İçeriğe atla

keskin

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

keskin (karşılaştırma daha keskin, üstünlük en keskin) keskin

Çok keskin bir alet. (1)
  1. Çok kesici, iyi kesen.
    • "Sonunda keskin bir taşı testere gibi kullanarak ipi incelte incelte kopardı." - Hüseyin Rahmi Gürpınar
  2. (mecaz) Tiz olan.
    • "Bir kadın sesiydi bu. İnce ve keskin, dikkati hemen kapan ve bırakmayan bir ses." - Peyami Safa
  3. Kırıcı, incitici olan.
    • "En yakın dostlarının bile kusurlarını keskin bir dille yüzlerine vururmuş." - Haldun Taner
  4. Etkili, sert olan.
    • 1997:Orhan PAMUK, 1997 Hafta Sonları Ben, Öküz, 34s. 7
      "Çok alay ederdik böyle şeylere inananlara. Ama şimdi o zamanki keskin inançlarımızın da para etmediğini gördük."
  5. (mecaz) kıvrak.
    • "Bu çeneyle atbaşı giden keskin bir zekâsı var." - Cahit Sıtkı Tarancı
  6. (mecaz) hassas.
  7. (mecaz) Dikkatli olan.
  8. (argo) zampara.
  9. İşini iyi yapan.
    • "Gözcüm tepenin üstüne varınca, karşımızdaki sırttan bir keskin nişancı ateşi ile vuruldu." - Turhan Seçer

Ön ad

[düzenle]

keskin

  1. Yoğun bir biçimde.

Atasözleri

[düzenle]

Türetilmiş Kavramlar

[düzenle]

keskin bakış, keskin nişancı, keskin zekâ, gözü keskin, nefesi keskin

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]