: bo‧şalt‧mak

Eylem

[düzenle]

boşaltmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi boşaltır)

Kamyon kasasını boşaltıyor (1) Kumları yere boşaltıyor (2)
Silah, cephanesini boşaltıyor. (3)
  1. boş duruma getirmek
    • Bu durum, ister istemez evi doldurup boşaltanlarda da kısıntı yapmamızı gerektiriyordu. - A. Ağaoğlu
  2. dökmek, boca etmek
    • Elenmiş, tertemiz unu leğençe denilen küçük leğene boşalttı. - O. Kemal
  3. bir silahta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak
    • Yayla devriyesi bizden yardım istemek için havaya silah boşaltmış. - H. R. Gürpınar
  4. kusmak
  5. gevşetmek, açmak
    • İbrahim Ağa atın kolanlarını boşaltırken kendini bir iş yapmış sayar. - M. Ş. Esendal

Çekimleme

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]