İçeriğe atla

koymak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

koymak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi koyar)

Çatalı, tabağın üzerine koymuşlar. (1)
Polis, yolun karşısına kimseyi koymuyor. (3)
Adam, yemeğe su koyuyor. (4)
Adam, çekin tarihini 2040 koymuş. (5)
  1. bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek
    • yorgun başını üşümüş yastığına koyuyor musun/uyuyor musun
      — 1960, Attilâ İlhan, Ben Sana Mecburum, Ataç Kitabevi, s. 68
  2. bir kişiyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak
    • O kadar etkilenmiş ki beni de işe koymak için onlarla tanıştırmaya götürüyordu." - Mehmet Emin Yeşil
  3. Gitmesine engel olmamak, gitmesine izin vermek; bırakmak.
    • İçeri kimseyi koymuyorlar.
  4. katmak, eklemek
    • Mal üstüne mal koymak için içi giden bir kişidir. - Salâh Birsel
  5. İmza, tarih, adres yazmak.
  6. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak
    • Orduda yaşayan manevi kuvveti de meydana koyuyor. - Ruşen Eşref Ünaydın
  7. (duygular) Etkilemek, dokunmak.
    • "Kendisinden yakışıklı ve ünlü olan bir adam için terk edilmiş olmak koyuyor olmalı ona." - İnci Aral
  8. bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak.
    • Giderlerini iki ay içinde yerine koydu. - Necati Cumalı
  9. bırakmak, terk etmek
  10. çay hazırlamak üzere su kaynatmak
    • Apo, idare binasındaki küçük tüpe çay koymuştu.
      — 2015, Emrah POLAT, Köpek Adamlar, İletişim Yayınları, s. 28
  11. (internet jargonu) Bir ağ sayfasına fotoğraf yüklemek
    • Instagram'a her dakika yeni bir görüntü koyuyor.
      — 2018, Ayfer Tunç, Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, Can Sanat Yayınları, s. 63

Çekimleme

[düzenle]
koymak eyleminin çekimi
olumlu çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit koydum koydun koydu koyduk koydunuz koydular
hikâye koyduydum koyduydun koyduydu koyduyduk koyduydunuz koyduydular
rivayet — — — — — —
şart koyduysam koyduysan koyduysa koyduysak koyduysanız koyduysalar
koydularsa
belirsiz geçmiş basit koymuşum koymuşsun koymuş koymuşuz koymuşsunuz koymuşlar
hikâye koymuştum koymuştun koymuştu koymuştuk koymuştunuz koymuştular
rivayet koymuşmuşum koymuşmuşsun koymuşmuş koymuşmuşuz koymuşmuşsunuz koymuşmuşlar
şart koymuşsam koymuşsan koymuşsa koymuşsak koymuşsanız koymuşsalar
koymuşlarsa
geniş basit koyarım koyarsın koyar koyarız koyarsınız koyarlar
hikâye koyardım koyardın koyardı koyardık koyardınız koyardılar
rivayet koyarmışım koyarmışsın koyarmış koyarmışız koyarmışsınız koyarmışlar
şart koyarsam koyarsan koyarsa koyarsak koyarsanız koyarsalar
koyarlarsa
şimdiki basit koyuyorum koyuyorsun koyuyor koyuyoruz koyuyorsunuz koyuyorlar
hikâye koyuyordum koyuyordun koyuyordu koyuyorduk koyuyordunuz koyuyordular
rivayet koyuyormuşum koyuyormuşsun koyuyormuş koyuyormuşuz koyuyormuşsunuz koyuyormuşlar
şart koyuyorsam koyuyorsan koyuyorsa koyuyorsak koyuyorsanız koyuyorsalar
koyuyorlarsa
gelecek basit koyacağım koyacaksın koyacak koyacağız koyacaksınız koyacaklar
hikâye koyacaktım koyacaktın koyacaktı koyacaktık koyacaktınız koyacaktılar
rivayet koyacakmışım koyacakmışsın koyacakmış koyacakmışız koyacakmışsınız koyacakmışlar
şart koyacaksam koyacaksan koyacaksa koyacaksak koyacaksanız koyacaksalar
koyacaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit koyayım koyasın koya koyalım koyasınız koyalar
hikâye koyaydım koyaydın koyaydı koyaydık koyaydınız koyaydılar
rivayet koyaymışım koyaymışsın koyaymış koyaymışız koyaymışsınız koyaymışlar
şart — — — — — —
şart basit koysam koysan koysa koysak koysanız koysalar
hikâye koysaydım koysaydın koysaydı koysaydık koysaydınız koysaydılar
rivayet koysaymışım koysaymışsın koysaymış koysaymışız koysaymışsınız koysaymışlar
şart — — — — — —
gereklilik basit koymalıyım koymalısın koymalı koymalıyız koymalısınız koymalılar
hikâye koymalıydım koymalıydın koymalıydı koymalıydık koymalıydınız koymalıydılar
rivayet koymalıymışım koymalıymışsın koymalıymış koymalıymışız koymalıymışsınız koymalıymışlar
şart koymalıysam koymalıysan koymalıysa koymalıysak koymalıysanız koymalıysalar
koymalılarsa
emir basit — koy koysun — koyun
koyunuz
koysunlar
hikâye — — — — — —
rivayet — — — — — —
şart — — — — — —
olumsuz çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit koymadım koymadın koymadı koymadık koymadınız koymadılar
hikâye koymadıydım koymadıydın koymadıydı koymadıydık koymadıydınız koymadıydılar
rivayet — — — — — —
şart koymadıysam koymadıysan koymadıysa koymadıysak koymadıysanız koymadıysalar
koymadılarsa
belirsiz geçmiş basit koymamışım koymamışsın koymamış koymamışız koymamışsınız koymamışlar
hikâye koymamıştım koymamıştın koymamıştı koymamıştık koymamıştınız koymamıştılar
rivayet koymamışmışım koymamışmışsın koymamışmış koymamışmışız koymamışmışsınız koymamışmışlar
şart koymamışsam koymamışsan koymamışsa koymamışsak koymamışsanız koymamışsalar
koymamışlarsa
geniş basit koymam koymazsın koymaz koymayız koymazsınız koymazlar
hikâye koymazdım koymazdın koymazdı koymazdık koymazdınız koymazdılar
rivayet koymazmışım koymazmışsın koymazmış koymazmışız koymazmışsınız koymazmışlar
şart koymazsam koymazsan koymazsa koymazsak koymazsanız koymazsalar
koymazlarsa
şimdiki basit koymuyorum koymuyorsun koymuyor koymuyoruz koymuyorsunuz koymuyorlar
hikâye koymuyordum koymuyordun koymuyordu koymuyorduk koymuyordunuz koymuyordular
rivayet koymuyormuşum koymuyormuşsun koymuyormuş koymuyormuşuz koymuyormuşsunuz koymuyormuşlar
şart koymuyorsam koymuyorsan koymuyorsa koymuyorsak koymuyorsanız koymuyorsalar
koymuyorlarsa
gelecek basit koymayacağım koymayacaksın koymayacak koymayacağız koymayacaksınız koymayacaklar
hikâye koymayacaktım koymayacaktın koymayacaktı koymayacaktık koymayacaktınız koymayacaktılar
rivayet koymayacakmışım koymayacakmışsın koymayacakmış koymayacakmışız koymayacakmışsınız koymayacakmışlar
şart koymayacaksam koymayacaksan koymayacaksa koymayacaksak koymayacaksanız koymayacaksalar
koymayacaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit koymayayım koymayasın koymaya koymayalım koymayasınız koymayalar
hikâye koymayaydım koymayaydın koymayaydı koymayaydık koymayaydınız koymayaydılar
rivayet koymayaymışım koymayaymışsın koymayaymış koymayaymışız koymayaymışsınız koymayaymışlar
şart — — — — — —
şart basit koymasam koymasan koymasa koymasak koymasanız koymasalar
hikâye koymasaydım koymasaydın koymasaydı koymasaydık koymasaydınız koymasaydılar
rivayet koymasaymışım koymasaymışsın koymasaymış koymasaymışız koymasaymışsınız koymasaymışlar
şart — — — — — —
gereklilik basit koymamalıyım koymamalısın koymamalı koymamalıyız koymamalısınız koymamalılar
hikâye koymamalıydım koymamalıydın koymamalıydı koymamalıydık koymamalıydınız koymamalıydılar
rivayet koymamalıymışım koymamalıymışsın koymamalıymış koymamalıymışız koymamalıymışsınız koymamalıymışlar
şart koymamalıysam koymamalıysan koymamalıysa koymamalıysak koymamalıysanız koymamalıysalar
koymamalılarsa
emir basit — koyma koymasın — koymayın
koymayınız
koymasınlar
hikâye — — — — — —
rivayet — — — — — —
şart — — — — — —

Deyimler

[düzenle]

bir yastığa baş koymak, cendereye koymak, gönül koymak, ısıtıp ısıtıp önüne koymak, kundak koymak, posta koymak, rafa koymak

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]

Eski Türkçe

[düzenle]

Eylem

[düzenle]
  1. koymak
  2. koyuvermek
  3. bırakmak
  4. dökmek
  5. çalkamak