İçeriğe atla

kalıp

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Heceleme

[düzenle]
[ka·lıp], çoğulu [ka·lıp·lar]

Köken

[düzenle]
Arapça قالب

kalıp (belirtme hâli kalıbı, çoğulu kalıplar)

Bir aletin taşa oyulmuş kalıbı ve yanında kalıptan çıkmış alet (1)
  1. Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç.
    • "İstenilen kalıplarda ve istenilen nüanslarda heykeller yapılabilir." - Peyami Safa
  2. (tekstil) biçki modeli, patron.
  3. Gösterişli görünüş.
    • Kalıbına bakarsan aslan gibi.
  4. (mecaz) Zaman içinde değişiklik göstermeyen, her zaman için aynı olan, belirli davranış biçimleri bütünü.
    • "Muayyen bir kalıba girecek insana benzemiyordu." - Halide Edip Adıvar
  5. (mecaz) Yenilikten uzak, gelişmeye kapalı olan.

Çekimleme

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

kalıp (karşılaştırma daha kalıp, üstünlük en kalıp)

  1. Genellikle küp biçiminde yapı
    • İki kalıp sabun

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

kalıba dökmek, kalıba vurmak, kalıbı değiştirmek, kalıbı dinlendirmek), kalıbından utanmamak, kalıbını basmak, kalıbının adamı olmamak, kalıp gibi oturmak, kalıp gibi serilmek, kalıp gibi uyumak, kalıp kesilmek, kalıptan kalıba girmek

Sözcük birliktelikleri

[düzenle]

kalıp kıyafet, kalıp sabun, kalıp sigarası, alçı kalıp, basmakalıp, baskı kalıbı, basma kalıbı, buz kalıbı, pasta kalıbı, silme kalıbı, yüz kalıbı

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]