İçeriğe atla

taraf

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi طرف, Arapça طَرَف (ṭaraf).

taraf (belirtme hâli tarafı, çoğulu taraflar)

  1. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri; yüz, cenah, canip.
  2. yön.
    •  Deniz tarafındaki çayırdan bir sürü koyun geçiyor. – Memduh Şevket Esendal
  3. …nın bulunduğu yer.
    •  Üsküdar tarafındaki evlerin camları kor gibi parlıyordu. – Haldun Taner
  4. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri.
    • Aynı olay Türk tarafında başka türlü, Rum tarafında başka türlü aktarılır.
      — Sezai SARIOĞLU, 1996, “Şehir Aşkıyasi”, Öküz, 24. sayı, s. 11
  5. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.
  6. Bir şeyin belli bölümü, kısmı.
    •  Tiyatronun ön tarafı konuklara ayrıldı.
  7. İyelik ve diğer çekim ekleriyle kullanıldığında bahsedilen kimse veya varlığı belirtir.

Çekimleme

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

taraf tutmak, tarafını tutmak, birinden tarafa olmak, birinden tarafa çıkmak, taraf çıkmak, taraf olmak, taraf gözetmek.

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

alt tarafı, ana tarafı, baba tarafı, erkek tarafı, kız tarafı, oğlan tarafı, üst tarafı.


Çeviriler

[düzenle]

çeviriler

Kaynakça

[düzenle]

Gagavuzca

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Arapça

taraf

  1. taraf
  2. istekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden ya da iki topluluktan her biri

Kaynakça

[düzenle]
  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki

Tatarca

[düzenle]

taraf

  1. taraf, yan, cihet, yön