İçeriğe atla

dökülmek

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: dö‧kül‧mek

Eylem

[düzenle]

dökülmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi dökülür)

  1. Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak.
    • Bekliyorum. Bir gül döküldü vazoda. Bekliyorum. Ses yok ölgün piyanoda. - H. F. Ozansoy
  2. Yaprak, saç, diş ve sıva benzeri şeylerin bağlı bulunduğu yerden veya organdan kopup düşmesi.
    • Üç okka sığır inciği ve incik kemikleri ve yarısına müsavi budun kaba etini beş kıye su ve bir mıkdar ile kaynatıp pırasa ve havuç ve soğan ve bir miktar kereviz ve maydanoz ilâvesile etler kemikten dökülünceye kadar ateşte kaynatmalı ve etleri suyu ile sıkarak tülbentten süzmeli.
      — Hadiye Fahriye, 3. baskı, Küçük Yemek Kitabı, s. 13, Türk Neşriyat Yurdu
  3. (giyim) Kumaş dökümlü olması.
  4. Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak.
  5. Bir yere düşmek.
    • Bizim motor ikiye bölünüp suya döküldüğümüzde dört kişiydik. - Z. Selimoğlu
  6. Çıkmak, ortaya konulmak.
    • Âdeta düşünmeksizin kaleminden masal sahnelerine benzeyen dağ, dere, uçurum resimleri dökülüyordu. - R. N. Güntekin
  7. Bir şey kaplamak, yayılmak.
    • Ampulden dökülen ışıkla yerinden fırlıyor ve iki adımda yanıma ulaşıyor.
      — Mehmet EROĞLU, 2020, Yarım Kalan Yürüyüş, s. 172, İletişim Yayınları
  8. Salınmak, serbest bırakılmak.
    • Omuzlarına dökülen sarı saçlarını sıkıca topladı, atkuyruğu yaptı.
      — Münevver Antczak, 2026, “Mineli Yeşil Kutu”, Varlık, 1420. sayı, s. 99
  9. Kır, sokak vb. yerlerde çok sayıda insanın toplanması.
    • Bahar o sene erken gelmiş, herkes tarlalara dökülmüştü. - S. F. Abasıyanık
  10. (mecaz) Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek.
    • Yaşayan, var olan her şey eskiyip dökülecek. - B. R. Eyuboğlu
  11. (mecaz) Çok yorgun, hasta olmak.
    • Erkek arıların takatleri kesilmeye başlar, bir bir dökülür, ölür giderler. - T. Buğra
  12. (coğrafya) Akarsuyun denize veya dökülmesi.

Çekimleme

[düzenle]
  • dökülmek eyleminin çekimi
olumlu çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit döküldüm döküldün döküldü döküldük döküldünüz döküldüler
hikâye döküldüydüm döküldüydün döküldüydü döküldüydük döküldüydünüz döküldüydüler
rivayet
şart döküldüysem döküldüysen döküldüyse döküldüysek döküldüyseniz döküldüyseler
döküldülerse
belirsiz geçmiş basit dökülmüşüm dökülmüşsün dökülmüş dökülmüşüz dökülmüşsünüz dökülmüşler
hikâye dökülmüştüm dökülmüştün dökülmüştü dökülmüştük dökülmüştünüz dökülmüştüler
rivayet dökülmüşmüşüm dökülmüşmüşsün dökülmüşmüş dökülmüşmüşüz dökülmüşmüşsünüz dökülmüşmüşler
şart dökülmüşsem dökülmüşsen dökülmüşse dökülmüşsek dökülmüşseniz dökülmüşseler
dökülmüşlerse
geniş basit dökülürüm dökülürsün dökülür dökülürüz dökülürsünüz dökülürler
hikâye dökülürdüm dökülürdün dökülürdü dökülürdük dökülürdünüz dökülürdüler
rivayet dökülürmüşüm dökülürmüşsün dökülürmüş dökülürmüşüz dökülürmüşsünüz dökülürmüşler
şart dökülürsem dökülürsen dökülürse dökülürsek dökülürseniz dökülürseler
dökülürlerse
şimdiki basit dökülüyorum dökülüyorsun dökülüyor dökülüyoruz dökülüyorsunuz dökülüyorlar
hikâye dökülüyordum dökülüyordun dökülüyordu dökülüyorduk dökülüyordunuz dökülüyordular
rivayet dökülüyormuşum dökülüyormuşsun dökülüyormuş dökülüyormuşuz dökülüyormuşsunuz dökülüyormuşlar
şart dökülüyorsam dökülüyorsan dökülüyorsa dökülüyorsak dökülüyorsanız dökülüyorsalar
dökülüyorlarsa
gelecek basit döküleceğim döküleceksin dökülecek döküleceğiz döküleceksiniz dökülecekler
hikâye dökülecektim dökülecektin dökülecekti dökülecektik dökülecektiniz dökülecektiler
rivayet dökülecekmişim dökülecekmişsin dökülecekmiş dökülecekmişiz dökülecekmişsiniz dökülecekmişler
şart döküleceksem döküleceksen dökülecekse döküleceksek dökülecekseniz dökülecekseler
döküleceklerse
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit döküleyim dökülesin döküle dökülelim dökülesiniz döküleler
hikâye döküleydim döküleydin döküleydi döküleydik döküleydiniz döküleydiler
rivayet döküleymişim döküleymişsin döküleymiş döküleymişiz döküleymişsiniz döküleymişler
şart
şart basit dökülsem dökülsen dökülse dökülsek dökülseniz dökülseler
hikâye dökülseydim dökülseydin dökülseydi dökülseydik dökülseydiniz dökülseydiler
rivayet dökülseymişim dökülseymişsin dökülseymiş dökülseymişiz dökülseymişsiniz dökülseymişler
şart
gereklilik basit dökülmeliyim dökülmelisin dökülmeli dökülmeliyiz dökülmelisiniz dökülmeliler
hikâye dökülmeliydim dökülmeliydin dökülmeliydi dökülmeliydik dökülmeliydiniz dökülmeliydiler
rivayet dökülmeliymişim dökülmeliymişsin dökülmeliymiş dökülmeliymişiz dökülmeliymişsiniz dökülmeliymişler
şart dökülmeliysem dökülmeliysen dökülmeliyse dökülmeliysek dökülmeliyseniz dökülmeliyseler
dökülmelilerse
emir basit dökül dökülsün dökülün
dökülünüz
dökülsünler
hikâye
rivayet
şart
olumsuz çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit dökülmedim dökülmedin dökülmedi dökülmedik dökülmediniz dökülmediler
hikâye dökülmediydim dökülmediydin dökülmediydi dökülmediydik dökülmediydiniz dökülmediydiler
rivayet
şart dökülmediysem dökülmediysen dökülmediyse dökülmediysek dökülmediyseniz dökülmediyseler
dökülmedilerse
belirsiz geçmiş basit dökülmemişim dökülmemişsin dökülmemiş dökülmemişiz dökülmemişsiniz dökülmemişler
hikâye dökülmemiştim dökülmemiştin dökülmemişti dökülmemiştik dökülmemiştiniz dökülmemiştiler
rivayet dökülmemişmişim dökülmemişmişsin dökülmemişmiş dökülmemişmişiz dökülmemişmişsiniz dökülmemişmişler
şart dökülmemişsem dökülmemişsen dökülmemişse dökülmemişsek dökülmemişseniz dökülmemişseler
dökülmemişlerse
geniş basit dökülmem dökülmezsin dökülmez dökülmeyiz dökülmezsiniz dökülmezler
hikâye dökülmezdim dökülmezdin dökülmezdi dökülmezdik dökülmezdiniz dökülmezdiler
rivayet dökülmezmişim dökülmezmişsin dökülmezmiş dökülmezmişiz dökülmezmişsiniz dökülmezmişler
şart dökülmezsem dökülmezsen dökülmezse dökülmezsek dökülmezseniz dökülmezseler
dökülmezlerse
şimdiki basit dökülmüyorum dökülmüyorsun dökülmüyor dökülmüyoruz dökülmüyorsunuz dökülmüyorlar
hikâye dökülmüyordum dökülmüyordun dökülmüyordu dökülmüyorduk dökülmüyordunuz dökülmüyordular
rivayet dökülmüyormuşum dökülmüyormuşsun dökülmüyormuş dökülmüyormuşuz dökülmüyormuşsunuz dökülmüyormuşlar
şart dökülmüyorsam dökülmüyorsan dökülmüyorsa dökülmüyorsak dökülmüyorsanız dökülmüyorsalar
dökülmüyorlarsa
gelecek basit dökülmeyeceğim dökülmeyeceksin dökülmeyecek dökülmeyeceğiz dökülmeyeceksiniz dökülmeyecekler
hikâye dökülmeyecektim dökülmeyecektin dökülmeyecekti dökülmeyecektik dökülmeyecektiniz dökülmeyecektiler
rivayet dökülmeyecekmişim dökülmeyecekmişsin dökülmeyecekmiş dökülmeyecekmişiz dökülmeyecekmişsiniz dökülmeyecekmişler
şart dökülmeyeceksem dökülmeyeceksen dökülmeyecekse dökülmeyeceksek dökülmeyecekseniz dökülmeyecekseler
dökülmeyeceklerse
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit dökülmeyeyim dökülmeyesin dökülmeye dökülmeyelim dökülmeyesiniz dökülmeyeler
hikâye dökülmeyeydim dökülmeyeydin dökülmeyeydi dökülmeyeydik dökülmeyeydiniz dökülmeyeydiler
rivayet dökülmeyeymişim dökülmeyeymişsin dökülmeyeymiş dökülmeyeymişiz dökülmeyeymişsiniz dökülmeyeymişler
şart
şart basit dökülmesem dökülmesen dökülmese dökülmesek dökülmeseniz dökülmeseler
hikâye dökülmeseydim dökülmeseydin dökülmeseydi dökülmeseydik dökülmeseydiniz dökülmeseydiler
rivayet dökülmeseymişim dökülmeseymişsin dökülmeseymiş dökülmeseymişiz dökülmeseymişsiniz dökülmeseymişler
şart
gereklilik basit dökülmemeliyim dökülmemelisin dökülmemeli dökülmemeliyiz dökülmemelisiniz dökülmemeliler
hikâye dökülmemeliydim dökülmemeliydin dökülmemeliydi dökülmemeliydik dökülmemeliydiniz dökülmemeliydiler
rivayet dökülmemeliymişim dökülmemeliymişsin dökülmemeliymiş dökülmemeliymişiz dökülmemeliymişsiniz dökülmemeliymişler
şart dökülmemeliysem dökülmemeliysen dökülmemeliyse dökülmemeliysek dökülmemeliyseniz dökülmemeliyseler
dökülmemelilerse
emir basit dökülme dökülmesin dökülmeyin
dökülmeyiniz
dökülmesinler
hikâye
rivayet
şart

Deyimler

[düzenle]

başından aşağı kaynar sular dökülmek, dişleri dökülmek, lakırtı ağzından dökülmek, saçılıp dökülmek, tepesinden kaynar sular dökülmek

Çeviriler

[düzenle]

çeviriler

Kaynakça

[düzenle]