boş

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Belirteç[düzenle]

[1] habersiz, hazırlıksız biçimde
Tatar dilencinin küfürlerine işte böyle boş yakalandım. - O. Pamuk

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "boş"

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Ön ad[düzenle]

[1] içinde üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı
Yaralı kaymakamla iki emir eri de boş kalan kompartımana rahatça yerleştiler. - A. Gündüz
[2] görevlisi olmayan, münhal
Boş kadro.
[3] yapılacak işi olmayan, işsiz
Bugün sabah boşum, gelebilirsin.
[4] kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli
Tam bu sırada yanlarından elindeki tepside boşlarla ortalıkçı bir çocuk geçmektedir. - T. Buğra
[5] (mecaz) anlamsız
Bütün bunlar güneşli ve rüzgârlı bir günün boş vaatleri miydi? - N. Hikmet
[6] (mecaz) bilgisiz
Daha meselesiz, daha cahil, daha boş, daha yakışıklıydılar. - S. F. Abasıyanık5.
[7] bir işe yaramayan, yararsız
Yaşlı başlı insanlarız, dedi. Birbirimizi boş tesellilerle aldatacak değiliz. - R. N. Güntekin

Söyleniş[düzenle]

IPA: /boʃ/

Deyimler[düzenle]

boş laf

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Atasözleri[düzenle]

Boş başak dik durur
Boş eşek yorga gider
Boş fıçı çok langırdar
Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir
Boş ite menzil olmaz
Dert gider amma yeri boş kalmaz
Gölgeyi hoş gören tekneyi boş görür

Azerice[düzenle]

Ön ad[düzenle]

[1] boş

Gagavuzca[düzenle]

Ön ad[düzenle]

[1] boş

Köken[düzenle]

[1] Eski Türkçe: bosh

Türkmence[düzenle]

[düzenle]

[1] boş, boşuna, nafile