yağ

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Söyleniş[düzenle]

IPA: ˈj‿a, çoğulu IPA: j‿aˈlaɾ

Heceleme[düzenle]

Heceleme: yağ

Köken[düzenle]

Eski Türkçe yay - yayık (çalkalamak)

[düzenle]

yağ (belirtme hâli yağı, çoğulu yaklar)

Vikipedi
yağ hakkında Türkçe Vikipedi'de ansiklopedik bilgi bulabilirsiniz.
  1. (organik bileşikler, yiyecekler, yağlar) birleşiminde stearik, oleik, palmitik asitlerle gliserin bulunan ve bunların oranlarına göre kıvamları değişen bitkisel veya hayvansal madde
    Yağ satarım, bal satarım. Ustam ölmüş, ben satarım.
  2. vazelin, mazot gibi yağları andıran ve sanayide kullanılan bir mineral madde
    Yağı tükenmiş motor gibi duraklamış, kalmıştı. - E. E. Talu
  3. (anatomi) vücudun atılması gereken amonyak, üre v.b. maddelerini içine alarak deriden sızan ve ter kokusunu veren madde
    Yağı tükenmiş motor gibi duraklamış, kalmıştı. - E. E. Talu
  4. güzel kokulu bitkilerden çıkarılan uçucu, kokulu ve sıvı madde
    Gül yağı.
  5. (mecaz) abartılı övgü

Sözcük birliktelikleri[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "yağ"

Çeviriler[düzenle]

Üst kavramlar[düzenle]

organik bileşik

Atasözleri[düzenle]

Abdalın yağı çok olursa gah borusuna çalar, gah gerisine
Ak koyunu gören, içi dolu yağ sanır
Aşı pişiren yağ olur, gelinin yüzü ağ olur
Balı dibinden, yağı yüzünden
Çobanın gönlü olursa tekeden yağ çıkarır
Işığını akşamdan önce yakan sabaha çırasında yağ bulamaz
Kasap, yağı bol olunca gerisini yağlar
Keçiye can kaygısı, kasaba yağ kaygısı
Kürdün yağı çok olunca, hem yer, hem yüzüne sürer
Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden
Yağ ile yavşan, sirke ile tavşan

Azerice[düzenle]

[düzenle]

  1. (organik bileşikler, yiyecekler, yağlar) yağ

Kırım Tatarca[düzenle]

[düzenle]

  1. (organik bileşikler, yiyecekler, yağlar) yağ