salmak

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

Heceleme[düzenle]

Heceleme: sal‧mak

Eylem[düzenle]

salmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi salar) -ar

  1. bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak, bırakmak, koyuvermek
    Derhâl kapının zincirini salıvererek kanadı arkasına kadar açtı. - E. E. Talu
  2. yollamak, göndermek
    Bununla beraber peşine adam salmak gerekir. - A. Gündüz
  3. koymak, katmak
    Halk ruhunun benliğinizde yeniden uyanıp hararetini gönlünüze saldığını duyarsınız. - R. H. Karay
  4. sürmek
    Bunun içindir ki dal budak saldı, yemiş vermeye başladı. - R. E. Ünaydın
  5. uğratmak
    Başını derde salmak.
  6. vergi yüklemek
    Ona elli bin lira salmışlar.
  7. üzerine yürütmek
    Tazıyı tavşana salmak.
  8. saldırmak
    Aç kurt, yılana da salar, taşa da, dedi. - M. Ş. Esendal
  9. sarkıtmak
    Soğutmak için kuyuya su kabı saldı.
  10. (denizcilik) gemi demir üzerinde dört yana dönmek
  11. bakmamak, ilgilenmemek, özen göstermemek
  12. (fizik, kimya) ışın, erke, tanecik demetleri verip göndermek

Deyimler[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Çağatayca[düzenle]

Eylem[düzenle]

  1. koymak, bina etmek
  2. atmak

Eski Türkçe[düzenle]

Nuvola apps kate.png
Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.

Eylem[düzenle]

  1. atmak
  2. bir şeyle işaret etmek
  3. göndermek
  4. götürmek
  5. toplamak
  6. toplu hale getirmek

Kaynakça[düzenle]

  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.


Kaynakça[düzenle]

  • Sinanoğlu, Oktay (1978). Fiziksel Kimya Terimleri Sözlüğü. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.


Türkmence[düzenle]

Eylem[düzenle]

salmak

  1. yapmak, kurmak
  2. içine koymak, yerleştirmek

Kaynakça[düzenle]

  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.