İçeriğe atla

atmak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe atmak‎ (atmak)

Söyleniş

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

atmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi atar)

Adam, taşı atıyor. (1)
Kaldırma masa atmışlar. (2)
Adamı işten atıyorlar. (3)
Adam, yemeğe yoğurt atıyor. (4)
Lastikleri öylece atmışlar. (5)
Adam, ipi iskeleye atıyor. (6)
Adam, bütün evini başka bir yere atacak. (7)
Adam, tokat atacak. (8)
Adamlar top atmışlar. (9)
Adam, roket atıyor. (10)
  1. Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak.
    • Taşı suya atmak.
  2. Bir şeyi yere doğru bırakmak.
    • Kibar "şuraya iki masa atsak da gelene gidene çay versek, üç beş kuruş kazanırız" demişti.
      — 2014, Ayfer Tunç, Dünya Ağrısı, Can Sanat Yayınları, s. 81
  3. Bir kimsenin ilişiğini kesmek.
  4. İçine koymak.
    • Engin! Uyan da iki lokma at ağzına.
      — 2018, Semih ÖZTÜRK, Önce Dağlar Kar Tutacak, Varlık Yayınları, s. 66
  5. Rastgele bir kenara koymak.
  6. İp, halat, zincir gibi şeylerin bir ucunu ulaştırmak.
    • Vapurdan iskeleye attılar.
  7. Bir yerden başka bir yere taşımak.
    • Hazır araba varken eşyayı eve atalım.
  8. Sille, tokat vurmak.
  9. Top, tüfek vb. silahları patlatmak.
    • Baba, oğluna silahı verdi, at dedi
      — 1996, Faruk EREM, Bir Ceza Avukatının Anıları, Çark Kitabevi Yayınları, s. 56
    • Silahın performansı o kadar hoşuma gitmiş­ti ki, attıkça atıyordum, kaç mermi yaktığımı bilmiyorum, ellerim barut kokuyordu, rugan ayakkabılarım tozlanmış­tı, uzun uzun sildim onları.
      — 2014, Emrah POLAT, Alocu Tilki'nin Serencamı, İletişim Yayınları, s. 77
  10. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak.
    • İstediğin zaman, rasladığın yerde / Kıyasıya olmalı beni vuruşun / Kanım günlerce akmalı caddelerde / Tam kalbime değmeli attığın kurşun.
      — 1997, Ümit Yaşar OĞUZCAN, Acılar Denizi, 10. baskı, Özgür Yayınları, s. 47
  11. Bir işi ertelemek.
    • Bu konunun tartışılmasını gelecek haftaya attılar.
  12. Örtünüp korunmak için bir şeyi üzerine almak.
    • "Yahya Kemal ise onu kendi gibi bir afete vurgun birisi olarak niteledikten sonra sırtına kızıl bir şal atarak kan rengine bürünmüş bir şekilde gösterir." - Nihat Sami Banarlı
  13. Suç vb.ni bir başkasına yüklemek.
    • Suçu onun üzerine attılar.
  14. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak.
  15. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak.
    • Bu lüzumsuz eşyayı atmalı.
  16. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek.
    • Şapka inkılabıyla fesi attık.
  17. Çıkarmak, dışarıya vermek.
    • Yabancı cisimleri vücut atar.
  18. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak.
    • Köprüyü dinamitle attılar.
  19. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak.
    • Pamuğu atmak.
  20. Herhangi bir nesnenin üzerindeki boya dağılmadan yarılmak.
  21. Yapışık olduğu yerden ayrılmak.
  22. Kalp, nabız vurmak, çarpmak.
  23. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak.
    • Sıcak basınca sırtındaki ceketi attı.
  24. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak.
  25. Değerini eksiltmek.
  26. Yazılmış bir şeyi göndermek, yollamak.
    • Mektup atmak.
  27. Birini terk etmek.
  28. (argo) Kendi istediği gizli bir yere götürmek.
    • Sanki işin içinde bir anormallik varmış, sanki eve hiç kız atmamışmış gibi davranması anlamsızlığın dik alasıydı.
      — 2004, Pınar KÜR, Küçük Oyuncu, Everest Yayınları, s. 44
  29. (argo) Yalan veya abartmalı söz söylemek.
    • Gene atmaya başladı.
  30. (argo) Bilmeden, kestirerek söylemek.
    • Bilgi yarışmasında attı ama tutturamadı.
  31. (teklifsiz konuşma, yemek içmek) İçki içmek.
    • Birer duble rakı attık. Aslında ben bir atana kadar Tavşan üç duble attı.
      — 1997, Oktay GÜZELOĞLU, Beyoğlu'nda Garibanın Otopsisi Yapılmaz, Hiç Yayınları, s. 63

Çekimleme

[düzenle]
atmak eyleminin çekimi
olumlu çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit attım attın attı attık attınız attılar
hikâye attıydım attıydın attıydı attıydık attıydınız attıydılar
rivayet — — — — — —
şart attıysam attıysan attıysa attıysak attıysanız attıysalar
attılarsa
belirsiz geçmiş basit atmışım atmışsın atmış atmışız atmışsınız atmışlar
hikâye atmıştım atmıştın atmıştı atmıştık atmıştınız atmıştılar
rivayet atmışmışım atmışmışsın atmışmış atmışmışız atmışmışsınız atmışmışlar
şart atmışsam atmışsan atmışsa atmışsak atmışsanız atmışsalar
atmışlarsa
geniş basit atarım atarsın atar atarız atarsınız atarlar
hikâye atardım atardın atardı atardık atardınız atardılar
rivayet atarmışım atarmışsın atarmış atarmışız atarmışsınız atarmışlar
şart atarsam atarsan atarsa atarsak atarsanız atarsalar
atarlarsa
şimdiki basit atıyorum atıyorsun atıyor atıyoruz atıyorsunuz atıyorlar
hikâye atıyordum atıyordun atıyordu atıyorduk atıyordunuz atıyordular
rivayet atıyormuşum atıyormuşsun atıyormuş atıyormuşuz atıyormuşsunuz atıyormuşlar
şart atıyorsam atıyorsan atıyorsa atıyorsak atıyorsanız atıyorsalar
atıyorlarsa
gelecek basit atacağım atacaksın atacak atacağız atacaksınız atacaklar
hikâye atacaktım atacaktın atacaktı atacaktık atacaktınız atacaktılar
rivayet atacakmışım atacakmışsın atacakmış atacakmışız atacakmışsınız atacakmışlar
şart atacaksam atacaksan atacaksa atacaksak atacaksanız atacaksalar
atacaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit atayım atasın ata atalım atasınız atalar
hikâye ataydım ataydın ataydı ataydık ataydınız ataydılar
rivayet ataymışım ataymışsın ataymış ataymışız ataymışsınız ataymışlar
şart — — — — — —
şart basit atsam atsan atsa atsak atsanız atsalar
hikâye atsaydım atsaydın atsaydı atsaydık atsaydınız atsaydılar
rivayet atsaymışım atsaymışsın atsaymış atsaymışız atsaymışsınız atsaymışlar
şart — — — — — —
gereklilik basit atmalıyım atmalısın atmalı atmalıyız atmalısınız atmalılar
hikâye atmalıydım atmalıydın atmalıydı atmalıydık atmalıydınız atmalıydılar
rivayet atmalıymışım atmalıymışsın atmalıymış atmalıymışız atmalıymışsınız atmalıymışlar
şart atmalıysam atmalıysan atmalıysa atmalıysak atmalıysanız atmalıysalar
atmalılarsa
emir basit — at atsın — atın
atınız
atsınlar
hikâye — — — — — —
rivayet — — — — — —
şart — — — — — —
olumsuz çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit atmadım atmadın atmadı atmadık atmadınız atmadılar
hikâye atmadıydım atmadıydın atmadıydı atmadıydık atmadıydınız atmadıydılar
rivayet — — — — — —
şart atmadıysam atmadıysan atmadıysa atmadıysak atmadıysanız atmadıysalar
atmadılarsa
belirsiz geçmiş basit atmamışım atmamışsın atmamış atmamışız atmamışsınız atmamışlar
hikâye atmamıştım atmamıştın atmamıştı atmamıştık atmamıştınız atmamıştılar
rivayet atmamışmışım atmamışmışsın atmamışmış atmamışmışız atmamışmışsınız atmamışmışlar
şart atmamışsam atmamışsan atmamışsa atmamışsak atmamışsanız atmamışsalar
atmamışlarsa
geniş basit atmam atmazsın atmaz atmayız atmazsınız atmazlar
hikâye atmazdım atmazdın atmazdı atmazdık atmazdınız atmazdılar
rivayet atmazmışım atmazmışsın atmazmış atmazmışız atmazmışsınız atmazmışlar
şart atmazsam atmazsan atmazsa atmazsak atmazsanız atmazsalar
atmazlarsa
şimdiki basit atmıyorum atmıyorsun atmıyor atmıyoruz atmıyorsunuz atmıyorlar
hikâye atmıyordum atmıyordun atmıyordu atmıyorduk atmıyordunuz atmıyordular
rivayet atmıyormuşum atmıyormuşsun atmıyormuş atmıyormuşuz atmıyormuşsunuz atmıyormuşlar
şart atmıyorsam atmıyorsan atmıyorsa atmıyorsak atmıyorsanız atmıyorsalar
atmıyorlarsa
gelecek basit atmayacağım atmayacaksın atmayacak atmayacağız atmayacaksınız atmayacaklar
hikâye atmayacaktım atmayacaktın atmayacaktı atmayacaktık atmayacaktınız atmayacaktılar
rivayet atmayacakmışım atmayacakmışsın atmayacakmış atmayacakmışız atmayacakmışsınız atmayacakmışlar
şart atmayacaksam atmayacaksan atmayacaksa atmayacaksak atmayacaksanız atmayacaksalar
atmayacaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit atmayayım atmayasın atmaya atmayalım atmayasınız atmayalar
hikâye atmayaydım atmayaydın atmayaydı atmayaydık atmayaydınız atmayaydılar
rivayet atmayaymışım atmayaymışsın atmayaymış atmayaymışız atmayaymışsınız atmayaymışlar
şart — — — — — —
şart basit atmasam atmasan atmasa atmasak atmasanız atmasalar
hikâye atmasaydım atmasaydın atmasaydı atmasaydık atmasaydınız atmasaydılar
rivayet atmasaymışım atmasaymışsın atmasaymış atmasaymışız atmasaymışsınız atmasaymışlar
şart — — — — — —
gereklilik basit atmamalıyım atmamalısın atmamalı atmamalıyız atmamalısınız atmamalılar
hikâye atmamalıydım atmamalıydın atmamalıydı atmamalıydık atmamalıydınız atmamalıydılar
rivayet atmamalıymışım atmamalıymışsın atmamalıymış atmamalıymışız atmamalıymışsınız atmamalıymışlar
şart atmamalıysam atmamalıysan atmamalıysa atmamalıysak atmamalıysanız atmamalıysalar
atmamalılarsa
emir basit — atma atmasın — atmayın
atmayınız
atmasınlar
hikâye — — — — — —
rivayet — — — — — —
şart — — — — — —

Deyimler

[düzenle]

atıp tutmak, atıyorum, atma Recep, din kardeşiyiz, atsan atılmaz, satsan satılmaz, attığı tırnağa değmemek, attığı tırnak kadar olamamak

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

kullanat, füzeatar, kazaratar, kükürtatar, roketatar, atardamar

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]

Türkmence

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

atmak

  1. atmak
  2. ateş etmek, vurmak