boşaltmak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: bo‧şalt‧mak
Eylem
[düzenle]boşaltmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi boşaltır)


- boş duruma getirmek
- Bu durum, ister istemez evi doldurup boşaltanlarda da kısıntı yapmamızı gerektiriyordu. - A. Ağaoğlu
- dökmek, boca etmek
- Elenmiş, tertemiz unu leğençe denilen küçük leğene boşalttı. - O. Kemal
- bir silahta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak
- Yayla devriyesi bizden yardım istemek için havaya silah boşaltmış. - H. R. Gürpınar
- kusmak
- gevşetmek, açmak
- İbrahim Ağa atın kolanlarını boşaltırken kendini bir iş yapmış sayar. - M. Ş. Esendal
Çekimleme
[düzenle]boşaltmak eyleminin çekimi
Çeviriler
[düzenle]çeviriler
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "boşaltmak" maddesi