ağız

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Disambig.svg Ayrıca bakınız: Ağız

Türkçe[düzenle]

Köken[düzenle]

Osmanlı Türkçesi آغیز

Söyleniş[düzenle]

[düzenle]

ağız (belirtme hâli ağzı, çoğulu ağızlar)

(anatomi): Bir insanın ağzı
  1. birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer
  2. çıkış yeri
    Şimdi tünelin ağzında değilim artık. — A. Ağaoğlu
  3. kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı
    Ağızları kopmuş bir çay takımının arasına gizlenmiş, koyu renkli bir cildi oradan alarak bana uzattı. — H. R. Gürpınar
  4. kesici âletlerin keskin tarafı
  5. , kenar
    Topun ağzında; uçurumun ağzında.
  6. üslup, ifade şekli
    Ertesi günü bâzı gazeteler bu haberin bir noktasını yarı resmî bir ağızla tekzip ettiler. - T. Buğra
  7. (anatomi) yüzde, avurtlarla iki çene arasında, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye ve gıdaların içine almaya yarayan boşluk
  8. bu boşluğun dudakları çevrelediği bölümü
    Küçük bir ağız.
  9. (biyoloji, yiyecekler) ağan
  10. (coğrafya) bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer
    Çay ağzı.
  11. (coğrafya) liman, koy, körfez, yol v.s. yerlerin açık tarafı
    Körfezin ağzı.
  12. (dil bilimi) aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara has olan konuşma dili
    Anlaşılmaz, garip köylü ağızlarıyla konuşuluyordu. — S. F. Abasıyanık
  13. (mecaz) birini yanıltmak, kandırmak amacıyla dolambaçlı birtakım sözler söyleme özelliği
  14. (müzik) bir bölge melodilerinde görülen özelliklerin tamamı

Çekimleme[düzenle]

Eş anlamlılar[düzenle]

Atasözleri[düzenle]

Deyimler[düzenle]

Sözcük birliktelikleri[düzenle]

Türetilmiş kavramlar[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Ek okumalar[düzenle]

Azerice[düzenle]

[düzenle]

ağız

Karaçay-Balkarca[düzenle]

Nuvola apps kate.png
Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.

Eylem|[düzenle]

  1. akıtmak, dökmek, düşürmek