koymak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Eylem
[düzenle]koymak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi koyar)




- bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek
- Öteki elini doktorun omzuna koydu. - Sait Faik Abasıyanık
- bir kişiyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak
- O kadar etkilenmiş ki beni de işe koymak için onlarla tanıştırmaya götürüyordu." - Mehmet Emin Yeşil
- Gitmesine engel olmamak, gitmesine izin vermek; bırakmak.
- İçeri kimseyi koymuyorlar.
- katmak, eklemek
- Mal üstüne mal koymak için içi giden bir kişidir. - Salâh Birsel
- İmza, tarih, adres yazmak.
- Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak
- Orduda yaşayan manevi kuvveti de meydana koyuyor. - Ruşen Eşref Ünaydın
- (duygular) Etkilemek, dokunmak.
- "Kendisinden yakışıklı ve ünlü olan bir adam için terk edilmiş olmak koyuyor olmalı ona." - İnci Aral
- bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak.
- Giderlerini iki ay içinde yerine koydu. - Necati Cumalı
- bırakmak, terk etmek
- çay hazırlamak üzere su kaynatmak
- 2015: Emrah POLAT, 2015 Köpek Adamlar, sayfa 28 , İletişim Yayınları
- "Apo, idare binasındaki küçük tüpe çay koymuştu."
- 2015: Emrah POLAT, 2015 Köpek Adamlar, sayfa 28 , İletişim Yayınları
- (internet jargonu) Bir ağ sayfasına fotoğraf yüklemek
- 2018: Ayfer Tunç, 2018 Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, sayfa 63 , Can Sanat Yayınları
- "Instagram'a her dakika yeni bir görüntü koyuyor."
- 2018: Ayfer Tunç, 2018 Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, sayfa 63 , Can Sanat Yayınları
Deyimler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]çeviriler
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "koymak" maddesi
Eski Türkçe
[düzenle]Eylem
[düzenle]- koymak
- koyuvermek
- bırakmak
- dökmek
- çalkamak