üst

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

[düzenle]

üst (belirtme hâli üsdü, çoğulu üstler) üst -tü

[1] bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, üzeri, fevk, alt karşıtı
Köyün üst tarafında, saman, taş ve yangın arasında, üstü sazlarla örtülmüş bir kulübenin önünde ateş yanıyor. - H. E. Adıvar
[2] bir şeyin görülen yanı, yüzü
Bu sefer taşın üstünden inip yere oturdu. - M. Ş. Esendal
[3] bir şeyin dış yüzü, yüzey
[4] giyecek, giysi
O günden sonra kapıya diktiği bir bekçiye iş çıkışları işçilerin üstlerini arattı. - L. Tekin
[5] birine göre yüksek aşamada olan kimse, mafevk
Sonunda, üstlerinin de onayıyla bir sınav yapmaya karar verdi. - İ. O. Anar
[6] (anatomi) vücut, beden
[7] artan, geriye kalan bölüm
Bir liranın üstü olarak uşağın getirdiği yetmiş beş kuruşu masanın üstünden kaldırmaz. - A. Ş. Hisar

Yazılışlar[düzenle]

Eski Yazı: اوست

Köken[düzenle]

Türkçe

Deyimler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "üst"

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Ön ad[düzenle]

[1] birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan
Kadınların beni böyle göz hapsine almaları yüzünden üst düğmelerimi gevşetemiyordum. - R. N. Güntekin
[2] öte, arka
Ben onu Şehzade Camisi'nin üst yanında, sokak içi, eski ahşap bir evde tanıdım. - Y. Z. Ortaç
[3] sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan
Üst makam.
Üst rütbedekiler.

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Türetilmiş kavramlar[düzenle]

üstçavuş, ayaküstü

Azerice[düzenle]

[düzenle]

üst

[1] üst

Ön ad[düzenle]

[1] üst

Çağatayca[düzenle]

[düzenle]

[1] yüz, ruy

Gagavuzca[düzenle]

[düzenle]

üst

[1] üst

Köken[düzenle]

[1] Eski Türkçe üst

Kaynakça[düzenle]

  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki

Şorca[düzenle]

Nuvola apps kate.png
Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.

[düzenle]

[1] üst.
[2] yüzey.

Türkmence[düzenle]

[düzenle]

üst

[1] üst

Kaynakça[düzenle]

  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.