saklamak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Eylem
[düzenle]saklamak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi saklar)

- Elinde bulundurmak, tutmak.
- "Sarayın sükûnu bir kederli muammayı saklar gibi ağırdı." - İbrahim Alâeddin Gövsa
- Kaybolmaması, görünmemesi için gizli bir yere koymak, kaldırmak.
- eş anlamlısı: hıfzetmek
- Paralarını kasada saklıyor.
- Görünmesine engel olmak, ortalıkta bulundurmamak.
- Bozulmadan doğal durumları ile durmasını sağlamak.
- eş anlamlısı: muhafaza etmek
- Eti buzdolabında saklamak. Peyniri tuzlu suda saklamak.
- Gizli tutmak, duyurmamak.
- "Batı, o büyük kaynaktan sık sık faydalanır ama iktibaslarını titizce saklar." - Cemil Meriç
- Birine vermek için ayırmak.
- Bu kitabı size sakladım.
- (mecaz) Korumak, esirgemek.
- Allah saklasın.
- Allah saklasın.
Çekimleme
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]
Özbekçe
[düzenle]Eylem
[düzenle]saklamak
- saklamak