keskin

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Ön ad[düzenle]

[1] çok kesici, iyi kesen
Sonunda keskin bir taşı testere gibi kullanarak ipi incelte incelte kopardı. - H. R. Gürpınar
[2] tiz
Bir kadın sesiydi bu. İnce ve keskin, dikkati hemen kapan ve bırakmayan bir ses. - P. Safa
[3] kırıcı, incitici
En yakın dostlarının bile kusurlarını keskin bir dille yüzlerine vururmuş. - H. Taner
[4] etkili, sert
Masanın başında, güneşten yanmış yüzü, sert ve derin çizgilerle dolu, keskin bakışlı, kıranta bir adam oturuyor. - E. M. Karakurt
[5] kıvrak
Bu çeneyle atbaşı giden keskin bir zekâsı var. - C. S. Tarancı
[6] hassas
[7] dikkatli
[8] zampara

Köken[düzenle]

Türkçe:
[1] Değendiği zaman kesen ve yara yapan
[2] Kırıkkale'nin bir ilçesi

Deyimler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Atasözleri[düzenle]

Keskin akıl keramete kıç attırır
Keskin sirke kabına zarar
Şaraptan bozma sirke keskin olur