meydan
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Osmanlı Türkçesi میدان, Farsça میدان, Arapça مَيْدَانْ (meydān).
Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]meydan (belirtme hâli meydanı, çoğulu meydanlar)


- alan
- "Yüz binlerce asker sokakları, meydanları, kırları dolduruyordu." - Ömer Seyfettin
- Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.
- "Şehir kapılarının önündeki meydanlarda davul zurna çalınıyor, cirit, bar oynanıyordu." - Ahmet Hamdi Tanpınar
- Bulunulan yer ve çevresi, ortalık.
- "Kileri kilitlemezdi, paraları meydanda dururdu." - Ömer Seyfettin
- Fırsat, imkân veya vakit
- (İslam) Mevlevi tekkelerinde ayin yapılan yer.
Çekimleme
[düzenle]meydan adının çekimi
Atasözleri
[düzenle]Türetilmiş kavramlar
[düzenle]meydan dayağı, meydan korkusu, meydan muharebesi, meydan saati, meydan savaşı, meydan sazı, at meydanı, er meydanı, halk meydanı, hava meydanı, köy meydanı, ok meydanı, siyaset meydanı, söz meydanı
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "meydan" maddesi
Azerice
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: mey‧dan
Ad
[düzenle]meydan
Gagavuzca
[düzenle]Köken
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: mey‧dan
Ad
[düzenle]meydan
Kaynakça
[düzenle]- Etymological Dictionaries - Andras Rajki