yutmak

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

yutmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi yutar) -ar

  1. (fizyoloji) ağızda bulunan bir şeyi yutağa geçirmek
  2. tam ve doğru söylememek
    Bazı heceleri yutuyor.
  3. inanmak, aldanmak, kanmak
    Bize numara yapma, yutacak enayi değiliz. - S. M. Alus
  4. söylemek istediği bir sözü kendini tutarak söylememek
  5. iyice, eksiksiz olarak öğrenmek
    Bazen üçer yüz sayfalık iki kitabı birden, yirmi dört saat zarfında hatmedip yuttuğu olurdu. - Y. K. Karaosmanoğlu
  6. ışık, ses gücünü, parlaklığını azaltmak
    Duvarlar bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor. - M. Ş. Esendal
  7. dayanıp sesini çıkarmamak, katlanmak
    Ben bu ağır sözleri yutmam.
  8. haksız olarak kendine mal etmek, zorbalıkla elinden almak
    Sakarya'nın doğusunda Türk Ordusu da kıvrılarak bu canavarın Ankara'yı yutmasına mâni olmaya çalışıyordu. - H. E. Adıvar
  9. oyunda bir şey kazanmak

Deyimler[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Çağatayca[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] sükyut etmek, yutmak

Kaynakça[düzenle]

  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.