yağ
| Ayrıca bakınız: yag |
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: yağ
Köken
[düzenle]Eski Türkçe yay - yayık (çalkalamak)
Ad
[düzenle]yağ (belirtme hâli yağı, çoğulu yağlar)

- (yağlar) Birleşiminde stearik, oleik, palmitik asitlerle gliserin bulunan ve bunların oranlarına göre kıvamları değişen bitkisel veya hayvansal madde.
- 'Yağ satarım, bal satarım. Ustam ölmüş, ben satarım.
- motor yağı
- Yağı tükenmiş motor gibi duraklamış, kalmıştı." - Ercüment Ekrem Talu
- Vücudun, atılması gereken amonyak, üre vb. maddelerini içine alarak deriden sızan ve ter kokusunu veren madde.
- Güzel kokulu bitkilerden çıkarılan uçucu, kokulu ve sıvı madde.
- Gül yağı
- (mecaz) Abartılı övgü.
Sözcük birliktelikleri
[düzenle]yağ asidi, yağ aldırma, yağ bezi, yağ çubuğu, yağ doku, yağ ekletme, yağ fıçısı, yağ göstergesi, yağhane, yağ hücresi, yağ kandili, yağ kesesi, yağ kutusu, yağ küpü, yağ lambası, yağ mantısı, yağ marulu, yağölçer, yağ şalgamı, yağ tabakası, yağ taşı, yağ tulumu, yağ uru, yağ yakıt, yağ yeşili, ağır yağ, atık yağ, bitkisel yağ, doymamış yağ, doymuş yağ, hayvani yağ, hayvansal yağ, ince yağ, kalın yağ, katı yağ, madenî yağ, nebati yağ, sadeyağ, sağyağ, sarı yağ, sıvı yağ, yanık yağ, trans yağ, uçucu yağ, yanık yağ, yanık yağ sobası, alabalık yağı, ayçiçeği yağı, badem yağı, balık yağı, balina yağı, ban yağı, bezir yağı, bıttım yağı, böbrek yağı, büryan yağı, cila yağı, çember yağı, çiçek yağı, çöz yağı, defne yağı, domuz yağı, don yağı, fındık yağı, gaz yağı, gömlek yağı, gres yağı, gül yağı, güneş yağı, hacı yağı, haşhaş yağı, Hint yağı, içyağı, iğ yağı, inek yağı, kandil yağı, karanfil yağı, katran yağı, kavram yağı, kekik yağı, kenevir yağı, kuyruk yağı, makine yağı, mangal yağı, manuka yağı, mısır yağı, motor yağı, neft yağı, pamuk yağı, reçine yağı, sığla yağı, silindir yağı, şist yağı, soya yağı, susam yağı, taş yağı, tereyağı, Tonya yağı, Trabzon yağı, yağlama yağı, yapak yağı, yer yağı, zaç yağı, zeytinyağı,
Atasözleri
[düzenle]- abdalın yağı çok olursa gah borusuna çalar, gah gerisine
- ak koyunu gören, içi dolu yağ sanır
- aşı pişiren yağ olur, gelinin yüzü ağ olur
- balı dibinden, yağı yüzünden
- çobanın gönlü olursa tekeden yağ çıkarır
- ışığını akşamdan önce yakan sabaha çırasında yağ bulamaz
- kasap, yağı bol olunca gerisini yağlar
- keçiye can kaygısı, kasaba yağ kaygısı
- Kürdün yağı çok olunca, hem yer, hem yüzüne sürer
- lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden
- yağ ile yavşan, sirke ile tavşan
Çeviriler
[düzenle]
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "yağ" maddesi
Azerice
[düzenle]Ad
[düzenle]yağ
- (organik bileşikler, malzemeler, yiyecekler, yağlar) yağ
Kırım Tatarca
[düzenle]Ad
[düzenle]yağ
- (organik bileşikler, malzemeler, yiyecekler, yağlar) yağ
- Türkçe 1 heceli sözcükler
- Türkçe IPA okunuşu olan sözcükler
- Eski Türkçe kökenli Türkçe sözcükler
- Türkçe sözcükler
- Türkçe adlar
- Türkçede yağlar
- Azerice sözcükler
- Azerice adlar
- Azericede organik bileşikler
- Azericede malzemeler
- Azericede yiyecekler
- Azericede yağlar
- Kırım Tatarca sözcükler
- Kırım Tatarca adlar
- Kırım Tatarcada organik bileşikler
- Kırım Tatarcada malzemeler
- Kırım Tatarcada yiyecekler
- Kırım Tatarcada yağlar