İçeriğe atla

kırmak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

kırmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi kırar)

Tren, duvarı kırmış. (1)
Adam, odun kırıyor. (2)
Kadın, bacağını altına doğru kırmış. (3)
  1. sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak.
    Taşları kırmak. Bardağı kırmak.
  2. iri parçalara ayırmak
  3. belirli bir biçimde katlamak
    • Akdeniz güneşinin gergin bacaklarını şehvetle kırdığı/Pompei kızları,
      — Hasan İzzettin Dinamo, 1937, Deniz Feneri, s. 4, Bozkurt Yayınları
  4. (ölüm) Öldürmek, yok olmasına neden olmak.
    • ilk seferde on beş kişi vurdular/ve bir hayli düşman kırdılar.
      — Attilâ İLHAN, 1959, Duvar, Dost Yayınları
  5. bir şeyin fiyatını azaltmak, indirmek
    Firma verdiği teklif fiyatını son dakikada bir yüzde yirmi daha kırıyordu. - Haldun Taner
  6. tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak
  7. vücut kemiklerinden birini parçalamak
  8. tahılı iri ve kaba öğütmek
  9. hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek
    Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun. - Burhan Felek
  10. (mecaz) dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek;; yaralamak.
    • İhsan'ın, bu kiracı ile münasebeti, bilinen bir şeyi beyhude tecrübe etmenin makul olamayacağı hikmetine dayanırdı. Mümtaz ise, baba mirası olduğu için bir türlü bu kirayı aklından çıkaramayan yengesini kırmak istemezdi.
      — Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı, Huzur, s. 14, Dergâh Yayınları
  11. (mecaz) yok etmek
    Bir gündüz olsa belki bu derdi kıracağıme. Yoksa bu sensizlikten artık çıldıracağım. - Enis Behiç Koryürek
  12. (mecaz) gücünü, etkisini azaltmak
    Birkaç gün evvel yağan yağmur sıcağı kırmamış. - Burhan Felek
  13. (argo) kaçmak, uzaklaşmak
  14. (ticaret) değerinden düşük fiyata almak
    Bono kırmak. Çek kırmak.

Çekimleme

[düzenle]
kırmak eyleminin çekimi
olumlu çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit kırdım kırdın kırdı kırdık kırdınız kırdılar
hikâye kırdıydım kırdıydın kırdıydı kırdıydık kırdıydınız kırdıydılar
rivayet
şart kırdıysam kırdıysan kırdıysa kırdıysak kırdıysanız kırdıysalar
kırdılarsa
belirsiz geçmiş basit kırmışım kırmışsın kırmış kırmışız kırmışsınız kırmışlar
hikâye kırmıştım kırmıştın kırmıştı kırmıştık kırmıştınız kırmıştılar
rivayet kırmışmışım kırmışmışsın kırmışmış kırmışmışız kırmışmışsınız kırmışmışlar
şart kırmışsam kırmışsan kırmışsa kırmışsak kırmışsanız kırmışsalar
kırmışlarsa
geniş basit kırarım kırarsın kırar kırarız kırarsınız kırarlar
hikâye kırardım kırardın kırardı kırardık kırardınız kırardılar
rivayet kırarmışım kırarmışsın kırarmış kırarmışız kırarmışsınız kırarmışlar
şart kırarsam kırarsan kırarsa kırarsak kırarsanız kırarsalar
kırarlarsa
şimdiki basit kırıyorum kırıyorsun kırıyor kırıyoruz kırıyorsunuz kırıyorlar
hikâye kırıyordum kırıyordun kırıyordu kırıyorduk kırıyordunuz kırıyordular
rivayet kırıyormuşum kırıyormuşsun kırıyormuş kırıyormuşuz kırıyormuşsunuz kırıyormuşlar
şart kırıyorsam kırıyorsan kırıyorsa kırıyorsak kırıyorsanız kırıyorsalar
kırıyorlarsa
gelecek basit kıracağım kıracaksın kıracak kıracağız kıracaksınız kıracaklar
hikâye kıracaktım kıracaktın kıracaktı kıracaktık kıracaktınız kıracaktılar
rivayet kıracakmışım kıracakmışsın kıracakmış kıracakmışız kıracakmışsınız kıracakmışlar
şart kıracaksam kıracaksan kıracaksa kıracaksak kıracaksanız kıracaksalar
kıracaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit kırayım kırasın kıra kıralım kırasınız kıralar
hikâye kıraydım kıraydın kıraydı kıraydık kıraydınız kıraydılar
rivayet kıraymışım kıraymışsın kıraymış kıraymışız kıraymışsınız kıraymışlar
şart
şart basit kırsam kırsan kırsa kırsak kırsanız kırsalar
hikâye kırsaydım kırsaydın kırsaydı kırsaydık kırsaydınız kırsaydılar
rivayet kırsaymışım kırsaymışsın kırsaymış kırsaymışız kırsaymışsınız kırsaymışlar
şart
gereklilik basit kırmalıyım kırmalısın kırmalı kırmalıyız kırmalısınız kırmalılar
hikâye kırmalıydım kırmalıydın kırmalıydı kırmalıydık kırmalıydınız kırmalıydılar
rivayet kırmalıymışım kırmalıymışsın kırmalıymış kırmalıymışız kırmalıymışsınız kırmalıymışlar
şart kırmalıysam kırmalıysan kırmalıysa kırmalıysak kırmalıysanız kırmalıysalar
kırmalılarsa
emir basit kır kırsın kırın
kırınız
kırsınlar
hikâye
rivayet
şart
olumsuz çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit kırmadım kırmadın kırmadı kırmadık kırmadınız kırmadılar
hikâye kırmadıydım kırmadıydın kırmadıydı kırmadıydık kırmadıydınız kırmadıydılar
rivayet
şart kırmadıysam kırmadıysan kırmadıysa kırmadıysak kırmadıysanız kırmadıysalar
kırmadılarsa
belirsiz geçmiş basit kırmamışım kırmamışsın kırmamış kırmamışız kırmamışsınız kırmamışlar
hikâye kırmamıştım kırmamıştın kırmamıştı kırmamıştık kırmamıştınız kırmamıştılar
rivayet kırmamışmışım kırmamışmışsın kırmamışmış kırmamışmışız kırmamışmışsınız kırmamışmışlar
şart kırmamışsam kırmamışsan kırmamışsa kırmamışsak kırmamışsanız kırmamışsalar
kırmamışlarsa
geniş basit kırmam kırmazsın kırmaz kırmayız kırmazsınız kırmazlar
hikâye kırmazdım kırmazdın kırmazdı kırmazdık kırmazdınız kırmazdılar
rivayet kırmazmışım kırmazmışsın kırmazmış kırmazmışız kırmazmışsınız kırmazmışlar
şart kırmazsam kırmazsan kırmazsa kırmazsak kırmazsanız kırmazsalar
kırmazlarsa
şimdiki basit kırmıyorum kırmıyorsun kırmıyor kırmıyoruz kırmıyorsunuz kırmıyorlar
hikâye kırmıyordum kırmıyordun kırmıyordu kırmıyorduk kırmıyordunuz kırmıyordular
rivayet kırmıyormuşum kırmıyormuşsun kırmıyormuş kırmıyormuşuz kırmıyormuşsunuz kırmıyormuşlar
şart kırmıyorsam kırmıyorsan kırmıyorsa kırmıyorsak kırmıyorsanız kırmıyorsalar
kırmıyorlarsa
gelecek basit kırmayacağım kırmayacaksın kırmayacak kırmayacağız kırmayacaksınız kırmayacaklar
hikâye kırmayacaktım kırmayacaktın kırmayacaktı kırmayacaktık kırmayacaktınız kırmayacaktılar
rivayet kırmayacakmışım kırmayacakmışsın kırmayacakmış kırmayacakmışız kırmayacakmışsınız kırmayacakmışlar
şart kırmayacaksam kırmayacaksan kırmayacaksa kırmayacaksak kırmayacaksanız kırmayacaksalar
kırmayacaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit kırmayayım kırmayasın kırmaya kırmayalım kırmayasınız kırmayalar
hikâye kırmayaydım kırmayaydın kırmayaydı kırmayaydık kırmayaydınız kırmayaydılar
rivayet kırmayaymışım kırmayaymışsın kırmayaymış kırmayaymışız kırmayaymışsınız kırmayaymışlar
şart
şart basit kırmasam kırmasan kırmasa kırmasak kırmasanız kırmasalar
hikâye kırmasaydım kırmasaydın kırmasaydı kırmasaydık kırmasaydınız kırmasaydılar
rivayet kırmasaymışım kırmasaymışsın kırmasaymış kırmasaymışız kırmasaymışsınız kırmasaymışlar
şart
gereklilik basit kırmamalıyım kırmamalısın kırmamalı kırmamalıyız kırmamalısınız kırmamalılar
hikâye kırmamalıydım kırmamalıydın kırmamalıydı kırmamalıydık kırmamalıydınız kırmamalıydılar
rivayet kırmamalıymışım kırmamalıymışsın kırmamalıymış kırmamalıymışız kırmamalıymışsınız kırmamalıymışlar
şart kırmamalıysam kırmamalıysan kırmamalıysa kırmamalıysak kırmamalıysanız kırmamalıysalar
kırmamalılarsa
emir basit kırma kırmasın kırmayın
kırmayınız
kırmasınlar
hikâye
rivayet
şart

Deyimler

[düzenle]

fındık kırmak, fiyat kırmak, kalbini kırmak, karşılıklı kırmak, not kırmak, şeytanın ayağını kırmak, şeytanın bacağını kırmak


Türetilmiş Kavramlar

[düzenle]

bakterikıran, kervankıran, sabankıran, saçkıran, sahipkıran, sındırmak, zararlıkıran

Çeviriler

[düzenle]

çeviriler

Kaynakça

[düzenle]

Eski Türkçe

[düzenle]
Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.

Eylem

[düzenle]
  1. kazımak
  2. bir şeyi kökünden çıkarmak
  3. kırmak