yemek

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

[düzenle]

Durum Tekil Çoğul
Yalın yemek yemekler
Belirtme (-i) yemeği yemekleri
Yönelme (-e) yemeğe yemeklere
Bulunma (-de) yemekte yemeklerde
Çıkma (-den) yemekten yemeklerden
Tamlayan yemeğin yemeklerin

yemek -ği

[1] (yiyecekler) yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, , taam, ekmek
Yemekten sonra lokantalı vagondan birer de kahve getirttiler. - M. Ş. Esendal
[2] yemek yeme, karın doyurma işi
Yemekten sonra gocuğuna sarar yatırırdı beni. - N. Cumalı
[3] günün belli saatlerinde yenilen gıda
[4] misafirlere yiyecek verilerek yapılan ağırlama
Pek protokolcü olduğu için yemek sessiz geçiyordu. - F. R. Atay

Söyleniş

IPA: /jeˈmec/, çoğulu IPA: /jemecˈleɾ/

Heceleme

Heceleme: ye·mek

Köken

Türkçe:

Deyimler

Kaynakça

  • Türk Dil Kurumu: "yemek"
  • Vikipedi maddesi yemek

Türk lehçeleri

Çeviriler

Üst kavramlar

besin, gıda

Türetilmiş kavramlar

yemekçe, yemekçi, yemekçik, yemekken, yemekle, yemekli, yemekse, yemeksiz

Eylem[düzenle]

yemek -r

[1] ağızda çiğneyerek yutmak
Adam o kadar çabuk yiyor ki hizmetçi ekmek yetiştiremiyor. - B. Felek
[2] aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek
Neclâ onun böyle kendinden geçercesine çalıştığını gördükçe üzüntüden tırnaklarını yiyor. - H. Taner
[3] ısırmak
Sivrisinekler çocuğun kollarını yemiş.
[4] batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak
[5] hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak
Kendini topladı ama fena yerinden gagayı yedi sanırım... - M. Ş. Esendal
[6] hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek
Haram yemek. Rüşvet yemek.
[7] harcamak, tüketmek, bitirmek
Mirası sen yedin, zahmeti ben çekiyorum diye latife ediyordu. - M. Ş. Esendal
[8] yasal yoldan cezalandırılmak
[9] birine alacağını vermemek, ödememek
Bu adam benim yüz bin liramı yedi.
[10] başkasının parasını harcamak
Dalkavuklar çok parasını yemişler.
[11] harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek
Yapımına başlanan bu yapı günde 5 ton çimento yiyor.
[12] sürekli üzmek, tedirgin etmek
Bu dert beni yiyor.
[13] gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek
{14] kandırmak
Bizi yemek, sana mı kaldı.

Söyleniş

IPA: /jeˈmec/

Heceleme

Heceleme: ye·mek

Türk lehçeleri

Çeviriler

Atasözleri

Emek olmadan yemek olmaz
En kolay iş yemek, çiğnemeden yutulmaz
Peynir ekmek, hazır yemek
Tok iken yemek yiyen, mezarını dişiyle kazar
Maksadı üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek