İçeriğe atla

salmak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Heceleme

[düzenle]
Heceleme: sal‧mak

Eylem

[düzenle]

salmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi salar)

  1. bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak, bırakmak, koyuvermek
    • Derhâl kapının zincirini salıvererek kanadı arkasına kadar açtı. - E. E. Talu
  2. yollamak, göndermek
    • Beni bakkala saldılar.
      — Ahmet BÜKE, 2004, İzmir Postası'nın Adamları, s. 55, Kanat Yayınları
  3. koymak, katmak
    • Halk ruhunun benliğinizde yeniden uyanıp hararetini gönlünüze saldığını duyarsınız. - R. H. Karay
  4. sürmek
    • Bunun içindir ki dal budak saldı, yemiş vermeye başladı. - R. E. Ünaydın
  5. uğratmak
    • Başını derde salmak.
  6. vergi yüklemek
    • Ona elli bin lira salmışlar.
  7. üzerine yürütmek
    • Tazıyı tavşana salmak.
  8. saldırmak
    • Aç kurt, yılana da salar, taşa da, dedi. - M. Ş. Esendal
  9. sarkıtmak
    • Soğutmak için kuyuya su kabı saldı.
  10. (denizcilik) geminin demir üzerinde dört yana dönmesi3
  11. bakmamak, ilgilenmemek, özen göstermemek
  12. (fizik, kimya) ışın, erke, tanecik demetleri verip göndermek

Deyimler

[düzenle]

dal budak salmak, göbek salmak, kök salmak, sal çayıra, Mevlam kayıra

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]