yüz
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Köken
[düzenle]Ad
[düzenle]yüz (belirtme hâli yüzü, çoğulu yüzler)

(ön ad): Belki de bu para şimdiki muadili paradan yüz kat daha değerliydi.
Köken
[düzenle]Ad 2
[düzenle]



- (anatomi) Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm; beniz, duluk, didar, sima, çehre, surat, suret, vecih, faça, bet.
- 2019:Batuhan AŞIKTOPRAK, 2019, Kurdun Postu, sayfa 20 , Varlık Yayınları
- "Ben masaya yaklaşan bu çiçek bozuğu yüzün herhangi bir adamın yüzü olmadığını hatırlayana kadar, Refik Bey kendisine safça bakan gözlerimi yakaladı, tanıdı ve bir şişe rakıya sarılır gibi ona sarıldı."
- 2019:Batuhan AŞIKTOPRAK, 2019, Kurdun Postu, sayfa 20 , Varlık Yayınları
- yüzey.
- Kesici araçlarda ağız.
- (kumaş) Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü.
- Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş.
- Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret.
- taraf.
- 2022:Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı, Huzur, sayfa 386 , Dergâh Yayınları
- "Diskin birinci tarafı bir hırıltıda bitti. Doktor genç adama bakmadan ikinci yüzünü koydu."
- 2022:Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı, Huzur, sayfa 386 , Dergâh Yayınları
- (mimarlık) Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin her biri.
- (mecaz, duygular) utanma.
Çekimleme
[düzenle]- On kere on, doksan dokuzdan bir artık.
Ön ad
[düzenle]yüz (karşılaştırma daha yüz, üstünlük en yüz)
- On kere on, doksan dokuzdan bir artık.
Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]yüz bulmak, yüz çevirmek, yüze çıkmak, yüze duramamak, yüze gelmek, yüze gülmek, yüz etmek, yüze vurmak, yüz geri etmek, yüz göstermek, yüz kızartmak, yüz kızdırmak, yüz surat davul derisi, yüzü mahkeme duvarı, yüz sürmek, yüz takınmak, bir şeye yüz tutmak, yüz tutmak, bir şeyin yüzü açılmak, yüzü asılmak, yüzü düşmek, bir şey yüzü görmemek, yüzü gözü açılmak, yüzü gülmek, birinin yüzü kâğıt gibi olmak, yüzü kalmamak, yüzü karışmak yüzü allak bullak olmak , yüzü alabora olmak, yüzü kasap süngeriyle silinmiş, yüzü kızarmak, yüzü kireç gibi olmak yüzü kireç gibi ağarmak, yüzü kireç kesilmek, yüzünden akmak, yüzünden düşen bin parça olmak, yüzünden kan damlamak, yüzünden okumak, yüzünden okunmak, yüzüne bağırmak, yüzüne bakamaz olmak, yüzüne bakılacak gibi olmak, yüzüne bakılır olmak, yüzüne bakılmaz olmak, yüzüne bakmamak, yüzüne bakmaya kıyamamak, yüzüne bir daha bakmamak, yüzüne duramamak, yüzüne gözüne bulaştırmak, yüzüne gülmek, yüzüne hasret kalmak, yüzüne kan gelmek, yüzüne karşı, yüzüne su çarpmak, yüzüne vurmak , yüzüne çarpmak, yüzüne yazmak, birinin yüzünü ağartmak, yüzünü buruşturmak , yüzünü ekşitmek, yüzünü duvara yapıştırmak, yüzünü gören cennetlik, yüzünü görmemek, birinin yüzünü gözünü açmak, yüzünü güldürmek, yüzünü kara çıkarmak, yüzünü karartmak, birinin yüzünü kızartmak, yüzünü kızartmak , yüzünü kızdırmak, yüzünün derisi kalın, yüzünün derisi yere geçmek, yüzünü şeytan görsün, yüzünt unutmak, yüzünü yere getirmek , yüzünü yere geçirmek, yüzünüze güller, yüzü olmamak, yüzü sararmak, yüzü seçilmemek, yüzü sıcak olmak, yüzü soğuk olmak, yüzü suyu hürmetine, yüzü suyuna, bir şeye yüzü tutmamak, yüzü yazılı kalmak, yüzü yere gelmek, yüzü yere geçmek, yüz vermemek, yüz yapmak, yüz yazmak.
Türetilmiş kavramlar
[düzenle]yüz akı, yüzbeyüz, yüz görümlüğü, yüz göz, yüz havlusu, yüz kalıbı, yüz kaplama, yüz karası, yüz kızartıcı suç, yüz kiri, yüz ölçümü, yüz sabunu, yüz sineği, yüzsuyu, yüzüstü, yüz yazısı, yüz yüze, yüze gülücü, yüze soğurma, yüzü ak, yüzü asık, yüzü astarlı, yüzü astarsız, yüzü kara, yüzükoyun, yüzü pek, yüzü yerde, yüzü yumuşak, arayüz, arka yüz, asık yüz, çatık yüz, dış yüz, eğri yüz, ekşi yüz, güler yüz, içyüz, iç yüz, kara yüz, paralel yüz, ters yüz, o yüzden, şu yüzden, gökyüzü, ters yüzü, yeryüzü, yorgan yüzü, eli yüzü düzgün, eli yüzü temiz.
Çeviriler
[düzenle]
|
Çeviriler
[düzenle]
|
Eylem
[düzenle]yüz
- yüzmek (eylem) sözcüğünün dilek-emir kipi basit ikinci tekil şahıs olumlu çekimi
Azerice
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: yüz
Sayı adı
[düzenle]yüz
Çağatayca
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: yüz
Ad
[düzenle]Kırım Tatarcası
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: yüz
Ad
[düzenle]yüz
- (anatomi) yüz
Kaynakça
[düzenle]- KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.
- Türkçe 1 heceli sözcükler
- Türkçe IPA okunuşu olan sözcükler
- Türkçe ses dosyaları olan sözcükler
- Türkçe sözcükler
- Türkçe adlar
- Türkçede anatomi
- Türkçe kitaptan tanıklıklar
- Türkçede kumaş
- Türkçede mimarlık
- Türkçede duygular
- Türkçe ön adlar
- Türkçe çekimli eylemler
- Azerice 1 heceli sözcükler
- Azerice sözcükler
- Azerice sayı adları
- Çağatayca 1 heceli sözcükler
- Kırım Tatarca 1 heceli sözcükler
- Kırım Tatarca sözcükler
- Kırım Tatarca adlar
- Üç haneli sayılar