İçeriğe atla

saklamak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

saklamak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi saklar)

  1. elinde bulundurmak, tutmak
    Sarayın sükûnu bir kederli muammayı saklar gibi ağırdı. - İ. A. Gövsa
  2. kaybolmaması için gizli bir yere koymak
    Paralarını kasada saklıyor.
  3. görünmesine engel olmak, ortalıkta bulundurmamak
  4. bozulmadan doğal durumları ile durmasını sağlamak, korumak, muhafaza etmek
    Eti buzdolabında saklamak. Peyniri tuzlu suda saklamak.
  5. gizli tutmak, duyurmamak
    Batı, o büyük kaynaktan sık sık faydalanır ama iktibaslarını titizce saklar. - C. Meriç
  6. birine vermek için ayırmak
    Bu kitabı size sakladım.
  7. korumak, esirgemek
    Allah saklasın.

Çekimleme

[düzenle]
saklamak eyleminin çekimi
olumlu çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit sakladım sakladın sakladı sakladık sakladınız sakladılar
hikâye sakladıydım sakladıydın sakladıydı sakladıydık sakladıydınız sakladıydılar
rivayet
şart sakladıysam sakladıysan sakladıysa sakladıysak sakladıysanız sakladıysalar
sakladılarsa
belirsiz geçmiş basit saklamışım saklamışsın saklamış saklamışız saklamışsınız saklamışlar
hikâye saklamıştım saklamıştın saklamıştı saklamıştık saklamıştınız saklamıştılar
rivayet saklamışmışım saklamışmışsın saklamışmış saklamışmışız saklamışmışsınız saklamışmışlar
şart saklamışsam saklamışsan saklamışsa saklamışsak saklamışsanız saklamışsalar
saklamışlarsa
geniş basit saklarım saklarsın saklar saklarız saklarsınız saklarlar
hikâye saklardım saklardın saklardı saklardık saklardınız saklardılar
rivayet saklarmışım saklarmışsın saklarmış saklarmışız saklarmışsınız saklarmışlar
şart saklarsam saklarsan saklarsa saklarsak saklarsanız saklarsalar
saklarlarsa
şimdiki basit saklıyorum saklıyorsun saklıyor saklıyoruz saklıyorsunuz saklıyorlar
hikâye saklıyordum saklıyordun saklıyordu saklıyorduk saklıyordunuz saklıyordular
rivayet saklıyormuşum saklıyormuşsun saklıyormuş saklıyormuşuz saklıyormuşsunuz saklıyormuşlar
şart saklıyorsam saklıyorsan saklıyorsa saklıyorsak saklıyorsanız saklıyorsalar
saklıyorlarsa
gelecek basit saklayacağım saklayacaksın saklayacak saklayacağız saklayacaksınız saklayacaklar
hikâye saklayacaktım saklayacaktın saklayacaktı saklayacaktık saklayacaktınız saklayacaktılar
rivayet saklayacakmışım saklayacakmışsın saklayacakmış saklayacakmışız saklayacakmışsınız saklayacakmışlar
şart saklayacaksam saklayacaksan saklayacaksa saklayacaksak saklayacaksanız saklayacaksalar
saklayacaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit saklayayım saklayasın saklaya saklayalım saklayasınız saklayalar
hikâye saklayaydım saklayaydın saklayaydı saklayaydık saklayaydınız saklayaydılar
rivayet saklayaymışım saklayaymışsın saklayaymış saklayaymışız saklayaymışsınız saklayaymışlar
şart
şart basit saklasam saklasan saklasa saklasak saklasanız saklasalar
hikâye saklasaydım saklasaydın saklasaydı saklasaydık saklasaydınız saklasaydılar
rivayet saklasaymışım saklasaymışsın saklasaymış saklasaymışız saklasaymışsınız saklasaymışlar
şart
gereklilik basit saklamalıyım saklamalısın saklamalı saklamalıyız saklamalısınız saklamalılar
hikâye saklamalıydım saklamalıydın saklamalıydı saklamalıydık saklamalıydınız saklamalıydılar
rivayet saklamalıymışım saklamalıymışsın saklamalıymış saklamalıymışız saklamalıymışsınız saklamalıymışlar
şart saklamalıysam saklamalıysan saklamalıysa saklamalıysak saklamalıysanız saklamalıysalar
saklamalılarsa
emir basit sakla saklasın saklayın
saklayınız
saklasınlar
hikâye
rivayet
şart
olumsuz çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit saklamadım saklamadın saklamadı saklamadık saklamadınız saklamadılar
hikâye saklamadıydım saklamadıydın saklamadıydı saklamadıydık saklamadıydınız saklamadıydılar
rivayet
şart saklamadıysam saklamadıysan saklamadıysa saklamadıysak saklamadıysanız saklamadıysalar
saklamadılarsa
belirsiz geçmiş basit saklamamışım saklamamışsın saklamamış saklamamışız saklamamışsınız saklamamışlar
hikâye saklamamıştım saklamamıştın saklamamıştı saklamamıştık saklamamıştınız saklamamıştılar
rivayet saklamamışmışım saklamamışmışsın saklamamışmış saklamamışmışız saklamamışmışsınız saklamamışmışlar
şart saklamamışsam saklamamışsan saklamamışsa saklamamışsak saklamamışsanız saklamamışsalar
saklamamışlarsa
geniş basit saklamam saklamazsın saklamaz saklamayız saklamazsınız saklamazlar
hikâye saklamazdım saklamazdın saklamazdı saklamazdık saklamazdınız saklamazdılar
rivayet saklamazmışım saklamazmışsın saklamazmış saklamazmışız saklamazmışsınız saklamazmışlar
şart saklamazsam saklamazsan saklamazsa saklamazsak saklamazsanız saklamazsalar
saklamazlarsa
şimdiki basit saklamıyorum saklamıyorsun saklamıyor saklamıyoruz saklamıyorsunuz saklamıyorlar
hikâye saklamıyordum saklamıyordun saklamıyordu saklamıyorduk saklamıyordunuz saklamıyordular
rivayet saklamıyormuşum saklamıyormuşsun saklamıyormuş saklamıyormuşuz saklamıyormuşsunuz saklamıyormuşlar
şart saklamıyorsam saklamıyorsan saklamıyorsa saklamıyorsak saklamıyorsanız saklamıyorsalar
saklamıyorlarsa
gelecek basit saklamayacağım saklamayacaksın saklamayacak saklamayacağız saklamayacaksınız saklamayacaklar
hikâye saklamayacaktım saklamayacaktın saklamayacaktı saklamayacaktık saklamayacaktınız saklamayacaktılar
rivayet saklamayacakmışım saklamayacakmışsın saklamayacakmış saklamayacakmışız saklamayacakmışsınız saklamayacakmışlar
şart saklamayacaksam saklamayacaksan saklamayacaksa saklamayacaksak saklamayacaksanız saklamayacaksalar
saklamayacaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit saklamayayım saklamayasın saklamaya saklamayalım saklamayasınız saklamayalar
hikâye saklamayaydım saklamayaydın saklamayaydı saklamayaydık saklamayaydınız saklamayaydılar
rivayet saklamayaymışım saklamayaymışsın saklamayaymış saklamayaymışız saklamayaymışsınız saklamayaymışlar
şart
şart basit saklamasam saklamasan saklamasa saklamasak saklamasanız saklamasalar
hikâye saklamasaydım saklamasaydın saklamasaydı saklamasaydık saklamasaydınız saklamasaydılar
rivayet saklamasaymışım saklamasaymışsın saklamasaymış saklamasaymışız saklamasaymışsınız saklamasaymışlar
şart
gereklilik basit saklamamalıyım saklamamalısın saklamamalı saklamamalıyız saklamamalısınız saklamamalılar
hikâye saklamamalıydım saklamamalıydın saklamamalıydı saklamamalıydık saklamamalıydınız saklamamalıydılar
rivayet saklamamalıymışım saklamamalıymışsın saklamamalıymış saklamamalıymışız saklamamalıymışsınız saklamamalıymışlar
şart saklamamalıysam saklamamalıysan saklamamalıysa saklamamalıysak saklamamalıysanız saklamamalıysalar
saklamamalılarsa
emir basit saklama saklamasın saklamayın
saklamayınız
saklamasınlar
hikâye
rivayet
şart

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Türkmence

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

saklamak

  1. saklamak, korumak, muhafaza etmek
  2. gizlemek

Kaynakça

[düzenle]
  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.

Özbekçe

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

saklamak

  1. saklamak