götürmek
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]- Osmanlı Türkçesi کوترمک (götürmek) sözcüğünden.
Söyleniş
[düzenle]Eylem
[düzenle]götürmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi götürür)
- Taşımak, ulaştırmak veya koymak
- Emin Bey hep beraber geçtikleri tecrübenin ardından gibi İhsan'a tebessüm etti, sonra Tevfik Bey'e tatlı bir gülümseme ile neyini tekrar ağzına götürdü.— Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı, Huzur, s. 286, Dergâh Yayınları
- Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek
- Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek
- Bir mermi bacağını götürdü. Duvarı su götürdü.
- (ölüm) öldürmek
- Hastalık çok insan götürdü.
- Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek
- Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek
- Beni evime kadar götürdü.
- Bir sonuca vardırmak
- Bitirmeden şunu da söyleyeyim, ahlaka, gerçek ahlaka götüren başlıca yollardan biri de aşktır. - N. Ataç
- Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak
- Eksiler artıları götürdü.
- (yemek içmek) Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek
- Tümüyle sahip olmak
- (argo, suç) Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak, hırsızlık yapmak
- Geçenlerde paramı kaybettim. Fıttırdım, deli oldum. Bir de düşün, parasını götürdüğün adamların halini; ne yapıyordur kimbilir zavallılar.— Oktay GÜZELOĞLU, 1996, “Kafti”, Öküz, 7. sayı, s. 7
- (teklifsiz konuşma) Karşı cinsten bir kişiyle romantik bir ilişkiye başlamak.
- İş yerine daha dün gelip yıllardır aramızda olan Ferhan'ı nasıl götürdü.— Gülhan Tuba ÇELİK, 2026, “Bulamayan”, Hece Öykü, 134. sayı, s. 25
Çekimleme
[düzenle]Deyimler
[düzenle]birlikte götürmek, saman altından su götürmek sel götürmek, uzağa götürmek